Kelimeler arşivinde; içinde "bakma" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bakma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bakma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bakma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇERERÜBAKMAK
KARABAKMA
BAKMAK, BAKMAÇ
BAKMA
BAKMA
Bakmak işi.
BAKMAÇ
Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri. Şanlıurfa ili, Şekerli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇERERÜBAKMAK
Gözlerini fazla açıp bakmak.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
KARABAKMA
Kuşpalazı, difteri.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.
BAKIŞMAK
İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.
ESERMEK
Bakmak, beslemek, yetiştirmek.
EZBERE
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak. Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden.
FİLİKACI
Filikalara bakmakla görevli kimse.
ÇİVİLEMEK
Bir şeyi bir yere çivi ile tutturmak, mıhlamak. Sabitleştirmek, kesin olarak yerleştirmek. Vurmak, öldürmek. Aynı noktaya sürekli olarak bakmak. Olduğu yerde hareketsiz bırakmak.
BAKTIRMAK
Bakmasına yol açmak, bakmasını sağlamak.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
BÜYÜTMEK
Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak. Abartmak, mübalağa etmek.
BELİNLEMEK
Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak, irkilmek.
BAKILMAK
Bakma işine konu olmak veya bakma işi yapılmak.
FALNAME
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
FALCI
Fala bakmayı kendine geçim yolu yapan kimse.
GAMZE
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur. Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma.
AGOP
"Aptal aptal bakmak" anlamındaki Agop'un kazı gibi bakmak deyiminde geçen bir söz.
BAKIŞ
Bakma işi.
BOSTANCI
Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
BAKIM
Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.