İçinde DAĞINIK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dağınık" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dağınık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dağınık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dağınık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

DARMADAĞINIKLIK

12 harfli kelimeler

DARMADAĞINIK, DAĞINIKCILIK

10 harfli kelimeler

DAĞINIKLIK

9 harfli kelimeler

DAĞINIKÇA, DAĞINIKCI

7 harfli kelimeler

DAĞINIK

Bazı kelimelerin anlamları

DAĞINIK

Geniş bir alana yayılmış olan. Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız. Düşüncelerini toparlayamayan. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık. Hoş görünmeyen, uyumsuz.

DAĞINIKCILIK

Malın doğrudan doğruya tüketiciye bölüntülü olarak satılması.

DARMADAĞINIK

Darmadağın.

DAĞINIKLIK

Dağınık olma durumu.

DAĞINIKÇA

Biraz dağılmış, dağınık gibi.

DAĞINIKCI

Dağınık olarak mal satan.

DARMADAĞINIKLIK

Darmadağınlık.

  -   -   -  

Anlamında DAĞINIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DAĞINIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PASPALLIK

Bakımsızlık, dağınıklık.

PASPAL

Bakımsız, dağınık, pis (kimse, kılık vb.). Çok kepekli un. Kötü cins esrar.

PEJMÜRDE

Eski püskü, yırtık. Dağınık, perişan.

PERİŞAN

Dağınık, düzensiz, karmakarışık. Acınacak durumda olan, zavallı.

PERAKENDE

Malların teker teker ya da birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı. Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan. Bu biçimde alınan veya satılan.

MÜTEFERRİK

Ayrılmış, dağınık.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

KARIŞIK

Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.

DANDİNİ

(da'ndini) Düzensiz, karışık, darmadağınık. Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçen bir söz.

ÖRMEK

İplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak ya da geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak. Kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak. Estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak. Duvar yapmak veya onarmak. Saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak. Müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak.

GAYRİMUNTAZAM

Düzensiz, dağınık, gelişigüzel.

GRUPLANDIRMAK

Gruplara ayırmak. Dağınık olan şeyleri toplayarak grup oluşturmak.

HERCÜMERÇ

Altüst, karmakarışık, darmadağınık, allak bullak.

KARMAKARIŞIK

Dağınık, düzensiz, çok karışık. Huzursuz, kararsız, karmaşık.

KARIŞMAK

İki veya ikiden çok şey bir araya gelip birbirinin içinde dağılmak, birbirinin içine girmek. Müdahale etmek, araya girmek. Bir araya gelmek, katılmak. Düzensiz, dağınık olmak. Bulanmak, duruluğunu yitirmek. İlgilenmek, müdahale etmek, el atmak. Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek. Engellemek, araya girmek. Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.

AFAL

Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.

DARMADAĞIN

Çok dağınık ve karışık, darmadağınık, tarumar.

CEMİYETLİ

Cemiyet içinde geçen, derli toplu, dağınık olmayan.

ÇÖKERTMEK

Çöktürüp oturtmak. Moral bozmak, dağınıklığa yol açmak. Bulunduğu yere yıkmak, çökmesini sağlamak.

DERİNLİK

Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı. Yanaşık ya da dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık. En duyarlı nokta. Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu. Bulunulan yere göre uzakta olan yer. Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi. Karanlık, bilinmeyen dönem. Bir konunun veya durumun özü.