Kelimeler arşivinde; içinde "cılız" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cılız bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cılız ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cılız olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CILIZLAŞMAK
CILIZLAŞMA, CILIZLAMAK
CILIZLIK
CILIZ
CILIZ
Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.
CILIZLAŞMAK
Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak. Gücünü, değerini yitirmek. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.
CILIZLAMAK
Oyunda mızıkçılık etmek.
CILIZLIK
Cılız olma durumu.
CILIZLAŞMA
Cılızlaşmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde CILIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
ZAYIF
Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.
ALIZLAMAK
Cılız taneleri samandan ayırmak için savurmak. Zayıflamak.
ÇALGIN
Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.
KURADA
İşe yaramaz, yıpranmış, eskimiş, bozulmuş (eşya). Gelişmemiş, cılız.
ALĞIN
Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Sevdalı, âşık, vurgun. Öfkeli, kinli, düşman.
ACARIH
Zayıf, cılız, hastalıklı.
KAVRULMAK
Kavurma işi yapılmak. Hayatın acılarına uğramak. Dış etkenler yüzünden özelliklerini yitirmek. Yaşı ilerlemesine karşın iyi gelişememek, cılız kalmak.
KEL
Saçı dökülmüş olan (kimse). İçinde az eşya bulunan. Çıplak (doğa), yaprakları dökülmüş (bitki). Gelişmemiş, cılız (bitki).
ALĞUN
Renksiz, cılız, zayıf, hastalıklı, yılgın. Lâğım, su yolu. Dalgın.
KURUTMAK
Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek. Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Uğursuzluk getirmek, yok etmek. Cılız duruma getirmek, zayıflatmak. Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek.
ADECE
Kuyruğu çok küçük ve cılız koyun.
KURUMAK
Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek. Çok susamak. Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak. Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek. Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak. Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek.
ALIZ
Zayıf, cılız. Yaz ekini. Aşılanmamış dağ armudu. Kurnaz, sinsi. Kurnaz, sinsi ve açgözlü: O ne alız tilkidir, bilirim ben onu.
SARARTMA
Sarartmak işi. Cılız ve soluk renkli kimse.
CIRBOĞA
Bir tür çöl sıçanı (Dipus Caegyptius). Cılız, zayıf, çelimsiz çocuk.
NAHİF
İnce, duygulu, hassas. Zayıf, cılız, çelimsiz.
KARABACAK
Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar. Bu mantarın sebep olduğu hastalık.
ACARUK
Zayıf, cılız, hastalıklı. Yoksul, yarı aç, çıplak, sefil.
ARIK
Ark. Fide ya da fidan dikilen yer. Zayıf, cılız, kuru, sıska.