Kelimeler arşivinde; içinde "anlatma" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde anlatma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu anlatma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında anlatma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HARMANLATMAK, ŞİŞMANLATMAK, TIRPANLATMAK, KATRANLATMAK
YALANLATMAK, HARMANLATMA, ŞİŞMANLATMA, TIRPANLATMA, KATRANLATMA
YALANLATMA, PUANLATMAK
BANLATMAK, PUANLATMA, FANLATMAK, DANLATMAK
BANLATMA, ANLATMAK
ANLATMA
ANLATMA
Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.
ŞİŞMANLATMAK
Şişmanlamasını sağlamak, şişman duruma getirmek. Kalınlaştırmak.
YALANLATMAK
Yalanlama işini yaptırmak.
KATRANLATMAK
Katranlama işini yaptırmak.
BANLATMAK
Banlama işini yaptırmak.
KATRANLATMA
Katranlatmak işi.
TIRPANLATMA
Tırpanlatmak işi.
PUANLATMAK
Puanlama işini yaptırmak.
HARMANLATMAK
Harman yaptırmak.
FANLATMAK
Habersizce birinin kulağına bağırmak.
PUANLATMA
Puanlatmak işi.
HARMANLATMA
Harmanlatmak işi.
ŞİŞMANLATMA
Şişmanlatmak işi.
TIRPANLATMAK
Tırpanlama işini yaptırmak.
YALANLATMA
Yalanlatmak işi.
DANLATMAK
Hayrete düşürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANLATMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANLAMSIZ
Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.
ANLATI
Ayrıntılarıyla anlatma. Roman, hikâye, masal vb. edebî türlerde bir olay dizisini anlatma biçimi, hikâyeleme, hikâye etme, tahkiye.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
ALKIŞ
Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpma, alkışlama, kargış karşıtı.
BETİMLEME
Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma, tasvir.
ANLATIM
Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.
ANIŞTIRMAK
Bir şeyi açıkça söylemeyip üstü kapalı anlatmak, dolaylı anlatmak, ima etmek, ihsas etmek.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ANLATILMAK
Anlatma işine konu olmak.
ALKIŞLAMAK
Bir şeyin beğenildiğini, onaylandığını anlatmak için el çırpmak. Beğenmek, takdir etmek.
ANLATIŞ
Anlatma işi.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
BİLDİRMEK
Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
AD
Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim, nam. Canlı ve cansız varlıkları, duygu ve düşünceleri, çeşitli durumları bildiren kelime, isim. Sayma. Sayılma. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
BENZETME
Benzetmek işi. Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih.
ARZ
Sunma. Piyasaya mal sürülmesi, sunu. Yer, yeryüzü. En, genişlik. Yüksek bir makama anlatma, bildirme.
BETİMLEMEK
Bir nesnenin, kendine özgü niteliklerini tam ve açık bir biçimde söz veya yazı ile anlatmak, tasvir etmek. Göz önünde canlandırmak.