Kelimeler arşivinde; içinde "aynaş" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aynaş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aynaş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aynaş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAYNAŞTIRABİLMEK
KAYNAŞTIRABİLME
KAYNAŞABİLMEK
KAYNAŞTIRMAK, KAYNAŞABİLME
KAYNAŞTIRMA, AYNAŞTIRMAK
KAYNAŞMAK, GAYNAŞMAK
AYNAŞMAK, KAYNAŞIM, GAYNAŞUH, GAYNAŞIK, KAYNAŞIK, AYNAŞMAH, KAYNAŞMA, KAYNAŞLI
AYNAŞIK
AYNAŞ
AYNAŞ
Kadının âşığı, hovardası: Anamın aynası değil, babamın oynaşı değil.
KAYNAŞABİLME
Kaynaşabilmek durumu.
KAYNAŞIK
Birbirine kaynamış, kaynaşmış. Kıpırdak, oynak (kadın).
KAYNAŞMAK
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek. Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek. Birleşmek. Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak. Huzursuzluk çıkmak. Birbirine iyice uymak.
KAYNAŞTIRABİLMEK
Kaynaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAŞIM
Yeğni öğe çekirdeklerinin, daha ağır bir çekirdek oluşturmak üzerebirleşmeleri.
GAYNAŞMAK
Yakın dost olmak. Kalabalık yaparak ele ayağa dolaşmak: Çocuklar gaynaşmayın, işimize mani oluyorsunuz.
GAYNAŞIK
Şımarık.
AYNAŞMAH
Anlaşmak.
KAYNAŞABİLMEK
Kaynaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
AYNAŞTIRMAK
Çözmek, düzeltmek, halletmek, uyuşturmak.
KAYNAŞTIRMA
Kaynaştırmak işi. Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı: Kayın ana kaynana, kayın ata kaynata, sütlü aş sütlaç gibi.
GAYNAŞUH
Çok yakın dost: Bu günner onnarın arası gaynaşuh.
AYNAŞMAK
Sırnaşmak, musallat olmak, sataşmak. Bırakıp uzaklaşmak. Girişmek, işe başlamak, koyulmak. Alay etmek, eylenmek. Karışmak, karmakarışık olmak, birbirine girmek: Şu sıralarda işim çok aynaştı. Yapışmak: Ağdalı şeker dişlerime aynaştı.
KAYNAŞTIRABİLME
Kaynaştırabilmek işi.
KAYNAŞTIRMAK
Kaynaşmasını sağlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYNAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SOKULGAN
Kısa sürede insanlarla kaynaşıp dost olabilen, kendini çabucak sevdiren.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.
DÖLLEMEK
Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek, ilkah etmek.
GÖSTERGE
Bir şeyi belirtmeye yarayan şey, belirti, im, işaret. Bir durumla ilgili çeşitli aşamaları gösteren liste, icmal. Anlamla biçimin, gösterenle gösterilenin kaynaşmasından oluşan dil birimi, belirtke. Bir aracın işlemesiyle ilgili bazı ölçümlerin sonucunu kendiliğinden gösteren araç, müşir, indikatör. Bir gelişimi gösteren nicelikler veya değerler arasındaki ilişki, endeks, indeks.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
ÇIRPINTI
Çırpınma. Aşırı uykusuzluk, huzursuzluk, titreme, silkinme durumu. Suların ufak ve oynak dalgalarla kaynaşması. Ruhsal gerginliğin dışa vurulması, ajitasyon.
BULGURLANMA
Bulgurlanma işi. Güneş yüzeyinde bulgurcuk denilen taneciklerin kaynaşması olayı.
İMTİZAÇ
Karışabilme. Birbirini tutma, uyum sağlama, uygunluk. İyi geçinme, uyuşma. Kaynaşma.
FÜZYON
Birleşme, kaynaşma.
BİRLEŞMEK
Ayrıyken tek bir bütün durumuna gelmek. Kaynaşmak. Uyuşmak, aynı görüşte olmak. Buluşmak, bir araya gelmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Aynı amaç çevresinde toplanmak.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.
KAYNAŞMA
Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.
HAYAT
Canlı, sağ olma durumu. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. Yaşam. Avlu. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi. Geçim şartlarının bütünü. Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir veya birkaç yanı açık sofa. Meslek. Sundurma. Hayat biçimi, içinde yaşanılan şartların bütünü, yaşantı. Balkon. Yazgı. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü.
HİDROKSİT
Bir maden üzerine suyun etkisiyle yani bir hidroksil grubu ile bir madenin kaynaşmasından oluşan birleşik.
KAYNAK
Bir suyun çıktığı yer, kaynarca, pınar, memba, göz. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge, referans. Sırayı beklemeden başkalarının hakkını alarak mevcut sıranın ön taraflarına girme işi. İki metal veya yapay parçayı ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırıp yapıştırma işi. Gelir, kazanç, sağlık vb.ni sağlayıcı öge. Herhangi bir enerjinin oluşup çevreye yayıldığı yer. Herhangi bir bilim dalında yazılmış olan yazı veya eserlerin bütünü, literatür. Bir şeyin çıktığı yer, menşe.
SENKRETİZM
Birbirinden ayrı düşünce, inanış veya öğretileri kaynaştırmaya çalışan felsefe sistemi.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
DÖLLENME
Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah. Tozlaşma.
BREŞ
Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.