Kelimeler arşivinde; içinde "atsız" olan, toplam 87 tane kelime bulunuyor. İçerisinde atsız bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu atsız ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında atsız olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TEŞKİLATSIZLIK, RAHATSIZLANMAK
MALUMATSIZLIK, İHTİYATSIZLIK, İKTİSATSIZLIK, ŞATAFATSIZLIK, İRTİBATSIZLIK, RAHATSIZLANMA, İSTİDATSIZLIK, İNZİBATSIZLIK, PATAVATSIZLIK, MÜSAVATSIZLIK
MAKSATSIZLIK, TATSIZLAŞMAK, İHTİYATSIZCA, PATAVATSIZCA, FORMATSIZLIK, TABİATSIZLIK, TEFERRUATSIZ, KRAVATSIZLIK, İTİMATSIZLIK, RUHSATSIZLIK, İTİKATSIZLIK
SEBATSIZLIK, SURATSIZLIK, SALTANATSIZ, EVLATSIZLIK, RAHATSIZLIK, TENZİLATSIZ, TEŞKİLATSIZ, TATSIZLAŞMA, MAKSATSIZCA, KANATSIZLAR, KANATSIZLIK, KRAVATSIZCA
TEMİNATSIZ, TATAVATSIZ, BAHARATSIZ, CİNAHATSIZ, DASALATSIZ, ŞİKİBATSIZ, SITIRATSIZ, FISARATSIZ, MAZARATSIZ, İKTİSATSIZ, KALAFATSIZ, KONTRATSIZ, İHTİYATSIZ, PATAVATSIZ, NAKARATSIZ, PEŞİNATSIZ, MÜSAVATSIZ, MALUMATSIZ, İNZİBATSIZ, İSTİDATSIZ, ŞATAFATSIZ, İRTİBATSIZ
İTİMATSIZ, TATSIZLIK, KRAVATSIZ, MAKSATSIZ, İTİKATSIZ, SITRATSIZ, HILFATSIZ, HAYBATSIZ, FORMATSIZ, RUHSATSIZ, TABİATSIZ, FOSFATSIZ, AZIYATSIZ
IRŞATSIZ, ŞAPATSIZ, SUGATSIZ, SIFATSIZ, SURATSIZ, OHMATSIZ, CURATSIZ, KANATSIZ, SEBATSIZ, EVLATSIZ, RAHATSIZ, HAYATSIZ
AZATSIZ, ONATSIZ, IRATSIZ
TATSIZ
ATSIZ
ATSIZ
Ortanca oğul, oğlan. Yüzük parmağı. Adı konulmamış.
İKTİSATSIZLIK
İktisatsız olma durumu.
TATSIZLAŞMAK
Tadı azalmak, tadı kalmamak. Tatsızlık etmeye veya tatsız bir durum almaya başlamak.
RAHATSIZLANMA
Rahatsızlanmak işi.
İSTİDATSIZLIK
Yeteneksizlik.
MÜSAVATSIZLIK
Eşitsizlik.
PATAVATSIZLIK
Patavatsızca davranış.
İRTİBATSIZLIK
Bağlantısızlık.
İHTİYATSIZLIK
İhtiyatsız olma durumu.
TEŞKİLATSIZLIK
Örgütsüzlük.
MAKSATSIZLIK
Maksatsız olma durumu.
MALUMATSIZLIK
Malumatsız olma durumu.
İNZİBATSIZLIK
Düzensiz, başıboş olma.
ŞATAFATSIZLIK
Şatafatsız olma durumu.
İHTİYATSIZCA
İhtiyatsız bir biçimde.
RAHATSIZLANMAK
Sağlığı bozulmak, hastalanmak, rahatsız olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ATSIZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CIRTLAK
Hoşa gitmeyen, keskin ve çiğ, tiz (ses). Olgunluktan ezilebilecek duruma gelmiş (meyve, sebze) Aşırı renkli, çok açık renkli, göz alıcı veya rahatsız edici renkte.
FİRAVUNLUK
Firavun olma durumu. Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse olma durumu. Firavunun görevi.
ECZA
Canlılardaki rahatsızlıkların bozuklukların ve çeşitli hastalıkların tanısı, önlenmesi veya tedavisi için yararlanılan doğal veya sentez yoluyla hazırlanmış madde. Çeşitli amaçlarla kullanılan kimyasal madde.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
BİLGİSİZ
Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil. Aymaz.
ERİNÇSİZ
Erinci olmayan, tasalı, huzursuz, rahatsız.
FİRAVUN
Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan. Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
ÇÖREKLENMEK
Yılan halka durumunda kıvrılıp toplanmak. Bir yerde, orada yaşayanları rahatsız etme pahasına sürekli kalmak, yerleşmek. Çökmek, çömelmek. Rahat bir biçimde yayılıp oturmak. Bir duyguyu güçlü ve sürekli olarak duymak.
ÇAMURCUK
Sazangillerden, sazandan küçük, eti tatsız bir göl ve bataklık balığı (Chrondrostoma nasus).
BAĞLANTISIZLIK
Bağlantısız olma durumu, irtibatsızlık, angajmansızlık.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
GAF
Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
ANÜRİ
İdrar oluşturamama biçiminde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi.
FENA
İyi nitelikte olmayan, kötü. Ölümlülük. Çok. İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse). Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan. Hoşa gitmeyen, rahatsız edici. Üzücü.
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).
EŞİTSİZLİK
İki veya daha çok şeyin eşit olmaması durumu, müsavatsızlık.
ASKINTI
Başkalarının sırtından geçinen (kimse). Karşı cinsi rahatsız eden (kimse).