İçinde AMANIN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "amanın" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde amanın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu amanın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında amanın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

AMANIN

Korkma ve şaşma sözü.

VAKTİZAMANINDA

Vaktiyle.

ZAMANINDA

Eskiden. Tam vaktinde.

  -   -   -  

Anlamında AMANIN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AMANIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATLAMAK

Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.

EMLİK

Emme döneminde olan çocuk. Zamanından daha geç doğan kuzu veya oğlak.

GÖRMEK

Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.

ESPRİTÜEL

Yerinde ve zamanında, güzel ve hoş karşılanan, ince anlamlı, düşündürücü söz söyleyen, nükte yapan (kimse).

FİKSTÜR

Yarışma veya karşılaşmaların zamanını ve sırasını belirleyen çizelge.

BATAKHANE

Gidenlerin dolandırıldığı veya kötü bir durumda bırakıldığı yer. İşlerin zamanında ve gereğince yapılmadığı yer.

AZAP

Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.

DAKİK

Düzenli işleyen, aksamayan. Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren.

BİLDİRİM

Bildirme işi. Yazılı olarak yapılmış olan açıklama, tebligat. Bu açıklamanın yapıldığı kâğıt, ihbarname.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

DOĞAÇLAMA

Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.

BAĞIRDAK

Beşikteki çocuğun düşmemesi için beşiğe sarılıp bağlanan, kumaştan yapılmış enli bağ, bağıldak. Kadınların âdet zamanında bağladıkları bez, bağıldak. Yaklaşık 30 santimetre eninde bir metre boyunda, uçlarında birer metre kaytanı olan, astarlı, ipek ve sırma işlemeli kumaş, bağıldak.

AYARLAMAK

Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.

FORUM

Eski Romalılar zamanında, Roma'da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. Tartışma alanı. Toplu tartışma. Bazı sorunların görüşülerek karara bağlandığı genel toplantı.

DAKİKA

Bir saatlik zamanın altmışta biri. Bir derecenin altmışta biri. An, zaman.

DÜŞÜNCE

Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.

GECİKMEK

Geç kalmak, herhangi bir işi kararlaştırılan zamandan sonra yapmak. Bir taşıt zamanında kalkamamak veya zamanında varamamak.

ENSAR

Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler.

GÜNÜ

Haset. Zamanından önce doğan yavru.

AZIKLIK

Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.