Kelimeler arşivinde; içinde "bozulma" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bozulma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bozulma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bozulma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOZULMA
Bozulmak işi.
BOZULMAK
Bozma işine konu olmak. Dağılmak, bozguna uğramak. İyi ve değerli niteliğini yitirmek. Bir şeye kızmak, içerlemek. Taşıt arızalanmak. Yiyecek kokmak, yenilemeyecek duruma gelmek, ekşimek. Sağlığını yitirip zayıflamak.
BOZULMAMAK
Değişmemek, aynı kalmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOZULMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRIŞTIRMAK
Bütünün bozulmasına sebep olmak. Ayrışmasını sağlamak.
BOZGUN
Bir toplulukta karşılıklı güvenin bozulması ile beliren karışıklık. Yenilgi. Morali bozulmuş, çökmüş, yılgın. Bozulmuş, dağılmış.
BİÇİMSİZLEŞMEK
Biçimsiz duruma gelmek, biçimi bozulmak.
BILKIMAK
Bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, erimek.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
BAŞKALAŞMAK
Başka bir varlığa, niteliğe dönüşmek, değişmek, farklılık kazanmak. Biçim değiştirmek, istihale etmek. Kötüleşmek, bozulmak.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ARIZALANMA
Arızalanmak işi, bozulma.
ABDESTLİ
Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
AKORTSUZLAŞMAK
Akordu bozulmak.
ARIZALANMAK
Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak.
BOZUM
Bozulma işi, utangaçlık, mahcupluk.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
BÖLMEK
Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak.
AKMAN
Bozulmamış, saf, temiz.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
BOZULUŞ
Bozulma işi.