Kelimeler arşivinde; içinde "bağışlama" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bağışlama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bağışlama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bağışlama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAĞIŞLAMASIZ
BAĞIŞLAMALI
BAĞIŞLAMAK
BAĞIŞLAMA
BAĞIŞLAMA
Bağışlamak işi, mağfiret, gufran. Hibe etme.
BAĞIŞLAMALI
Bağışlaması olan.
BAĞIŞLAMAK
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek. Hoşgörmek. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek. Görevden çekmek, almak.
BAĞIŞLAMASIZ
Bağışlaması olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAĞIŞLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
UNUTMAK
Aklında kalmamak, hatırlamamak. Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak. Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak. Bir şeyi yapamaz duruma gelmek. Bağışlamak. Hatırdan, gönülden çıkarmak.
ATİYE
İhsan, lütuf, bağışlama. Armağan. Veren, bağışlayan.
BAĞIŞLAYABİLMEK
Bağışlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAĞIŞDAMAH
Bağışlamak.
RAHMET
Birinin suçunu bağışlama, yarlıgama, merhamet etme. Yağmur.
BAĞIŞLATMAK
Bağışlama işini yaptırmak.
MAĞFİRET
Bağışlama.
SERT
Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Güçlü kuvvetli. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
LÜTFETMEK
Vermek, ihsan etmek, bağışlamak. Söylemek, bildirmek. İzin vermek, müsaade etmek. Yüksek veya saygın bir kimse alçak gönüllülük göstermek.
YARLIGAMAK
Tanrı, birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek.
BAGIŞLAMAK
Bağışlamak.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
GUFRAN
Bağışlama.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
İHSAN
İyilik etme, iyi davranma. Karşılık beklemeden yapılmış olan yardım, iyilik. Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet. Bağışlama, bağışta bulunma.
BAAŞLAMAK
Bağışlamak.
BAĞIŞLANMAK
Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak, affedilmek, affolunmak.
VERMEK
Üzerinde, elinde ya da yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Sahip olmasını sağlamak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Tespit etmek. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Doğurmak. Ondan bilmek, atfetmek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ödemek. Ayırmak, harcamak. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Yaymak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Dayamak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.
AFFETME
Bağışlama.
VAKFETMEK
Mal ve mülkünü satılmamak şartıyla bir hayır kurumuna veya işine bağışlamak. Adamak, bir şeyin bütününü bir işe vermek.