Kelimeler arşivinde; içinde "aymak" olan, toplam 32 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aymak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aymak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aymak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAYMAKLANMAK
KAYMAKAMLIK, KAYMAKLANMA
KURUKAYMAK, KAYMAKALTI
KARTAYMAK, KAYMAKÇIL, ÇALKAYMAK, CANTAYMAK, KAYMAKOBA, VARSAYMAK, KAYMAKLAR, BALGAYMAK, BALKAYMAK
GAYMAKAM, KAYMAKCI, KAYMAKLI, KAYMAKÇI, KAYMAKAM
MAYMAK, PAYMAK, TAYMAK, HAYMAK, GAYMAK, FAYMAK, DAYMAK, YAYMAK, SAYMAK, KAYMAK, CAYMAK, BAYMAK
AYMAK
AYMAK
Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak. Gerçeği anlamak.
KAYMAKOBA
Bursa ili, Mudanya ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
GAYMAKAM
Kaymakam.
KURUKAYMAK
Tunceli kenti, Hozat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇALKAYMAK
Kurulmak, arkaya yaslanmak.
VARSAYMAK
Bir olgunun sonuçlarından yararlanabilmek, bu sonuçlar üzerine düşünce üretebilmek için onu olmuş veya olacak saymak, farz etmek.
KAYMAKAMLIK
Kaymakam olma durumu. İlçe, kaza. Kaymakamın görevi. Kaymakamın makamı ve bu makama bağlı resmî dairelerin bütünü.
BALKAYMAK
İki renkli, yollu ipek kumaş. İyi, mesut, kavgasız dövüşsüz: Balkaymak geçinip giderler.
KAYMAKALTI
Yağı alınmış süt.
KAYMAKLAR
Zonguldak ilinde, Ormanlı bucağına bağlı bir bölge.
KARTAYMAK
İhtiyarlamak, kartlaşmak.
CANTAYMAK
Bir yana eğilmek.
KAYMAKLANMAK
Kaymak bağlamak, kaymak tutmak.
KAYMAKÇIL
Kertenkele.
BALGAYMAK
İki renkli, yollu ipek kumaş.
KAYMAKLANMA
Kaymaklanmak işi. Oksitlenme sonucunda kuruyan, bağlayıcı içeren solvent bazlı boyaların yüzeyinde oluşan ve solventlerde çözünmeyen tabaka.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
GAZA
İslam dinini korumak veya yaymak amacıyla Müslüman olmayanlara karşı yapılmış olan kutsal savaş.
ESTOMP
Kara kalem resimde çizgiyi veya pastel boyasını yaymak için kullanılan, kendi üzerine sarılmış kâğıt veya deri.
DÖKMEK
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
DİRENLEMEK
Dirgenle yaymak.
BAYMA
Baymak işi.
DİRGENLEMEK
Dirgenle yaymak.
DIŞLAMAK
Bir kimse veya bir toplum, bir kimse, bir durum, bir düşünce vb.ni yok saymak, ilgilenmemek.
DÖNDÜRMEK
Dönmesini sağlamak. Düzene koymak, yönetmek. bir duruma getirmek. Başarısız saymak, geri çevirmek. Çevirmek, bükmek.
BURCUMAK
Güzel koku yaymak.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
BAKLAVA
Çok ince yufkadan yapılarak arasına kaymak, fıstık, ceviz, badem vb. konulup pişirilen ve üzerine şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü. Eşkenar dörtgen biçiminde olan nesne.
ALBATR
Kaymak taşı.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
BİLMEK
Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.
AYMA
Aymak işi.
DİNCİ
Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse.
ADDETMEK
Saymak.
CAYMA
Caymak işi.