İçinde BİRLİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "birli" olan, toplam 31 tane kelime bulunuyor. İçerisinde birli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu birli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında birli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

DEVLETLERBİRLİĞİ

13 harfli kelimeler

GÜNİBİRLİGİNE, GÜNÜBİRLİĞİNE

12 harfli kelimeler

DÖRTTEBİRLİK, SEFERİBİRLİK

11 harfli kelimeler

YÜZDEBİRLİK, TEDBİRLİLİK, BİRLİKTELİK

10 harfli kelimeler

MUHABİRLİK, ONDABİRLİK, KİBİRLİLİK, BEŞİBİRLİK, GÜNÜBİRLİK, İŞBİRLİKÇİ, İKİLİBİRLİ

9 harfli kelimeler

OYBİRLİĞİ, HİMBİRLİK, ÜSTBİRLİK, BİRLİKKÖY, ELBİRLİĞİ, MUHBİRLİK

8 harfli kelimeler

ELBİRLİK, TEDBİRLİ, ÖZBİRLİK, BİRLİKTE

7 harfli kelimeler

CEBİRLİ, BİRLİİZ, KİBİRLİ

6 harfli kelimeler

BİRLİG, BİRLİK

5 harfli kelimeler

BİRLİ

Bazı kelimelerin anlamları

BİRLİ

Bir parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden bir tane bulunan. As (II).

YÜZDEBİRLİK

Toplam sıklığı yüz eşit parçaya bölen değerlerden her biri.

ONDABİRLİK

Toplam sıklığı on eşit parçaya bölen dokuz değerden her biri.

SEFERİBİRLİK

Birinci Dünya Savaşı.

MUHABİRLİK

Muhabir olma durumu. Muhabirin görevi.

GÜNÜBİRLİĞİNE

Günübirlik.

KİBİRLİLİK

Kibirli olma durumu, mütekebbirlik.

BİRLİKTELİK

Birlikte olma durumu, beraberlik.

DÖRTTEBİRLİK

Bir dağılımın toplam sıklığını dört eşit parçaya bölen değişken değerlerinden her biri. Birincisi alt dörttebirlik, ikincisi ortanca, üçüncüsü üst dörttebirlik olarak bilinir. Bir eksenler dizgesinde yatay ve düşey eksenlerin kesişmesiyle oluşan.dört bölümlü alandan her biri.

BEŞİBİRLİK

Kadınların süs için takındıkları, beş tam altının bir arada bulunduğu süs eşyası, beşibiryerde, beşibirarada.

GÜNÜBİRLİK

Gece kalmadan aynı gün dönmek üzere, günübirliğine. Bütün bir gün boyunca, gece kalmadan yapılan. Gelişigüzel.

İKİLİBİRLİ

Elma, armut, ceviz ve benzerleri şeylerin bir kilosunun, buğday, pirinç ve benzerleri şeylerin iki kilosuyla değiştirilmesi işlemi. İki pay birine, bir pay birine verilerek yapılan ortaklık.

DEVLETLERBİRLİĞİ

Küçük devletlerin bağlaşmaları ile oluşan büyük devlet: Germanya Devletlerbirliği.

TEDBİRLİLİK

Tedbirli olma durumu.

İŞBİRLİKÇİ

Yabancı ortaklıklar hesabına iş sözleşmesi yapan yerli aracı.

GÜNİBİRLİGİNE

Günübirlik; yalnız bir gün için.

  -   -   -  

Anlamında BİRLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BİRLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AVRO

Avrupa Birliği'nin ortak para birimi, ekü.

AFYON

Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.

AYRILIK

Ayrı olma durumu. Evlilik birliğinin yargıç kararı ile geçici bir süre için kaldırılması. Düşünce, görüş veya duygu arasındaki uymazlık, mübayenet. Birinden uzak düşme, firak, firkat.

ARİSTOTELESÇİLİK

Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.

AŞÇIBAŞI

Birlikte çalışan birkaç aşçının başı. Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

AB

Su. Avrupa Birliği'nin kısaltılmış hali.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

ANTLAŞMA

İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AS

Kakım. Bir işte başta gelen (kimse veya şey). İskambil, domino vb. oyunlarda bir işaretini taşıyan kâğıt veya taş, birli, bey. Arsenik elementinin simgesi.

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

AĞLAŞMAK

Birlikte ağlamak. Sızlanmak.

ANHİDRİT

Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat.

ARABAŞI

Hindi veya tavuk etiyle hazırlanan, pişmiş ve dondurulmuş hamur ile birlikte yenen çorba.

ARTÇI

Geçmiş bir sanat veya edebiyat çığırını sürdüren sanatçı veya hareket. Yürüyüş durumunda bulunan bir askerî birliğin güvenliğini sağlamak için arkadan gelmek üzere bırakılan kıta, dümdar, öncü karşıtı. Arkadan gelen, sonra olan, öncü karşıtı.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.

ARKADAŞ

Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.