Kelimeler arşivinde; içinde "biy" olan, toplam 282 tane kelime bulunuyor. İçerisinde biy bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu biy ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında biy olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BİYOETKİNSİZLEŞME
BİYOMETEOROLOJİK, EDEBİYATSEVERLİK, ELEKTROBİYOLOJİK, TERBİYESİZCESİNE, TERBİYESİZLEŞMEK, BİYOEŞDEĞERLİLİK
BİYOMETEOROLOJİ, ELEKTROBİYOLOJİ, TERBİYESİZLEŞME, AKANTAMEBİYOZİS, BİYOAKÜMÜLASYON
BİYOELEKTRONİK, HİDROBİYOLOJİK, MİKROBİYOLOJİK, RADYOBİYOLOJİK, KIYMETİHARBİYE, ANTİBİYOTİKLER, ANTİMİKROBİYAL, BİYOAKTİVASYON, BİYOÇEŞİTLİLİK, BİYOELEMENTLER, BİYOETKİNLEŞME, BİYOFARMASÖTİK, BİYOİSTATİSTİK, DERMATOBİYOZİS, MAKROSİMBİYONT, TERBİYEBAŞLIĞI, TERBİYEGÖZLÜĞÜ
BİYOKATALİZÖR, BİYOMİKROSKOP, EDEBİYATSEVER, MİKROBİYOLOJİ, OTOBİYOGRAFİK, RADYOBİYOLOJİ, TERBİYESİZLİK, BİYOENERJETİK, BİYOİNDİKATÖR, EDEBİYATÇILIK, ENDOSİMBİYONT, ENTAMOBİYOZİS, ENTEROBİYOZİS, HİDROBİYOLOJİ, KRİYOBİYOLOJİ, KURABİYECİLİK, LİMNOBİYOLOJİ, PALEOBİYOLOJİ, TERMOBİYOLOJİ
ASABİYECİLİK, BİYOELEKTRİK, BİYOJEOGRAFİ, BİYOKİMYASAL, KAMBİYOCULUK, MİKROBİYOLOG, MÜREBBİYELİK, OTOBİYOGRAFİ, REBİYÜLEVVEL, TERBİYELEMEK, TERBİYELİLİK, TERBİYESİZCE, ABİYOGENETİK, AEROBİYOLOJİ, ANTİBİYOGRAM, BİYOALLETRİN, BİYOCOĞRAFYA, BİYOGÜVENLİK, BİYOJEOSENÖZ, ENDOSİMBİYOZ, FOTOBİYOLOJİ, KSENOBİYOTİK, NÖROBİYOLOJİ, PARASİMBİYUM, PATOBİYOLOJİ
ANTİBİYOTİK, BİYOMEDİKAL, BİYOMEKANİK, LEZBİYENİZM, LEZBİYENLİK, REBİYÜLAHİR, TERBİYELEME, ABİYOSESTON, AMFİBİYOTİK, BİYOARTIRIŞ, BİYODEĞİŞİM, BİYODÖNÜŞÜM, BİYOENERJİK, BİYOGENETİK, DİPLOBİYONT, ENDOBİYOTİK, HAPLOBİYONT, HİPOBİYOZİS, KRİPTOBİYAZ, LİMNOBİYONT, MAKROBİYOTA, MİKROBİYOTA, PROKAMBİYUM, PSÖDOLABİYA, SİMBİYOLOJİ, TERBİYEKOLU
BİYOENERJİ, BİYOGRAFİK, BİYOLOJİCİ, EDEBİYATÇA, EDEBİYATÇI, KOLOMBİYUM, KURABİYECİ, MAĞLUBİYET, MAHCUBİYET, MENSUBİYET, TERBİYESİZ, ABİYOGENEZ, ABİYOLOJİK, ABİYOTROFİ, BİYOFİTLER, İBİYHLİGUŞ, KSENOBİYOZ, LİMNOBİYOZ, MEZOBİYOTA, MİKROBİYAL, NEKROBİYOZ, OTOBİYOZİS, PREBİYOTİK, PROBİYOTİK, SELLOBİYOZ, SİMBİYONİK, SİMBİYOSİZ, SİMBİYOTİK, SİMBİYOZİS, SÜDDÜBİYAN, Devamını Oku »»
ASABİYECİ, BİYOFİZİK, BİYOGRAFİ, BİYOKİMYA, BİYOKÜTLE, BİYOLOJİK, CEMBİYELİ, GALİBİYET, HASEBİYLE, İTERBİYUM, KAMBİYOCU, MÜREBBİYE, SEBEBİYET, ŞEBİYELDA, TERBİYECİ, TERBİYELİ, TERBİYEVİ, TIBBİYELİ, ZAMBİYALI, ABİYOGENİ, ABİYOLOJİ, AEROBİYOZ, AMFİBİYOS, AMFİBİYÖZ, ANTİBİYOZ, BALIMBİYA, BİYOBÖLGE, BİYODENEY, BİYODİZEL, BİYOGENEZ, Devamını Oku »»
AMBİYANS, ASABİYET, BİYAPRAK, BİYOGRAF, BİYOLOJİ, BİYOSFER, BİYOŞİMİ, EDEBİYAT, KAMBİYUM, KANBİYİT, KURABİYE, LEZBİYEN, TERBİYUM, ABİYOTİK, ABİYOZİS, AMİBİYAZ, BİMBİYAZ, BİYAKTAN, BİYENMEK, BİYERİYE, BİYOETİK, BİYOFİLM, BİYOGARD, EŞBABİYE, GÖREBİYE, KÜREBİYE, PROBİYOZ, RABİYATE, SİMBİYON, SİMBİYOT, Devamını Oku »»
ASABİYE, BİYESİZ, BİYOGAZ, BİYOLOG, BİYONİK, BİYOPSİ, BİYOTİT, BİYOTOP, CEMBİYE, ERBİYUM, HARBİYE, KAMBİYO, TERBİYE, TIBBİYE, BİYABAN, BİYESİR, BİYİRİK, BİYOCUK, BİYOFAJ, DİBİYAH, ELBİYSE, GABİYLE, KUTBİYE, LABİYUM, REBİYYE, SULBİYE, SÜMBİYE, ŞÖBİYET, TABİYAT, URUBİYA, Devamını Oku »»
BİYELİ, ABİYOZ, BİYANA, BİYANİ, BİYBİY, BİYEME, BİYGİR, BİYMAK, DİMBİY, ENBİYA, GABİYE, GIBİYH, HEBİYE, KABİYE, LABİYE, LOBİYA, LOBİYE, LÖBİYE, NABİYE, NEBİYE, RABİYE, SABİYE
ABİYE, BİYEL, BİYAK, BİYAM, BİYAN, BİYAZ, BİYEN, BİYEZ, BİYİK, BİYİL, BİYİT, BİYKE, BİYLE, BİYUL, BİYYP
BİYE, ABİY, BİYO, EBİY
BİY
BİY
Şaşma, korku, pişmanlık, beğenmeme, öfke, acıma bildirir ünlem. Bir kere.
BİYOMETEOROLOJİ
Canlılar üzerinde hava olaylarının etkisini inceleyen bilim.
BİYOEŞDEĞERLİLİK
Farmasötik eşdeğer olan iki müstahzarın aynı molar dozda verilişinden sonra biyoyararlanımlarının ve böylece terapötik etkilerinin hem etkinlik hem de güvenlik bakımından aynı olmasını sağlayacak derecede benzer olması.
MİKROBİYOLOJİK
Mikrobiyoloji ile ilgili.
BİYOMETEOROLOJİK
Biyometeoroloji ile ilgili.
TERBİYESİZLEŞME
Terbiyesizleşmek işi.
AKANTAMEBİYOZİS
Acanthamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon. Hastalıkta görülen en yaygın belirtiler granülomatoz amebik ensefalitis ve Acanthamoeba keratitisdir.
BİYOAKÜMÜLASYON
Bir kimyasal maddenin her hangi bir besin zincirine girerek su canlılarında birikmesi. Organizmalarda bazı kimyasal maddelerin birikmesi.
TERBİYESİZLEŞMEK
Terbiyesizce davranışlarda bulunmak, edepsizleşmek.
EDEBİYATSEVERLİK
Edebiyatsever olma durumu.
BİYOELEKTRONİK
Moleküler biyolojinin hücrelerin yapısına giren moleküller arasında geçerli elektrostatik güçlerini inceleyen bölümü.
ELEKTROBİYOLOJİK
Elektrobiyoloji ile ilgili.
ELEKTROBİYOLOJİ
Canlılarda görülen elektrik olaylarını inceleyen bilim.
HİDROBİYOLOJİK
Hidrobiyoloji ile ilgili.
BİYOETKİNSİZLEŞME
Vücutta biyotransformasyon sonucu zehirli maddelerin genellikle etkisiz veya zayıf etkili, suda kolay çözünen ve vücuttan hızla atılan bir biçime sokulması olayı, detoksifikasyon.
TERBİYESİZCESİNE
Terbiyesizce.
Bu bölümde tanımı içerisinde BİY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
ASABİYECİLİK
Asabiyeci olma durumu.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
BAHARİYE
Divan edebiyatında, bahar tasviri ile başlayan kaside.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
BANKA
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı.
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ARTÇI
Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.
BASKISIZ
Hak ve özgürlükleri kısıtlanmamış. Terbiyesiz, ahlaksız. Disiplinsiz.
ARABİST
Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.
BEYEFENDİ
Saygı belirtmek için erkek adlarının sonuna getirilen veya bu adların yerine kullanılan san. Terbiyeli.
ALTILI
Altı parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden altı tane bulunan. Altılı ganyan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde altı işareti bulunan kâğıt veya pul. Divan edebiyatında her bendi altı dizeden oluşan nazım biçimi.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
ALTAYİSTİK
Altay grubuna giren Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Japon ve Korelilerin dil, edebiyat, kültür ve tarihleriyle uğraşan bilim dalı.
BAROK
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.