İçinde ANDIK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "andık" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde andık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu andık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında andık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SANDIKLIAYAK, KARASANDIKLI, SANDIKLANMAK, MANDIKTIRMAK

11 harfli kelimeler

SANDIKÇILIK, SANDIKLAMAK, SANDIKLANMA, MANDIKLAMAK

10 harfli kelimeler

SANDIKLAMA, KARAYANDIK, ANDIKLAMAK

9 harfli kelimeler

SANDIKÖZÜ, SANDIKTAŞ, CIBDANDIK, SANDIKİÇİ, SANDIKKAR

8 harfli kelimeler

ZOBANDIK, ERSANDIK, DIRANDIK, SANDIKLI, SANDIKÇI

7 harfli kelimeler

İNANDIK, ANDIKLI, UYANDIK

6 harfli kelimeler

ÇANDIK, GANDIK, YANDIK, SANDIK

Bazı kelimelerin anlamları

ANDIK

Sırtlan.

MANDIKTIRMAK

Yormak, üzmek : Çocuk bizi mandıktırdı.

SANDIKÇILIK

Sandıkçının yaptığı iş.

SANDIKLAMAK

Sandık içine koymak, yerleştirmek, ambalajlamak.

SANDIKÖZÜ

Eskişehir şehri, Kırka nahiyesine bağlı bir bölge.

SANDIKLANMAK

Sandığa konulmak, sandığa yerleştirilmek.

SANDIKLANMA

Sandıklanmak işi.

KARASANDIKLI

Afyon ili, Karadirek nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ANDIKLAMAK

Sırtını bir yere dayayarak uyumak.

KARAYANDIK

Deve dikeni.

CIBDANDIK

Üzüm suyu.

MANDIKLAMAK

Açlıktan gözü kararmak.

SANDIKLAMA

Sandıklamak işi.

SANDIKLIAYAK

Halı kenar süsü. (Yeşilova Aksaray Niğde).

SANDIKİÇİ

Kadının sandıkta bulunan özel eşyası.

SANDIKTAŞ

Taştan oyma ve üstü taş kapakla örtülü tabut. Rize şehrinde, Derepazarı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında ANDIK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANDIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARAFAT

Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.

BAZA

Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.

BİZİMKİ

Bizim olan, bizimle ilgili olan. Kadınların kocalarından, kocaların karılarından söz ederken kullandıkları söz. Yakın çevremizde olan bir kimseden söz ederken kullanılan bir söz.

CAMİ

Müslümanların ibadet etmek için toplandıkları yer. Toplayan, bir araya getiren, bir arada bulunduran.

ÇIĞ

Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.

BAKAYA

Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.

ASA

Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek. İhtiyarların baston yerine kullandıkları uzun sopa.

DİŞLİ

Dişleri olan. Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç. Kaya balığı. Beklenmedik düzeyde olan. Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse). Dişleri olan çark.

ARKALIK

Sırt dayamaya yarayan yer. Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü. Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç.

ARTMAK

Büyük heybe. Değeri yükselmek, fazlalaşmak. Çoğalmak. Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.

AHAR

Hattatların kâğıt cilalamak için kullandıkları nişasta ve yumurta akından yapılmış olan özel bir karışım.

BAKAN

Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.

ARTIK

İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.

ÇEKMECE

Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık. Gemilerin barınabilecekleri koy.

ARPALIK

Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.

AMENNA

"Öyledir, doğru, diyecek yok, inandık" anlamlarında bir onaylama sözü.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

BİGUDİ

Kadınların saçlarını kıvırmak için kullandıkları, metal, sünger veya plastikten, boru biçiminde küçük araç, sarmaç.

ÇEMBER

Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.

BAVLI

Ava alıştırılmış hayvan. Avcıların, köpeklerini ava alıştırmak için kullandıkları yapay kuş vb.