İçinde AKITMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "akıtma" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde akıtma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu akıtma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında akıtma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KANAKITMAK

9 harfli kelimeler

AKITMACIK, AKITMATOR

8 harfli kelimeler

AKITMALI, BAKITMAK, KAKITMAK, ŞAKITMAK, TAKITMAK, YAKITMAK

7 harfli kelimeler

AKITMAK, AKITMAÇ

6 harfli kelimeler

AKITMA

Bazı kelimelerin anlamları

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

YAKITMAK

Sulamak (hayvan için).

AKITMAÇ

Deve yeni doğurduğu zaman alınan sütüne un katılarak yapılan yemek. Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyaz leke. Saç üzerinde pişirilen yumurtalı hamur yemeği. Sulu, su kıvamında, cıvık.

KANAKITMAK

İşemek.

AKITMALI

Alnında akıtması olan (hayvan).

BAKITMAK

Büyü bozdurmak. Baktırmak.

ŞAKITMAK

Süpürmek. İyi, parlak, başarılı iş yapmak : Hangi yaptığın işi şakıttın?. Bilgisiyle çevresini aydınlatmak.

AKITMACIK

Kilim, yün çorap ve heybelerde kullanılan bir çeşit motif.

AKITMATOR

El işlerinde kullanılan bir motif. (Yenikent Aksaray Niğde).

AKITMAK

Akmasını sağlamak, akmasına yol açmak, dökmek.

KAKITMAK

Öfkelendirmek, kızdırmak.

TAKITMAK

Dağıtmak.

  -   -   -  

Anlamında AKITMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKITMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSALE

Akıtma.

SAVAK

Suyu başka yöne akıtmak için yapılmış olan düzenek. Bir barajın fazla suyunu akıtmak için yapılmış olan düzen. Aptal, salak. Değirmen arkındaki fazla suyun akması için açılan ikinci su yolu.

SIKMAK

Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak. Yalan söylemek. Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek. Sıkıntı vermek. Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak. Dar gelmek. Silahla ateş etmek. Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

DREN

Ark. Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç.

SAĞMAK

Memeyi parmaklar arasında sıkarak sütünü akıtmak. Yumak durumundaki bir şeyi çözüp açmak. Kovandaki balı peteklerden almak. Aldatarak parasını çekmek.

PONKSİYON

Vücudun herhangi bir boşluğunda bulunan bir sıvıyı akıtmak veya çekmek için içi boydan boya açık bir iğneyi batırma işi.

EMZİK

Süt çocuklarını oyalamak için ağızlarına verilen kauçuk meme. Sigara ağızlığı. İbrik, çaydanlık, testi vb. kapların, suyu azar azar akıtmaya yarayan içi delik uzantısı, ibik. Beslemek için süt çocuklarına meme yerine emdirilen ağzı kauçuklu süt şişesi, biberon.

AHİTMAK

Akıtmak.

DAMLALIK

Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç. Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar. Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm.

SAKAR

Bazı hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan beyaz leke, küçük akıtma. Sık sık küçük, önemsiz kazalar yapan (kimse).

DAMLAMAK

Damla durumunda tane tane düşmek. İçindekini damla damla akıtmak. Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek.

ARK

İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.

ABEŞ

Abla, kız kardeş. Kula renkte at. Açık pembe. Alnı akıtmalı hayvan. Derisi alacalı hayvan, insan. Dönek, hileci. Çirkin, kötü. Gülünç. Saçma sapan. Aksi, söz dinlemez. İnsana yakın olmıyan, yabanıl.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AKAÇLAMAK

Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.

AGIZMAK

Taneli şeyleri -fasulye, nohut, buğday gibi -akıtmak.

AHITMAK

Küçük çocuk çiş etmek. Akıtmak.

AHITMA

Hayvanların alnından burnuna doğru uzanan beyazlık. Saç üzerinde veya tepside pişirilen çörek, ekmek. Saç üzerinde pişirilen ve yassı kadayıfa benziyen bir çeşit tatlı. Akıtma. Kadınların tepeliklerinde bulunan altın süs. Yumurta, süt, su, tuz ve unun karıştırılıp çalınmasıyla elde edilen karışımın ufak ufak sacda kavrulmasıyla yapılan yemek türü.

DAMLATMAK

Damla damla akıtmak. Damıtmak.