İçinde AVUZ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "avuz" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde avuz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu avuz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında avuz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

KARACAKILAVUZ

12 harfli kelimeler

ERKEKKILAVUZ, DIRAVUZLAMAK, KIZILAVUZLAR, KILAVUZLAMAK

11 harfli kelimeler

KILAVUZÖMER, YAVUZLANMAK, YAVUZLAŞMAK, KILAVUZLAMA, KILAVUZTEPE, HAVUZLANMAK

10 harfli kelimeler

HAVUZLANMA, HAVUZLUÇAM, YAVUZLAMAK, HAVUZLAMAK, YAVUZLAŞMA, HAVUZCULUK, YAVUZLANMA, KAVUZLULAR, KILAVUZLAR, KILAVUZLUK, TECAVUZLUK, YAVUZKEMAL

9 harfli kelimeler

KARAKAVUZ, KILAVUZLU, HAVUZDERE, YAVUZBOĞA, GAGAVUZCA, HAVUZBAŞI, HAVUZLAMA

8 harfli kelimeler

YAVUZKÖY, YAVUZLAR, YAVUZRAK, HAVUZCUK, HAVUZSUZ, YAVUZSOY, YAVUZTAŞ, YAVUZALP, YAVUZELİ, YAVUZLUK, YAVUZBAY, YAVUZCAN, HAVUZKÖY, YAVUZHAN

7 harfli kelimeler

YAVUZAY, HAVUZCU, YALAVUZ, YAVUZER, GAGAVUZ, TECAVUZ, HAVUZLU, TALAVUZ, YAVUZLU, KILAVUZ, YAVUZCA, KATAVUZ, AVUZLUK, BARAVUZ, ÇAHAVUZ, ERYAVUZ, GANAVUZ, GILAVUZ

5 harfli kelimeler

ZAVUZ, GAVUZ, HAVUZ, NAVUZ, MAVUZ, LAVUZ, KAVUZ, YAVUZ

4 harfli kelimeler

AVUZ

Bazı kelimelerin anlamları

AVUZ

Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Doğuran hayvanın ilk sütü, ağız. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. İnek ve koyunun ilk sütü.

ERKEKKILAVUZ

Somunlara diş açmakta kullanılan pürtüklü çelik araç. (Aksaray Niğde).

KILAVUZLAMA

Kılavuzlamak işi.

HAVUZLANMAK

Gemi, onarılmak için havuza çekilmek.

KILAVUZLAMAK

Kılavuzluk etmek.

HAVUZLUÇAM

Kilis şehrinde, Elbeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

YAVUZLAŞMAK

Yavuz duruma gelmek. Sertleşmek, kabadayılaşmak.

KILAVUZÖMER

Ordu şehrinde, Bolaman bucağına bağlı bir bölge.

YAVUZLANMAK

Yavuz gibi olmak, yavuz durumuna gelmek. Sertleşmek, çetinleşmek, kabadayılaşmak.

KARACAKILAVUZ

Tekirdağ şehri, Banarlı nahiyesine bağlı bir bölge.

HAVUZLANMA

Havuzlanmak işi.

KILAVUZTEPE

Diyarbakır kenti, Tepe nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KIZILAVUZLAR

Karabük şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

DIRAVUZLAMAK

Kapıyı sürmelemek.

YAVUZLAMAK

Kötülemek.

HAVUZLAMAK

Gemiyi onarmak için havuza çekmek.

  -   -   -  

Anlamında AVUZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AVUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GAGAVUZCA

Gagavuz Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.

KILAVUZ

Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.

HOSTES

Taşıtlarda, özellikle uçaklarda yolcu ağırlayan bayan. Bir topluluk, kongre vb. yerlerde katılanları ağırlayan, onlara kılavuzluk eden bayan. Yarışma programlarında sunucuya yardımcı olan bayan.

DELALET

Kılavuzluk. İz, işaret.

FİŞ

Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.

HAVUZLU

Havuzu olan.

KABANA

Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda.

ASLANAĞZI

Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.

HAVUZSUZ

Havuzu olmayan.

HAVUZLAMA

Havuzlamak işi.

CANKURTARAN

Hasta veya yaralı taşımaya uygun hazırlanmış özel araç, ambulans. Havuz veya plajda yüzme bilmeyenleri uyaran ve tehlike anında onları kurtaran kimse.

BİKİNİ

Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.

KEVSER

Cennette bulunduğuna inanılan kutsal ırmak, havuz veya çeşme.

DOK

Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz. Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılmış olan büyük depo.

DELİL

İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare. Kanıt. (deli:li) Kılavuz, rehber.

GÖLET

Birikinti suların sulamak amacıyla genellikle bir set ardında toplandığı küçük göl, gölcük, gölek, büvet, büğet. İçinde ham deri ıslatılan taş havuz.

HAVUZCU

Otelde havuzla ilgili işlere bakan görevli. Havuz yapan kimse.

GÜÇLÜ

Gücü olan, kuvvetli, yavuz. Nitelikleri ile etki yaratan, etkili. Etkisi, önemi büyük olan, sözü geçer, forslu. Şiddeti çok olan.

JAKUZİ

Sağlık havuzu.

BOHÇALAMAK

Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.