İçinde DAKİK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "dakik" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde dakik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu dakik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında dakik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

DAKİK

Düzenli işleyen, aksamayan. Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren.

DAKİKASINDA

Hemen o anda.

DAKİKALAMA

Oyunun süresini hesaplayabilmek için her bölümün kaçar dakika sürdüğünü saptama. Tamamlanmış bir filmin ya da televizyon izlencesinin kaç dakika tutacağını kestirmek amacıyla çevirim senaryosu üzerinde çekimlerin uzunluğunu hesaplama. Oyunun uzunluğunu, her perdenin, her sahnenin kaç dakika sürdüğünü hesaplama.

DAKİKALIK

Belli bir dakika süresince yapılan veya olan.

DAKİKA

Bir saatlik zamanın altmışta biri. Bir derecenin altmışta biri. An, zaman.

DAKİKALARCA

Uzun süre.

  -   -   -  

Anlamında DAKİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde DAKİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DAGGA

Dakika. Dakika, karşılığı dahıha, dahıyha.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

KIRKBEŞLİK

Çekirdeği 11,43 milimetre çapında olan mermiyi atabilen bir tabanca türü. Dönme hızı dakikada kırk beş devir olan plak.

SAAT

Bir günlük sürenin yirmi dörtte birine eşit, altmış dakikalık zaman dilimi, zaman parçası. Günün hangi anı olduğunu gösteren alet. Vakit, zaman. Sayaç. Bir işin yapıldığı belli bir zaman.

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.

BİREYDİ

Bu ne sabırsızlık: Aman bireydi. Beş dakika daha bekleyemediniz ha!.

DAHGA

Dakika.

DOLDURBOŞALT

Oyunun son dakikalarında galip olan takım tarafından oyalama amacıyla topu uzun paslarla rakip kale önüne gönderme. Nöbet sonrası namluda merminin kalıp kalmadığını denetlemek için verilen komut.

ŞİPŞAKÇI

Sokakta fotoğraf çekip beş on dakika içinde hazırlayıp satan fotoğrafçı, şipşak.

DAGİGA

Dakika, karşılığı dakka.

MAVZER

Atış hızı dakikada ortalama altı mermi olan ve orduda kullanılan bir tüfek tipi.

YIL

Dünya'nın, Güneş çevresinde tam bir dolanım yapması için geçen 365 gün, 5 saat ve 49 dakikalık zaman. Miladi takvime göre ocak ayının birinde başlayıp aralık ayının otuz birinde sona eren on iki aylık dönem, sene. On iki aylık dönem.

ANBEAN

Her an. Giderek. Dakika dakika. Ara sıra.

ÇEYREK

Dörtte bir. On beş dakikalık zaman. Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş. Çeyrek altın. Alman markı.

SANİYE

Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi. Fizik ve mekanikte zaman birimi. Bir derecenin üç bin altı yüzde biri.

BALLAT

Tembel: Ne kadar ballatsın beş dakikalık işi iki günde yapamadın.

YELKOVAN

Saatin, dakikaları gösteren ve akrepten daha uzun olan ibresi. Yelkovangillerden, kanatları sivri, siyahımsı veya kül rengi gövdeli bir deniz kuşu (Puffinus). Yelin yönünü göstermek için dik bir eksene geçirilen türlü biçimlerde, hafif levha.

TAŞİKARDİ

Kalp atım sayısının dakikada 100 atımın üstüne çıkması.

DAKGA

Dakika.

UZATMA

Uzatmak işi, temdit. Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası. Oyun içerisindeki duraklama dakikaları. Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı. Ünlülerin uzun söylenişi. Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek.