Kelimeler arşivinde; içinde "bürüm" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bürüm bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bürüm ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bürüm olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÜRÜMEDEN
BÜRÜMCEK, BÜRÜMCÜK, BÜRÜMCEH, BÜRÜMEDİ
BÜRÜMEK, BÜRÜMBE, BÜRÜMEN, BÜRÜMKE
BÜRÜME
BÜRÜM
BÜRÜM
Arapların başlarına koydukları poşu üzerine geçirilen halka şeklinde kalın ip. Giyim eşyası. Şemsiye. Bir eğriler takımının ya da yüzeyler takımının her bir öğesine teğet olan eğri ya da yüzey. Kastamonu kenti, Küre ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Sinop şehri, Boyabat ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BÜRÜMCEH
Baş örtüsü.
BÜRÜMEN
İpekten yapılmış elbise.
BÜRÜMCÜK
Ham ipekten dokunmuş ince kumaş. Ham ipekten yapılmış başörtüsü. Bu kumaştan yapılmış.
BÜRÜME
Bürümek işi.
BÜRÜMCEK
Koza gibi yumaklanmış şey.
BÜRÜMBE
Baş örtüsü.
BÜRÜMKE
Başörtüsü.
BÜRÜMEK
Sarmak, kaplamak, örtmek, basmak, istila etmek. Çok, güçlü etkilemek.
BÜRÜMEDEN
Üstünkörü, gelişigüzel.
BÜRÜMEDİ
Baş örtüsü.
Bu bölümde tanımı içerisinde BÜRÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MALAZ
Sulak yer. Sürülmemiş, ot bürümüş toprak. Su altında kalan, su basmış tarla.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
BÜRÜNMEK
Bürüme işine konu olmak. Herhangi bir görünüşe, kimliğe girmek.
VELE
İnce, renkli, ipekli değerli kumaş. Renkli kumaş parçaları. Gelinlerin kına çaputu. Bürümcük. İpek giysi. Düğün. Düğünde güvey evinden gelin evine gelen konukların yaptıkları oyun, gösteri ve konuşma: AIV gilin düğününde veleye gittik.
BÜRÜNCEK
Baş örtüsü. Çarşaf, çar. Duvak. bürük. Kaput, palto, pelerin cinsinden elbise. Saç örtüsü. Bürümcek. Erzincan kenti, İliç belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa şehrinde, Dağbaşı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BÜRÜYÜŞ
Bürüme işi.
BÜRÜYEBİLMEK
Bürüme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
TALAMAK
Kaplamak, bürümek : Evin içini karınca taladı. Ağrıyacak ve kızaracak biçimde sürtünmek, dalamak. Köpek ısırmak. Aşık oyununda aşığın düz yanı üste gelmek. Kaplamak, bürümek, yayılmak. Çalmak. Yağmalamak, yok etmek. Hayvan ısırmak, sokmak. Boğmak, hırpalamak. Yağmalamak. Dalamak, ısırmak, batmak, çizmek. Aramak, didik didik etmek. Yağma etmek.
KESE
Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. Kısa, kestirme (yol). Beş yüz kuruşluk para birimi. Bazı şeylerin üzerine geçirilen, kumaştan çanta biçiminde kap. Bir kimsenin mal varlığı. Su bitkilerinde içi hava ile dolu olan ve bitkinin suda yüzer durumda kalmasını sağlayan şişkinlik. Organizmanın bazı boşlukları. Bu küçük torba miktarında olan. Yıkanırken kir çıkartmak için ele geçirilen, vücudu ovmaya yarayan, bürümcükten, cep biçiminde bez.
TOZLA
Kısır koyun. Rüzgârların kurak bölgelerden az çok yağışlı bölgelere taşıyıp, yığdıkları, katmanlaşmamış, ince öğelerden oluşan, kalın ve bitek topraklar. Karaların iç bölgelerindeki üstlerini otlar bürümüş bozkırlarda, yelin savurduğu ve kalın yığınlar biçiminde biriktirdiği ince tozlar bölgesi.
HİLALİ
Bir çeşit bez, bürümcük. Hilal biçiminde. Yeni ay biçiminde olan. Yeni ay ile ilgili.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
İSTİLA
Bir ülkeyi silah gücüyle ele geçirme. Yayılma, kaplama, sarma, bürüme.
HELALİ
Ham ipekten dokunmuş bürümceğe pamuk ipliği katılarak elde edilen kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
KEZİ
Bürümcük.
JORJET
Bürümcük görünüşlü, çok bükümlü, genellikle pamuk iplikleri ile dokunmuş bir kumaş. Bu kumaştan yapılan.