İçinde BÖLÜM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "bölüm" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bölüm bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu bölüm ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bölüm olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRİLMEK

15 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRİLME, BÖLÜMLENDİRİLİŞ

14 harfli kelimeler

BÖLÜMLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

YERBÖLÜMTASAR, YERBÖLÜMCÜLÜK, BÖLÜMLENDİRME

12 harfli kelimeler

YERBÖLÜMLEME

11 harfli kelimeler

BÖLÜMLENMEK

10 harfli kelimeler

ALTINBÖLÜM, YERBÖLÜMCÜ, BÖLÜMLENİŞ, BÖLÜMLEMEK, BÖLÜMLENME

9 harfli kelimeler

BÖLÜMLEME, ÜÇEŞBÖLÜM, SÜREBÖLÜM

8 harfli kelimeler

BÖLÜMLÜK, YERBÖLÜM, YANBÖLÜM, İŞBÖLÜMÜ, ALTBÖLÜM, BÖLÜMSEL

7 harfli kelimeler

EŞBÖLÜM, BÖLÜMLÜ, BÖLÜMCE

5 harfli kelimeler

BÖLÜM

Bazı kelimelerin anlamları

BÖLÜM

Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Çağ, devir. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı.

BÖLÜMLENDİRİLME

Bölümlendirilmek işi.

YERBÖLÜMCÜLÜK

Yerbölümleme işine yardımcı olmayı uğraş edinerek bu yoldan para kazanmakta olan insanların yaptıkları iş.

BÖLÜMLENDİRME

Bölümlendirmek işi, sınıflandırma.

YERBÖLÜMCÜ

Kent ve kasabaların gelişme alanlarındaki tarla nitelikli toprakları ucuz iken satın alarak, yerel yönetimden yerbölümleme oluru çıkaran ve daha sonra konut yapmak isteyenlere yüksek satış edenleriyle satan vurguncu, bk. eylemli vurguncu.

BÖLÜMLENME

Bölümlenmek işi.

ALTINBÖLÜM

Mobilya buluşu yapılırken genellikle dikdörtgene benzeyen biçimlendirmelerde uyulan, kenarlar arasındaki 1: 1,6 lık oran.

BÖLÜMLEMEK

Birçok şey arasında, birbirine eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak, sınıflamak, tasnif etmek, tasniflemek.

BÖLÜMLENDİRMEK

Bir şeyi bölümlere ayırmak, sınıflandırmak.

YERBÖLÜMTASAR

Bir kentin ya da kasabanın tümünde ya da bir bölümünde, yerbölümlemenin hangi ilkelere bağlı olarak yapılacağını, yerbölümlerin yerini ve sınırlarını gösteren harita.

BÖLÜMLENMEK

Bölümleme işine konu olmak, sınıflanmak.

BÖLÜMLENİŞ

Bölümlenme işi, sınıflanış.

BÖLÜMLENDİRİLİŞ

Bölümlendirilme işi.

YERBÖLÜMLEME

Genellikle tarımsal nitelikte olan belli bir toprak parçasının, kentin düzentasarısına ve bayındırım kurallarına uygun biçimde, anayolları ve yeşil alanları belirtilmiş yapı alanlarına adacıklara, küçük parçalara ayrılması işlemi.

BÖLÜMLENDİRİLMEK

Bölümlendirme işi yapılmak.

BÖLÜMLEME

Bölümlemek işi, sınıflama, tasnif.

  -   -   -  

Anlamında BÖLÜM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BÖLÜM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALMANCA

Hint-Avrupa dillerinin Cermence kolundan, Almanya, Avusturya ile İsviçre'nin bir bölümünde kullanılan dil. Bu dille yazılmış olan.

AKROMATİN

Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.

AÇIT

Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.

ALIN

Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

ALTIPATLAR

Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

ANTİKA

Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

ALVEOL

Torba biçiminde küçük boşluk veya genişlemiş kısım. Akciğerde bronşçukların bittiği bölümde oksijen karbondioksit taşınmasını sağlayan minik kese biçimindeki boşlukların son ucu.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AKLİYE

Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu. Akılcılık. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü.

AKROMATİK

Beyaz ışığı çözümlemeden geçiren, renksemez. Hücrede boyayı kabul etmeyen (bölüm).

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AMELİYATHANE

Hastanelerde hastaların ameliyat edildiği özel bölüm.

APANDİS

Kör bağırsağın ince bir parmak gibi olan son bölümü.