İçinde ATLANMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "atlanma" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde atlanma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu atlanma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında atlanma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TEŞKİLATLANMAK

13 harfli kelimeler

TEŞKİLATLANMA, KALAFATLANMAK

12 harfli kelimeler

HAYVATLANMAK, KALAFATLANMA

11 harfli kelimeler

SAKATLANMAK, AVRATLANMAK, ARVATLANMAK, HILATLANMAK, TOKATLANMAK, SAVATLANMAK, SÜLFATLANMA, ŞİKATLANMAK, KANATLANMAK, İSPATLANMAK, FİYATLANMAK, UYVATLANMAK

10 harfli kelimeler

AFATLANMAK, SAVATLANMA, İSPATLANMA, FİYATLANMA, TOKATLANMA, SAKATLANMA, KANATLANMA

9 harfli kelimeler

TATLANMAK, MATLANMAH, MATLANMAK, KATLANMAK

8 harfli kelimeler

ATLANMAĞ, TATLANMA, KATLANMA, ATLANMAK

7 harfli kelimeler

ATLANMA

Bazı kelimelerin anlamları

ATLANMA

Atlanmak işi.

TEŞKİLATLANMA

Örgütlenme.

İSPATLANMAK

Tanıtlama işi yapılmak, tanıtlanmak.

AVRATLANMAK

Ev işlerinde becerikli, bilgili olmak. Mızıkçılık etmek.

SÜLFATLANMA

Bir akümülatörün levhaları üzerinde kurşun sülfat tabakasının oluşması.

ŞİKATLANMAK

Yakınmak, sızlanmak.

SAKATLANMAK

Sakat duruma gelmek.

SAVATLANMAK

Savatlama işi yapılmak.

KALAFATLANMA

Kalafatlanmak işi.

KANATLANMAK

Uçmaya başlamak. Çok sevinmek.

ARVATLANMAK

Kadın kendinden bahsetmek, öğünmek.

HILATLANMAK

Karmakarışık olmak, birbirine geçmek: Şu iplik çok hılatlanmış açılmıyor.

TOKATLANMAK

Tokat atılmak.

HAYVATLANMAK

Çocuk heyecanla bağırmak.

KALAFATLANMAK

Kalafatlama işi yapılmak. Onarılmak, çekidüzen verilmek.

TEŞKİLATLANMAK

Örgütlenmek.

  -   -   -  

Anlamında ATLANMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ATLANMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇEKİLMEK

Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.

DAYANMAK

Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.

ÖRGÜTLENME

Örgütlenmek işi, teşkilatlanma.

BALLANMAK

Bal bulaşmak, bal sürülmek. Tatlılaşmak, tatlanmak, olgunlaşmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

KATLANILMAK

Katlanma işi yapılmak.

KATLANMA

Katlanmak işi.

KATLANIŞ

Katlanma işi.

BÜKÜLMEK

Bükme işine konu olmak, katlanmak. Yönelmek. Eğilmek. İplik eğrilmek.

HAZMETMEK

Sindirmek. Hoşa gitmeyen bir davranışı karşılıksız bırakmak, içine atmak. Katlanmak, dayanmak, sabretmek.

DÜŞMEK

Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

KIVRILMAK

Eğrilip bükülmek. Katlanmak, bükülmek. Dar bir yere büzülerek yatmak. Kıvrık bir duruma gelmek. Yuvarlak bir biçim almak. Dönmek, sapmak. Yol dönemeçli, virajlı olmak.

GÖTÜRMEK

Taşımak, ulaştırmak ya da koymak. Öldürmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Tümüyle sahip olmak. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir sonuca vardırmak. Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek.

DEVRİM

Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik. Çevrilme, katlanma, bükülme. İhtilal. İnkılap.

DÜRÜLMEK

Dürme işine konu olmak veya dürme işi yapılmak. Bükülmek. Sarılmak, katlanmak. Toplanmak, toparlanmak.

KÜLFETSİZCE

Külfet altına girmeden, külfete katlanmadan.

ÇIKMAK

İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.

KATLANDIRMAK

Katlanmasını sağlamak.

ATLANILMAK

Atlanmak.

KANATLANMA

Kanatlanmak işi.