Kelimeler arşivinde; içinde "anlatı" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde anlatı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu anlatı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında anlatı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANLATILABİLMEK
ANLATILABİLME, ANLATIMSALLIK
DÜZANLATIŞLI, ANLATIMCILIK, AŞIRIANLATIM, ANLATIVERMEK, ANLATIMBİLİM
ANLATIVERME
ANLATILMAK, DÜZANLATIŞ, ANLATIMSAL
ANLATILIŞ, ÖZANLATIM, ANLATISAL, ANLATIMLI, ANLATIMCI, ANLATILMA
ANLATICI
ANLATIŞ, ANLATIM
ANLATI
ANLATI
Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.
AŞIRIANLATIM
Bir tutumun değişik konumlarını ya da dizillerini dile getiren anlatımlar içinde en aşırı olanı. bk. ılımlı sınar.
ANLATIMCILIK
Dışa vurumculuk.
DÜZANLATIŞ
Anlatımın dil kurallarına uygun, anlam ve uyum bakımından da pürüzsüz bulunması.
ANLATILIŞ
Anlatılma işi.
DÜZANLATIŞLI
Kıtıklardan arınmış, eksiksiz, güzel, düzgün, uyumlu ve açık anlamlı (söz, yazı, yazar, ozan), bk. düzanlatış.
ANLATILMAK
Anlatma işine konu olmak.
ANLATIVERMEK
Çabucak anlatmak.
ANLATILABİLMEK
Anlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ANLATIVERME
Anlatıvermek işi.
ANLATILABİLME
Anlatılabilmek işi.
ANLATIMBİLİM
Anlamın bütün incelik ve derinliğiyle kavratma yollarını inceleyen; söze duygu ve imgenin sindiriliş yollarını konu edinen dil ve yazın bilgisi.
ANLATISAL
Anlatı özelliği taşıyan, anlatıyla ilgili.
ANLATIMSAL
Anlatımla ilgili.
ÖZANLATIM
Bireyin kişilik özelliklerini geliştirmeye ya da yansıtmaya yarayan etkinlikler.
ANLATIMSALLIK
Anlatımsal olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANLATI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DADACILIK
Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
DEYİŞ
Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.
ANLATILMA
Anlatılmak işi.
DOLAYLAMA
Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı güçlü ve etkin bir anlatım için birden fazla kelimeyle anlatma: Atatürk yerine büyük kurtarıcı veya Ankara yerine Türkiye'nin kalbi demek gibi.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
DETERMİNANT
Birkaç bilinmeyenli birinci dereceden eşitlik sistemlerini çözmede kullanılan yardımcı cebirsel anlatım.
DENEME
Denemek işi, sınama. Son biçimini bulmamış, taslak durumunda olan. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.
DOLDURMA
Doldurmak işi. Yükleme. Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
DEĞİŞTİRMEK
Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak. Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek. Bir şey verip yerine başka bir şey almak. Anlatıma yeni bir içerik vermek. Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek. Birini bırakıp başkasını kullanmak.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
DEYİ
Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos. Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos.
FASİH
Açık ve düzgün (anlatış). Açık ve düzgün konuşma yeteneği olan. Açık ve düzgün bir biçimde.
DİLİM
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.
EDA
Davranış, tavır. Verme, ödeme, yerine getirme. Naz, işve. Anlatış biçimi, tarzı.
BÖYLE
Bunun gibi, buna benzer. Bu yolda, bu biçimde, hakeza. İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz. Bu derece.
FIKRA
Kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli, güldürücü hikâyecik. Köşe yazısı. Paragraf. Kanun maddelerinin kendi içlerinde satır başlarıyla ayrıldıkları ufak bölümlerden her biri. Omur.