Kelimeler arşivinde; içinde "bakara" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bakara bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bakara ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bakara olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAKARA
İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar.
BAKARAK
Göre.
BAKARACA
Dam loğlarını çekmek için tahtadan yapılmış aygıt.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YORUCU
Fal bakan, düş yorumlayan, gelecekte olacak şeyleri söyleyen kişi. Yıldızlara bakarak veya başka usullerle, gaipten haber veren, kâhin, müneccim.
EDİMSELCİLİK
Geçmiş jeolojik olayların bugünkülere bakarak açıklanabileceğini ileri süren öğreti, aktüalizm.
KEBZECİ
Koyunların kürek kemiğine bakarak gelecekten haber verdiğini ileri süren kimse.
BAHALAK
Bakarak.
BAKALAK
Bekleyici, gözleyici: Çocuğa bakalak ol. Bakalak ol da bahçeye sığır girmesin. Bakarak, gözetleyerek: Geldiğim yerlere bakalak geldim; inek filan görmedim. Boz renkli, tepeli bir çeşit tarla kuşu.
FAL
Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı.
ANITMAK
Vurmaya niyet etmek, korkutmak kasdiyle vuracakmış gibi yapmak. Aptal aptal, şaşkın şaşkın bakarak durmak, baka kalmak. Elle kovalamak, ürkütmek: Arıyı anıtma büsbütün azar. Bön bön, aptal aptal bakmak. Anlatabilmek, aklına koymak. İşi özensiz yapmak. İlgisiz davranmak.
KUTBAKI
Kutsal nesnelere, canlılara ve olaylara bakarak geleceği okuma işi. bk. güçsınav. karşılığı büyü, bakı.
KESMECE
Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.
TÜRETİLEBİLME
p önermesinin K önerme kümesinden türetilebilme'si, K kümesinin öğesi olan öncüllerden p sonucunun çıktığının bir türetimle gösterilebilmesi demektir. p nin K dan türetilebildiği K|-p biçiminde dile getirilir. türetilebilme imi, türetilebilme önermesi. Salt toplam ölçek sayılına bakarak yanıtlayıcının tutum kalıbını kestirme olanağı veren ölçek özelliği, bk. tutum kalıbı.
SURMAK
Yere bakarak susmak : Büyüklerin karşısında surmak iyi bir huydur. Sığamak, sürmek. Sürtmek. Toprağı işlemek. Sürmek. Bulaştırmak. Devam etmek.
KAVLİNCE
Kavline göre, sözüne bakarak.
DAVRANIŞÇILIK
Psikolojinin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin psikolojinin araştırma alanına girdiğini inkâr eden görüş. İnsan davranışlarını dışsal uyarılar çerçevesinde inceleyen ve sistematik olarak ilk kez 1913 yılında Watson tarafından ortaya atılan psikoloji yaklaşımı. Ruhbilimin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin ruhbilimin araştırma alanına girdiğini yadsıyan görüş. Ruhsal olayları ergenlerin tepkimelerine indirgeyen, bilincin temel öğesinin uyarı ve tepkime arasındaki ilişki olduğunu, bilinç ile davranışın özdeşliğini savlıyan düşünce akımı. Toplumsal olayları bireylerin dışlaşan davranışlarına bakarak açıklamak isteyen toplumbilim okulu.
GÖRE
Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
MUVAKKİT
Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
FRENOLOJİ
Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini ve zihinsel yeteneğini inceleme.