İçinde DOLDURMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "doldurma" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde doldurma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu doldurma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında doldurma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DOLDURMA

Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.

DOLDURMAK

Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.

AŞIRIDOLDURMA

Yüksek güç almak amacıyla, motora doğal hava basıncından daha yüksek basınçlı hava gönderme işlemi.

  -   -   -  

Anlamında DOLDURMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DOLDURMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HALVETHANE

Saraylarda girilmesi yasak olan oda. Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda.

DOLGU

Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde. Toprak doldurma işlemi. Bu işlemin sonucu. Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme.

BURÇ

Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.

DOLDURTMAK

Doldurma işini yaptırmak.

ISKARÇA

Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.

DOLDURUŞ

Doldurma işi.

İMLA

Yazım. Doldurma, doldurulma.

DORUKLAMAK

Bir kabı tepeleme doldurmak.

BESLEMEK

Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.

İÇİRİK

Yatak doldurmaya yarayan yün, pamuk, kıtık vb. şeyler.

FIÇILAMA

Fıçıya koyma, fıçıya doldurma.

HAMALLIK

Taşıyıcılık. Hamala verilen para, hamaliye. Kaba ve ağır iş. Gereksiz yere yüklenme. Zihni gereksiz bilgilerle doldurma.

DUBLAJ

Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.

ÇUVALLAMAK

Çuvala doldurmak. Başaramamak.

BALIKLANDIRMAK

Balık ile doldurmak, süslemek.

HAŞİV

Doldurma. Yazıyı veya konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma.

KAPAMAK

Bir açıklığı örtmek için bir şeyi, açık yerin üzerine getirmek. Tıkamak, içini doldurmak. Ortalıktan alıp saklamak. Bir yere sokup dışarı çıkmasına engel olmak, hapsetmek. Su, elektrik gelişini kesmek. Karşılamak, denk gelmek. Hava bulutlarla kaplanmak, sıkıntılı bir hâl almak. Üzerinde durmamak, bir şey üzerinde konuşmayı bırakmak. Geçişi engellemek. Bir şeyin görünmesine engel olmak. Çalışamaz, görev ve iş yapamaz duruma getirmek.

DOLUM

Doldurma işi.

ÇİNKO

Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn). Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma. Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak dolduran kişinin kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz. Bu elementten yapılmış.

KAPLAMAK

Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Doldurmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Çepeçevre sarmak, kuşatmak.