Kelimeler arşivinde; içinde "arkı" olan, toplam 70 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arkı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu arkı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arkı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
ÇARKIFELEKGİLLER, ŞARKILAŞTIRILMAK
ŞARKILAŞTIRILMA
ŞARKILAŞTIRMAK, ŞARKICIÇEKİRGE
ŞARKILAŞTIRMA, SARKITABİLMEK
DEĞİRMENARKI, SARKITABİLME
ALAMANÇARKI, KARKIŞLAMAK, ANBERİNARKI, SARKINTILIK, FARKINDALIK, HARKILDAMAK
KARKIRTMAK, ARKILANMAG, ŞARKICILIK, TARKITALAŞ, ÇARKIFELEK
KECİKARKI, SARKINMAK, TARKILLIK, ÇARKIPARE, ARKILIMAG, SARKIKLIK, SARKITMAK
SARKITMA, ALTÇARKI, SARKINTI, ŞARKIŞLA, GARKIMAK, ŞARKIMSI, ÇAPARKIR, CARKIDAK, AYYARKIN, ÖYÜTARKI, ARKIŞLIK, SARKINAK
ŞARKICI, KARKIZA, ÖZARKIN, SARKILU, ARKIDEŞ, ARKILAÇ, ARKITÇA
SARKIT, SARKIŞ, SARKIL, SARKIK, TARKIN, ÇARKIT, YARKIN, OHARKI, MARKIR, KARKIŞ, KARKIN, HARKIT, FARKIT, ARKIRI
SARKI, ŞARKI, KARKI, ARKIT, ÇARKI, ARKIŞ, YARKI, ARKIN
ARKI
ARKI
Arka.
ÇARKIFELEKGİLLER
Ayrı çanak yapraklı iki çeneklilerden, örneği çarkıfelek olan bir bitki familyası.
ŞARKILAŞTIRMAK
Şarkı durumuna getirmek.
ALAMANÇARKI
Demirden yapılan değirmen çarkı. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
ŞARKILAŞTIRILMAK
Şarkılaştırma işi yapılmak.
ŞARKILAŞTIRILMA
Şarkılaştırılmak durumu.
ŞARKICIKUŞUGİLLER
(Prunellidae),iyi bilinen türleridir.
ANBERİNARKI
Osmaniye şehri, Kadirli ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SARKINTILIK
Genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut.
SARKITABİLMEK
Sarkıtma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SARKITABİLME
Sarkıtabilmek işi.
ŞARKICIÇEKİRGE
Sürülerle dolaşıp, sırasında ekinlere büyük zarar veren, ayrıca yaprak ve sürgünleri de kemirebilen, yeşilimsi yayla çekirgesi.
DEĞİRMENARKI
Van şehrinde, Erçek nahiyesine bağlı bir yer.
KARKIŞLAMAK
İlenmek.
FARKINDALIK
Farkında olma durumu.
ŞARKILAŞTIRMA
Şarkılaştırmak durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYMAZLIK
Çevresinde olup bitenlerin farkına varamama durumu, aymaza yakışacak durum, gafillik, gaflet, dalgı.
ÇARKSIZ
Çarkı olmayan.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
ÇEKÜL
Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.
ÇARKIFELEK
Yakıldığında dönerek kıvılcım saçan donanma fişeği. Çarkıfelekgillerden, güzel, büyük, parlak kırmızı çiçekleri olan, duvar kenarlarına ve kameriyeler çevresine ekilen tırmanıcı bir süs bitkisi, fırıldak çiçeği, saat çiçeği (Passiflora caerulea). Talih, kader. Bir tür talih oyunu.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
ARBORETUM
Ağaç parkı.
AYMAZ
Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil, bilgisiz.
BALAT
Orta Çağ'da, üç bentten oluşan bir Batı şiiri türü. Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan veya şarkı olarak okunan eser. Batı'da, belirli danslara eşlik eden bir şarkı türü.
BASIKLIK
Basık olma durumu. Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı.
BARKAROL
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı. Ritmi üç zamanlı müzik eseri.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ÇAKILMAK
Çakma işine konu olmak. Ortaya çıkmak, farkına varılmak, anlaşılmak. Hızla düşüp saplanmak.
AVERAJ
Ortalama. Sayı farkı.
ÇARKLI
Çarkı olan. Her iki yanda birer çarkı bulunan vapur.
BİLİNÇLİ
Bilinci olan, şuurlu. Kendi etkinliğinin farkında olan, şuurlu.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
BASBAYAĞI
Alışılandan, bilinenden hiçbir farkı olmayan, bilindiği gibi. Alışıldığı üzere.
ÇAĞIRMAK
Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek. Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek. Binmek için bir araç istemek. Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek, davet etmek.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.