Kelimeler arşivinde; içinde "banı" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde banı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu banı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında banı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YABANILLAŞMAK
YABANILLAŞMA
ABANIKLAŞMA, DEVEDEBBANI, ABANIVERMEK
YABANILLIK, DEVETABANI, DEVEDABANI, ABANIVERME
YİLÇIBANI, YILÇIBANI, ABANIKLIK
BANIKMAK
ALABANI, BANIŞÇI, YABANIL
ABANIZ, ABANIŞ, YABANI, ABANIK
BANIÇ, BANIM
BANI
BANI
Yaylada yapılan evler, çiftlik. Mandıra, ağıl. Otlak.
YABANILLIK
Yabanıl olma durumu, vahşilik, vahşet.
YABANILLAŞMA
Yabanileşme.
ABANIKLIK
Bir hecenin abanık bakımından hali.
DEVEDABANI
İri, yassı bir çeşit üzüm. Sarı, beyaz renkte büyük kır papatyası. İlkbaharda kırlarda, tarlalarda kendiliğinden yetişen, pembe çiçekli, çiğdeme benzeyen yumru kökleri yenilebilen yabani bir bitki. Kırlarda yetişen ve rozet şeklindeki yaprakları salataya konulan, yenilebilen bir ot. Biçimi deve tabanına benzeyen, yere yayılmış olarak yetişen az dikenli ve turşusu yapılabilen bir ot. Kabak yaprağına benzeyen geniş yaprakları, tüylü ve yapışkan bir ot: Sıcak geçen insanların sırtına devedabanı koymalıdır.
ABANIVERME
Abanıvermek işi.
BANIKMAK
Bunalmak, ıstırap çekmek, çok yorulmak, ölecek hale gelmek. Çok susamak, hararetlenmek, fazla istekli olmak.
YABANILLAŞMAK
Yabanileşmek.
DEVETABANI
Birleşikgillerden, geniş yapraklı bir süs bitkisi (Phlodentron).
ALABANI
Cömert, eli açık: Veli amca çok alabanı adam. Açık kalbli.
BANIŞÇI
Dilenci tabiatlı, anafordan karnını doyuran, pisboğaz.
ABANIKLAŞMA
Bir açınığın veya yarı açınığın abanık değeri aması.
DEVEDEBBANI
İlkbaharda kırlarda, tarlalarda kendiliğinden yetişen, pembe çiçekli, çiğdeme benzeyen yumru kökleri yenilebilen yabani bir bitki.
YILÇIBANI
Halepçıbanı, antepçıbanı da denilen, genellikle yüzde çıkan, iz bırakan çıban.
ABANIVERMEK
Ansızın, çabucak abanmak.
YİLÇIBANI
Güneydoğu bölgemizde yaşayanların genellikle yüzde görülen bir çıban, antep çıbanı.
Bu bölümde tanımı içerisinde BANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
GÖMLEK
Vücudun üst kısmına giyilen kollu veya yarım kollu, yakalı giysi. Göbek, batın. Kitap kapağına geçirilen kap, kılıf. Basamak, kat, derece. Kadınların giydikleri ince kumaştan yapılmış kolsuz, yakasız iç çamaşırı, kombinezon. Dosya kartonu. Vücudun üst kısmına giyilen iç çamaşırı. Memeli hayvanlarda bağırsakları dıştan saran yağlı zar. Beyaz ışık sağlamak için lambanın üzerine geçirilen amyanttan kılıf.
GALOŞ
Sağlık kurumları, müzeler vb. yerlerde özel bölümlere girerken ayakkabıya geçirilen ince ve şeffaf kılıf. Tabanı tahtadan yapılmış deri ayakkabı.
AYA
Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi. Yaprakların düz ve parlak bölümü. Ayak tabanı.
ÇOBANLIK
Çoban olma durumu. Çobana verilen ücret. Çobanın gördüğü iş.
DİNGİLDEK
Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak. Dengesi bozuk. Sözüne güvenilmez, kaypak.
GERİ
Arka, bir şeyin sonra gelen bölümü, art, alt taraf, ileri karşıtı. "Geri dön, geri git!" anlamında bir söz. Araba üzerine gerilerek kenarları arabanın korkuluğuna tutturulan ve içine saman veya tahıl doldurulan büyük kıl çuval. Aptal, anlayışsız. Eksik gösteren (saat). Hayvanda boşaltım organının dışı. Bir şeyin sona kalan bölümü. Son, sonuç. Benzerlerine ayak uydurup ilerleyememiş, gelişememiş. Geriye doğru. Geçmiş, mazi.
HERGELECİ
Yaban atlarına bakan kimse, yabani at çobanı.
DÜZTABAN
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk. Dar tabanlı bir rende türü. Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse). Uğursuz.
HALA
Babanın kız kardeşi, bibi.
BABAANNE
Babanın annesi.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
AMCA
Babanın erkek kardeşi, baba yarısı, emmi. Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir seslenme sözü.
ÇUVAL
Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba. Bu torbanın alabileceği miktarda olan.
GEVŞEME
Gevşemek işi, relaks. Kalbin atmasında kasılmadan sonra gelen dinlenme ve içine kan dolma dönemi, diyastol. Para piyasasında değer yitimi. Gerilmiş vücut bölümlerinin, direnci olmadan kendi ağırlıklarıyla, bazı hareketlerle yeniden kendi durumuna gelmesi, gerilme karşıtı. Öfke, kaygı, korku vb. coşkularla artan ruhsal gerilimin ve gerilen kasların normal duruma gelmesi. İsteğin, çabanın, ciddiyetin azalması.
DÖŞEMEK
Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
DANACI
Dana çobanı.
KAİDELİ
Kurallı. Tabanı olan.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.