Kelimeler arşivinde; içinde "değer" olan, toplam 72 tane kelime bulunuyor. İçerisinde değer bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu değer ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında değer olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEĞERLENDİREBİLME, DEĞERLENDİRİVERME, DEĞERSİZLEŞEBİLME, DEĞERSİZLEŞTİRİCİ, DEĞERSİZLEŞTİRMEK
DEĞERLENDİRMELİK, DEĞERLENDİRİLMEK, BİYOEŞDEĞERLİLİK, DEĞERSİZLEŞTİRME
DEĞERLENDİRİLİŞ, DEĞERLENEBİLMEK, DEĞERLENİVERMEK, DEĞERLENDİRİLME
ÖZDEĞERLENDİRİ, DEĞERSİZLEŞMEK, DEĞERLENDİRMEK, DEĞERLENİVERME, DEĞERLENEBİLME, DEĞERBİLMEZLİK
DEĞERLENDİRİM, DEĞERSİZLEŞME, DEĞERLENDİRME, DEĞERBİLİRLİK, ÖRNEKLEMDEĞER
İÇDEĞERBİÇİM, EŞDEĞERLEYİM
ÖZDEĞERLEME, ÖLÇEKDEĞERİ, DEĞERBİLMEZ, DEĞERLEMECİ, DEĞERLENMEK, DEĞERDEŞLİK, DEĞERSİZLİK
EŞDEĞERLİK, EVRENDEĞER, DEĞERYAZIM, DEĞERLİLİK, SAYGIDEĞER, DEĞERBİLİR, DEĞERLENME, ÖNTÜMDEĞER, DEĞERLEMEK, SEVGİDEĞER, DEĞERLENİŞ, SÜRÜMDEĞER, TEKDEĞERLİ
DEĞERLEME, ISILDEĞER, TEPEDEĞER, DEĞERİREK
GİZDEĞER, ÜNÜDEĞER, TÜMDEĞER, DEĞERİMİ, CANDEĞER, PEKDEĞER, DEĞERLİK, DEĞERMEN, BAĞDEĞER, KANDEĞER, DEĞERSİZ, GÜNDEĞER, GÜLDEĞER
DEĞERMİ, ÖZDEĞER, EŞDEĞER, DEĞERGE, GÜDEĞER, UÇDEĞER, DEĞERLİ
DEĞERİ
DEĞER
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
DEĞERSİZLEŞMEK
Değersiz duruma gelmek.
DEĞERLENDİRMELİK
Yeniden yol yapımı, önündeki yolun asfaltlanması ve benzeri nedenlerle değerleri arttırılmış olan binalardan alınan vergi.
DEĞERSİZLEŞTİRMEK
Değersiz duruma getirmek.
DEĞERSİZLEŞTİRME
Değersizleştirmek işi.
DEĞERLENDİRİVERME
Değerlendirivermek işi.
DEĞERSİZLEŞTİRİCİ
Kemleyici kelimesinin anlamdaşı.
DEĞERLENİVERMEK
Çabucak değerlenmek.
DEĞERSİZLEŞEBİLME
Değersizleşebilmek işi.
BİYOEŞDEĞERLİLİK
Farmasötik eşdeğer olan iki müstahzarın aynı molar dozda verilişinden sonra biyoyararlanımlarının ve böylece terapötik etkilerinin hem etkinlik hem de güvenlik bakımından aynı olmasını sağlayacak derecede benzer olması.
DEĞERLENEBİLMEK
Değerlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEĞERLENDİRİLME
Değerlendirilmek işi, kıymetlendirilme.
DEĞERLENDİRİLİŞ
Değerlendirilme işi.
ÖZDEĞERLENDİRİ
Bir kimsenin, türlü öğrenme alanlarındaki ilerleyişini ya da başarısını belli amaçlara göre kendi kendine ölçüp değerlendirmesi.
DEĞERLENDİRİLMEK
Değerlendirme işi yapılmak, kıymetlendirilmek.
DEĞERLENDİREBİLME
Değerlendirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde DEĞER geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMİN
Amonyaktaki hidrojen yerine, tek değerli hidrokarbonlu köklerin geçmesiyle oluşan ürünlerin genel adı.
ALÇALMAK
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek. İnsanın değeri azalmak.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AMORTİ
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil. Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
ALTIN
Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Altından yapılmış sikke. Üstün nitelikli, değerli. Bu elementten yapılmış.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
ALÇALTMAK
Alçak duruma getirmek. Değerini azaltmak.
ADİ
Değersiz, kötü, sıradan, hiçbir özelliği olmayan. Bayağı. Aşağılık, alçak.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.