Kelimeler arşivinde; içinde "blok" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde blok bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu blok ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında blok olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BLOKLAŞMAK, BLOKSUZLUK
BLOKLAŞMA
MONOBLOK
BLOKNOT, BLOKSUZ
BLOKAJ, BLOKLU
BLOKE
BLOK
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
BLOKSUZ
Bağlantısız.
MONOBLOK
Tekgövde.
BLOKE
Kullanılması önlenmiş, el konulmuş.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
BLOKSUZLUK
Bloksuz davranma, bağlantısızlık.
BLOKLAŞMAK
Blok durumuna gelmek.
BLOKLAŞMA
Bloklaşmak işi.
BLOKNOT
Yaprakları kolayca çıkartılabilecek bir biçimde yapılmış not defteri.
BLOKLU
Blokları olan, bloklardan oluşan.
Bu bölümde tanımı içerisinde BLOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VEZAMİKOL
Veziküler asetilkolinin geri emilimini bloke eden ilaç.
ROKÜRONYUM
Aminosteroit türevi nöromüsküler bloke edici bir ilaç.
DUBLAJ
Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.
KARTİKAİN
Yapıca prokaine benzeyen, infiltrasyon anestezisi, sinir bloku anestezisi, epidural ve spinal anestezide kullanılan yerel anestezik ilaç.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
ANTİMETABOLİT
Enzim molekülünde koenzim veya substrat durumundaki esas metabolitin yerini alarak enzimin bloke olmasına neden olan ilaç veya zehir.
TOREMİFEN
Hedef hücrelerdeki sitosolik östrojen almaçlarını yarışmalı olarak bloke ederek etkiyen antiöstrojen bir ilaç.
DEMİRPERDE
İkinci Dünya Savaşı sonrası soğuk savaş döneminde, batılı ülkelerin kendilerini Doğu Bloku ülkelerinden ayıran sınıra ve bu ülkelere taktıkları ad.
TETANOSPAZMİN
Gangliositlere bağlanan ve nörotransmitterlerin salınımını inhibe eden, merkezi sinir sisteminin sinaptik terminallerini bloke ederek tetanozdaki tipik kas spazmlarına neden olan, en güçlü zehirlerden biri olarak bilinen, Clostridium tetani tarafından salgılanan nörotoksin özelliğinde ekzotoksin. Clostridium tetani'nin salgıladığı, gangliyositlere bağlanarak ve nörotransmitterlerin salınımını önleyerek ederek merkezi sinir sisteminin sinaptik terminallerini bloke eden ve böylece tetanosdaki tipik kas kasılmalarına neden olan nörotoksin özelliğinde ekzotoksin.
PREKÜRARİZASYON
Süksinilkolinin neden olduğu kas ağrısının yaygınlığını azaltmak için süksinilkolin enjeksiyonundan 3 dakika kadar önce, depolarizasyonsuz blok yapan bir ilacın, mutad felç edici dozunun 1/10-1/5'ine eşit ufak dozda uygulanması işlemi.
LİNOTİP
Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
YABLUK
Rusça kökenli yablok: elma (kullanılır bir kelime değildir; ancak metinlerinizde geçtiği için buraya alınmıştır.).
PANKURONYUM
Kas gevşetici etkisi olan steroit halka sistemine bağlı iki kuvarterner amin azotu içeren, nöromüsküler bloken ilaçlar grubundan sentetik bir madde.
LİZİN
İnsan besininde temel olan ve proteine katılan kutuplu, bazik bir amino asit, diaminokaproik asit. Beslenmede temel olan ve proteine katılan bazik bir aminoasit. Bütün proteinlerin esansiyel yapı bloku olarak genç hayvanlarda büyüme ve kemik gelişimi için gerekli, erginlerde kalsiyum emilimine yardımcı olan, eksikliğinde enerji eksikliği, kansızlık, büyümede gecikme ve cinsel fonksiyon bozuklukları oluşan, sembolü Lys ve K olan bazik ve esansiyel bir amino asit.
TEKGÖVDE
Parçalara ayrılmayan, bütün olarak bulunan, monoblok.
SAKSİTOKSİN
Deniz dinoflagellatlarında üretilen ve onları yiyen yumuşakçalardan izole edilen, sinir impulslarını tıkadığı için nörofizyoloji deneylerinde nörotoksin olarak kullanılan zehir. Kabuklu deniz hayvanlarından dinoflagellatlar tarafından üretilen ve onları tüketen kabuklu su ürünlerinde bulunane sodyum kanallarını bloke ederek sinir iletilerini engelleyen son derece güçlü, tetrodoksine benzer yapılı bir sinir zehri. Kabuklu su ürünü zehirlenmesine sebep olur.
TUTMAK
Elde bulundurmak, ele almak. Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak. Ulaşmak, varmak. Otobüs, vapur, uçak vb. hasta etmek. Uygun gelmek, çelişmez olmak. Bir şey düşünmek. Alacağa ya da vereceğe saymak. Hedef olarak almak. Kapatmak, sarmak. Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak, tevkif etmek. Avlamak. Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak. Bırakmamak. Beddua, dua, ah vb. etkisini göstermek, gerçekleşmek, yerine gelmek, varmak. Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek. Herhangi bir durumda bulundurmak. Beklenen sonucu vermek. Askerlikte, bankacılıkta durdurmak, blokaj. Gereğini yapmak, yerine getirmek. Başlamak. Sarmak, bürümek. Denetimi ve yetkisi altına almak. Hizmetine almak veya kiralamak. Yaklaştırmak. Bağlamak. İşgal etmek. Kaplamak. İzlemek. Bir kimsenin yerini almak. Benimsemek, beğenmek. Asılmak, kuvvetlice sarılmak. Biriktirmek, tasarruf etmek. Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncuyu yakından izlemek, markaja almak. Bir sanat eseri geniş ilgi görmek. Desteklemek, birinden yana çıkmak. Para toplamı ...-e varmak, değeri olmak. Sunmak. Kullanmak. Varsaymak, farz etmek. Bir şeyi kullanması için uzatmak. Yanında bulundurmak, alıkoymak. Bir yerde kalmasını sağlamak. Ele geçirmek, yakalamak. Sürmek, zaman almak. Kırağı, çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak, kalmak. İş görebilmek. Uğramak.
TOPUK
Ayağın yuvarlakça olan alt bölümü. Belli bir amaçla kazılmaksızın asıl yerinde bırakılan kömür bloku veya cevher kütlesi. Ökçe.