Kelimeler arşivinde; içinde "cec" olan, toplam 54 tane kelime bulunuyor. İçerisinde cec bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu cec ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında cec olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÜVENCECİLİK, İŞKENCECİLİK, GEPEGENCECİK
BÜYÜKCECELİ, GÖRECECİLİK, KÜÇÜKCECELİ
İNCECİKLER, İNCECİKTEN, HEMENCECİK, YENNİCECİK
HECECİLİK, İŞKENCECİ, İZLENCECİ, GECECİLİK, ÖNCECİLİK, GÜVENCECİ
MİNCECİK, NENCECÜK, BAHCECİK, TİNCECİK, TÜMCECİK, YENCECİK, YENCECÜK, GENCECÜK, GENCECİK
CECUCUK, GECECÜK, GÖCECÜK, GÖCECEK, CİCECİK, CECORİK, CECELER, İNCECİK, ERCECİK
ÖNCECİ, GECECİ, HECECİ, CECALA, CECARA, CECELİ, CECİME, CECEYH
CECÜN, CECEM, CECİK, CECİM, CECİN, CECİP, CECÜK, CECÜM, ECECE
CECİ, CECE
CEC
CEC
Savrularak samanından ayrılmış tahıl yığını.
HEMENCECİK
Çabucak.
BÜYÜKCECELİ
Kırıkkale şehri, Keskin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YENNİCECİK
Hafif, ağırlığı az olan.
İNCECİKTEN
Belli belirsiz bir biçimde.
GEPEGENCECİK
Gencecik.
İŞKENCECİLİK
İşkenceci olma durumu.
İŞKENCECİ
İşkence yapan kimse.
GÖRECECİLİK
Görecelik.
GÜVENCECİLİK
Garantörlük.
İZLENCECİ
Sinemalarda izlenceleri düzenleyen kimse.
İNCECİKLER
İzmir ilinde, Bergama ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HECECİLİK
Hececi olma durumu.
KÜÇÜKCECELİ
Kırıkkale şehrinde, Keskin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
GECECİLİK
Gececi olma durumu.
ÖNCECİLİK
Bir şeyi başkalarından önce yapma işi, inisiyatif. Önde gelme işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde CEC geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CECE
İhtiyar, hıristiyan kadını. Yok anlamında kullanılır: Bizde şeker cece. Kalıntı, bir şeyi eritip süzdükten sonra kalan tortu. Arı peteklerinin eritilerek mumu alındıktan sonra kalan kısmı. Abla. Ağabey. Et (çocuk dilinde).
PAMUKLANMAK
Üstü incecik pamuk biçiminde küf bağlamak. Toz pamuk gibi olmak.
GEPEGENÇ
Gencecik.
CILGA
İnce, dar, taşlı yol, patika. İnce dal. Odun lifleri, kıymık. Küçük pulluk. Engel. Samanın uçmasını önleyen kazıkların her biri. Deste olarak dizilmiş ekin. Hayvanlar için ağaçtan yapılmış nazarlık. Fundalık. İnce dar yol, patika. Biçilmiş, bağlam yapılmamış ekin. Dar yol, patika, az akan su. İnce uzun, incecik. Yamaçlardaki tarlaları sürmek için kullanılan eğik saban. (Tıtgir, Ilıca Erzurum). Altı çift öküzle çekilen iki tekerlekli saban. (Çıldır Kars). Tek döner kulaklı pulluk. (Ispir Erzurum). İşleme (Darıveren Acıpayam Denizli). Biçilmiş ekin yığını. (Kamanlar, Ilıca Güdül Ankara; Yenikent Aksaray Niğde) (cıvga) : (Adalıkuzu Güdül Ankara) (cuğul) : (Minoz Kavak Samsun).
HARBICA
Hemencecik, çabucak.
İNCEREK
Zayıfa yakın, incecik.
ÇABUCAK
Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.
DURKALA
Az kalsın, hemencecik: Durkala attan düşüyordu.
GENCECİK
Çok genç, gepegenç, gepegencecik.
CILGI
İnce, dar, taşlı yol, patika. Deriden yapılmış su tulumu. İnce uzun bez veya tülbent. İncecik bağ. Çakı veya bıçakların ucunda bulunup zincir takmakta kullanılan halka. Kendine sahip olamayıp yerli yersiz konuşan (kimse.). İnce dar yol, patika. Beyaz tüylerden müteşekkil tüy demeti.
GARANTÖR
Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet), güvenceci. Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülükten, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi.
PUL
Posta parası karşılığı mektup zarfı, kartpostallara ve damga resmine karşılık kâğıtlara yapıştırılan, basılı küçük kâğıt parçası. Vida, cıvata vb. şeylerin boynuna geçirilen, ortası delik metal levhacık. Balıkların, sürüngenlerin ve bazı kuşlarla memelilerin vücudunu kaplayan boynuzsu, sert levhacık. Propaganda amacıyla kullanılan yazılı küçük kâğıt. Akçeden küçük metal para. Üzerinde bulunduğu organa yapışık, biçim ve yapıca çok basit yaprakların her biri. Tavla oyununda kullanılan, plastik, tahta vb.nden yapılmış yassı yuvarlak levhacık. Küçük ve ince tabakacıklar. Bazı giysilerde süs olarak kullanılan parlak, incecik, genellikle metal levhacık.
CECİN
Darı samanı: Bunun cecinini mal yemez.
TOZAN
İncecik toz tanesi. Tozu çok olan yer.
GÖRECELİK
Bağıntılılık öğretisi, özellikle bilginin bağıntılı olduğunu ileri süren her türlü felsefe öğretisi, görececilik, bağıntıcılık, izafiye, rölativizm.
İNİSİYATİF
Öncecilik, üstünlük. Karar verme yetkisi. Gerekli kararları almayı bilen kişinin niteliği.
GEVRECİK
Çok gevrek veya incecik. Çok taze, yumuşacık.
GARANTÖRLÜK
Garantör olma durumu, güvencecilik.
İPİNCE
Çok ince, incecik.
ERKENDEN
Erken olarak, çok erken, ercecik.