Kelimeler arşivinde; içinde "bende" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bende bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bende ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bende olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞEHBENDERLİK
CEBABENDEK
BENDEHANE, BENDEZADE, ŞEHBENDER
GÜLBENDE
ELBENDE, TABENDE
BENDE
BENDE
Kul, köle.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
ELBENDE
Çocukların birbirlerine el vurup kaçarak oynadıkları bir oyun.
CEBABENDEK
Başıboş, kimsesiz. Çırılçıplak.
TABENDE
Parlayan, ışık veren.
GÜLBENDE
"Gül benim elimdedir" anlamında kullanılan bir isim".
ŞEHBENDER
Konsolos.
ŞEHBENDERLİK
Konsolosun yaptığı iş, konsolosluk. Bu işin görüldüğü daire, konsolosluk.
BENDEHANE
Bendenin, kölenin evi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BENDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZERE
Boşuna, boşyere, hele: Zere çocuk yanıma gelmiyor, onu benden soğutmuşlar. Öyle, evet. Hemen sonra. Aman, sakın!. Tahıl. Gerçek. Çünkü. Oysa. Tevekkeli değil.
SONUMCA
Benden sonra.
DADACUH
Bir kişi için özel olarak ve özenle hazırlanan yemek: Sen her zaman benden dadacuh isteyirsin, benim zamanım yok ki ederim.
KONSOLOSLUK
Konsolos olma durumu. Konsolosun makamı ya da görevi, şehbenderlik. Bu işin görüldüğü daire, konsoloshane.
HEZAR
Örnek: Çorap örerken benden de mi hezar almadın. Herhalde.
KINAKMAK
Esirgemek, vermemek: Bir parça ekmeği benden kınaktı.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
AŞIT
Siper, kuytu yer. Aşılacak yer. Dağ geçidi. Sırt ve bayırların geri tarafı, görünmiyen yüzeyi. Uzak, gözün göremediği yer: Buradan aşıt yere gitme. Dağ ve tepelerin üzerinden arka kısma aşılacak yer. Zahire koymak için, ev içinde yere kazılan ya da duvara yapılan kuyu. Yatak ve yorgan konan ambarların bölmesi. Gizli: Benden aşıt iş yapma. Çevik, cesur, işgüzar. Çığ. Geçit: Aşıdı aşdı getdi. Ateş. Van kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
IRAHMAH
Birini sürekli izlemek, ardını bırakmamak: Oğlan benden ırahmadı gitti.
KONSOLOS
Yabancı ülkelerde, orada bulunan yurttaşlarının haklarını koruyan, bağlı bulunduğu hükûmete siyasal ve ticari bilgileri veren dış işleri görevlisi, şehbender.
PÖHT
Öç, hınç : Benden alınacak bir pöhtü varmış.
TAPLATMAK
Benimsetmek, inandırmak: Ona toplatacağım ki bu tarlayı benden başkası süremez.
BİLMECELİK
Koşukta bir adı, im yoluyla gösterme sanatı. Ör. / Bende yok sabr ü sükûn sende vefadan zerre / İki yoktan ne çıkar fikredelim bir kerre. (NA-Bİ). Tarih düşürürken bir dizede görülen eksikliği ya da artıklığı imleme yoluyla belirtme. Ör. / B ile yazdı kalem septedicek tarihin / Kışlada etti bina valide sultan hammam. (Süruri) (son dizenin eksiği B=2 ile tamlanmıştır).
ÖÜMSÜRE
Önümden, benden önce.
KUTEKLİ
İri yapılı, toplu kimse: O benden kutekli.
TEKBENCİLİK
"Yalnız ben varım, benden başka her şey yalnızca benim tasarımımdır" diyen, öznel beni bilinç içerikleriyle birlikte tek gerçek, tek var olarak kabul eden görüş, solipsizm. Gerçeğin yalnızca bireysel benlik olduğunu, bütün bilginin "ben" ile başladığını, insan dışı her şeyin gerçek sayılmaması gerektiğini savunan bir bilgi kuramı görüşü. Gerçekliğin bütün olarak ancak bireyin zihinsel etkinliğiyle anlaşılabileceğini ileri süren düşünce.
DÖNEMÖNÜ
Bir cümlenin, birbirine bağlı olup her biri bağımsız bir fikir anlatan iki kısmından ilki, ki DÖNEMSONU (Apodose) denilen son kısmına yol açmış olur. Benden ne istiyorsanız (dönemönü) onu söyleyiniz (dönemsonu) gibi.
YÖNTERMEK
Betimlemek, anlatmak, öğretmek. Yönünü, anlamını, amacını değiştirmek: Suçu, benden yana yönterme. Özendirmek, kışkırtmak. Alıkoymak, kendine ayırmak.