İçinde ARINAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "arınak" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arınak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu arınak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arınak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ARINAK

Yıkanma yeri, gusülhane.

BARINAK

Barınılacak yer, melce.

BARINAKCA

Fırtına ve benzeri zorunlu nedenlerle gemilerin sığınabilecekleri yer.

  -   -   -  

Anlamında ARINAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARINAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KONZAH

Barınak.

ÇAVIŞDAN

Duvarları olmayan basit bir barınak.

YATAK

Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

ALAŞIK

Eğreti, geçici: Evi alaşık örttüm. Yaylalarda sütü korumak veya kaymak dondurmak için kamıştan yapılan çit, çadır. Üzeri çulla örtülü ve çadır yerine kullanılan, 16 çubuktan yapılmış barınak.

GÖLKÖYÜ

Tarih öncesi zamanlarda göllerin içinde kazıklar üzerine kurulan barınaklardan oluşan köy.

BARINAV

B kümesi X ilingesel uzayında bir barınak olduğunda, heriçin f (b) = b koşulunu sağlayan f : sürekli işlevi.

MELCE

Sığınak, barınak.

YUVA

Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

ĞOTÜĞOME

Derme çatma barınak.

ÇADIR

Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.

GALUBA

Yağmurdan korunmak için çalı ve ottan yapılan barınak.

ÇARDAK

Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.

KULÜBE

Kerpiç, saman veya ağaçtan yapılmış küçük, basit, ilkel ev. Hayvanlar için yapılmış barınak. Bir yeri beklemekle görevli kimsenin içinde bulunduğu küçük barınak. Alçak gönüllülük göstermek amacıyla "ev" anlamında kullanılan bir söz.

HUGUL

Tarla ve bostanlara yapılan küçük bekçi kulübesi. Tarla veya bostanlarda yapılan derme çatma barınak (Erzincan Merkez).

ALACIK

Üzeri dal veya hasırla örtülen çoban evi, tarla, bostan, bağ kulübesi, çardak: Bağı beklemek için alacık yapıyoruz. Çul veya keçeden yapılan çadır. Göçebe çadırlarının üzerine konan eğri ağaç, eğilmesi kolay ağaç sürgünü. Bostan korkuluğu. Ormandaki küçük düzlük, ağaçsız yer: Davarı ormandaki alacıkta otlattım. Vücuttaki çok küçük leke: Bu ala sayılmaz, bir alacık. Yaylaya kurulan hasır bir çeşit çadır. Apaçık, açık kalan yer. Çardak, basit barınak, kulübe. Ağaç güme, çadır. Bağ ve bahçelerde yapılan tahta ya da hasır barınak. (Dereköy Uluborlu Isparta; Garibçe Güdül Ankara). Kastamonu şehri, Azdavay ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kastamonu şehrinde, Küre belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

DALDA

Yörüklerin, çalı çırpı ile çadırlarının önünde daire şeklinde çevirdikleri yer. Damla. Yağmur, güneş ve rüzgârın etki yapamadığı gizli, kuytu yer, kenar, saklanılacak yer, ağaç, bina gölgesi, gölge. Koruma, esirgeme, himaye. Dalda, dulda, himaye, saye. Issız, sakin taraf (Erzincan Merkez). Gölge. Siper; gölgelik yer. Gölge, saye. Kuytu yer, barınak. Bitlis şehri, Tatvan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

HULAK

Bostan kulübesi. Dağ, mera veya bağda yapılan tek odadan ibaret barınak. Çocukların, toprak ve taştan oyuncak olarak yaptıkları ev ve benzerleri 4-5 bağlık mısır saplarından yapılan yığın.

MAĞARA

Bir yamaca veya kaya içine doğru uzanan, barınak olarak kullanılabilen yer kovuğu, in. Karst bölgelerinde kireç taşlarının erimesiyle oluşan, büyük, birbirine koridorlarla bağlı yer altı kovukları.

KELİF

Bağ evi, kulübe. Çardak, yazın çalıdan yapılan küçük barınak. Kerpiç dökme kalıbı. Kır kulübesi. Arı kovanı. (Yeşilköy Gelendost Isparta). Kamış fırın örtüsü. (Yenice Gelendost Isparta).

ASILAK

(karşılık: parazit), Başka bir organizma içinde ya da bir organizma ile, besin ve barınak konusunda, o organizmanın zararına fakat kendi yararına yaşayan organizma.