İçinde ARAFA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "arafa" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arafa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu arafa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arafa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

YUKARIKARAFAKILI

15 harfli kelimeler

AŞAĞIKARAFAKILI

12 harfli kelimeler

KARAFATMALAR

10 harfli kelimeler

KARAFAKILI

9 harfli kelimeler

KARAFATMA, KARAFASIL

8 harfli kelimeler

PARAFAZİ, ARAFALIK, HARAFANA

7 harfli kelimeler

ARAFANA, GARAFAN, MARAFAT

6 harfli kelimeler

ARAFAT, KARAFA, ARAFAZ

5 harfli kelimeler

ARAFA

Bazı kelimelerin anlamları

ARAFA

Arife. Arapça kökenli arefe: arife; dini bayramlardan önceki gün. Arapça kökenli arefe: Dini bayramlardan bir önceki gün.

PARAFAZİ

Söz karışıklığı.

KARAFATMALAR

Tarım yönünden kimi zararlı, kimi yararlı birçok türü içine alan ve asalak soluncanlara arakonakçı olanlarıyle ayrıca ilgimizi çeken, genellikle gececi, kınkanatlılar familyası.

ARAFAZ

Çökelme süreçlerinde, dengeli faz çökelmesinden önce beliren yarıdengeli faz.

ARAFALIK

Çocukların dini bayramların bir gün evvel evlerden topladıkları çerez.

YUKARIKARAFAKILI

Hatay kenti, Hassa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KARAFATMA

Kın kanatlılardan, böcek, kurt ve sümüklü böceklerle beslenen, tarıma yararlı, parlak siyah renkli bir böcek, ağılı böcek (Carabus).

HARAFANA

Şölen.

ARAFANA

Çocuklar arasında tertiplenen bir çeşit ziyafet.

KARAFAKILI

Kırıkkale şehrinde, Keskin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

AŞAĞIKARAFAKILI

Hatay ilinde, Hassa ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

MARAFAT

Üzerinde altın taklidi paraların dizili olduğu yoksul kadın başlığı.

KARAFASIL

Kastamonu kenti, Pınarbaşı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

GARAFAN

Adaçayı.

KARAFA

Uzun boyunlu, kulpsuz küçük rakı sürahisi.

ARAFAT

Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.

  -   -   -  

Anlamında ARAFA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARAFA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

POSTMODERNİZM

Modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra XX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan çeşitli üslup ve yönelişlerin adı. Günümüz mimarisinde işlevsel olmayı bir tarafa bırakıp değişik yapı biçimlerini serbestçe kullanma eğiliminde olan üslup.

MÜZEVİRLEMEK

Birinin başkası aleyhine yaptıkları veya söylediklerini karşı tarafa iletmek, ara bozmak.

YUKARI

Bir şeyin üst bölümü, fevk, aşağı karşıtı. Benzerleri arasında üstte bulunan. Yetkili kimse. Üst tarafa, üstteki kata, üste, yükseğe, yukarıya. Aşama, sınıf, makam bakımından ileride olan.

ELEK

Taneli veya un gibi toz durumunda olan şeyleri yabancı maddelerden ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak için kullanılan, tahta bir kasnak ve tek tarafa gerilmiş, gözenekli tel, kıl, bez vb.nden oluşan araç.

ABARA

Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).

AVANS

Öndelik. Oyunda zayıf tarafa önceden verilen geçici üstünlük.

BORİNA

Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına, alt tarafa doğru bağlanan halat.

YAN

Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Birlikte, beraberinde olma. İkinci derece olan. Üst. Tali. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Yer. Bir tarafa yönelerek. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri.

ORSALAMAK

Gemi rüzgâr alan tarafa dönmek.

KAÇAMAKLI

Kesin olmayan, yargı bildirmeyen ve her iki tarafa da çekilebilen (söz, cevap, davranış).

İNHİRAF

Sapma, başka bir tarafa meyletme.

TEMAYÜL

Bir tarafa eğilme, meyletme. Bir kimseye veya bir şeye ilgi duyma. Eğilim. Yönseme.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

BAHİS

Üzerinde konuşulan şey, konu. Bir kitabın bölümlerinden her biri. Görüşünde veya iddiasında haklı çıkacak tarafa bir şey verilmesini kabul eden sözlü anlaşma.

İMALE

Bir tarafa yatırma, eğme. Aruz vezninde kısa okunması gereken heceyi ölçüye uydurmak için uzun okuma, zihaf karşıtı.

ISIYAYAR

Bir akışkanda ısıyı her tarafa eşit olarak yaymaya yarayan alet, konvektör.

KARŞILIK

Bir davranışın karşı tarafta uyandırdığı, gerektirdiği başka davranış, mukabele. Bir iş için ayrılmış para, ödenek, tahsisat. Bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel. Cevap, yanıt. Bir dildeki bir sözü başka bir dilde aynı anlamda karşılayan söz.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

MÜNHARİF

Bir tarafa sapmış, doğruluğunu yitirmiş.

SATILMAK

Satma işi yapılmak. Para veya çıkar karşılığı, gizlice karşı tarafa hizmet etmek.