Kelimeler arşivinde; içinde "ahşa" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ahşa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ahşa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ahşa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AHŞAMLAMAK
YAHŞATMAK, AHŞALAMAK, AHŞAMACAN, ÇAHŞATMAK, KAHŞATMAK
CAHŞAMAH, ÇAHŞAMAK
AHŞAMIN
ÇAHŞAK, YAHŞAK, ŞAHŞAH, RAHŞAN, KAHŞAK, GAHŞAK, ÇAHŞAH
AHŞAM, AHŞAP
AHŞA
AHŞA
Bağır.
AHŞAMIN
Akşamlayın, akşam vaktı.
CAHŞAMAH
Gevşemek, birbirinden ayrılmak, eskimek.
KAHŞAK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı. Kaygan toprak.
AHŞAMACAN
Akşama kadar.
ÇAHŞAK
Gevşek, yerinden oynamış. Aşınarak dökülmüş dağ veya duvar yığıntısı, moloz. Bozuk yürüyüşlü kişi.
ÇAHŞATMAK
Şınkırdatmak.
YAHŞAK
Çok söyleyen, geveze.
KAHŞATMAK
Bir şeyin parçasını yerinden oynatmak, gevşetmek.
YAHŞATMAK
Benzetmek.
RAHŞAN
Parlak, parıltılı, ışıklı.
ÇAHŞAMAK
Gevşemek, birbirinden ayrılmak, eskimek. Üşümek, titremek. Sarsılıp gevşemek, kağşamak.
AHŞAMLAMAK
Geceyi geçirmek.
ŞAHŞAH
Değirmen çakıldağı. Değirmen taşına buğdayın dökülmesini sağlayan araç. Kapı tokmağı; değirmen çakçakı.
AHŞALAMAK
Sıcak suya soğuk su katarak ılıklaştırmak.
GAHŞAK
Gevşemiş, yıpranmış, şekli bozulmuş şey.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHŞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAKMA
Kakmak işi. Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılmış olan iş.
DOĞRAMACI
Ahşap doğrama yapan kimse.
KALAS
Kalın biçilmiş uzun tahta. Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta. Kaba, anlayışsız kimse, kereste.
GÖLGELİK
Gölge altında bulunan yer. Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak, sayeban, pergola.
HATIL
Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.
ANADUT
Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.
KÖPRÜ
Herhangi bir engelle ayrılmış iki yakayı birbirine bağlayan veya trafik akımının, başka bir trafik akımını kesmeden üstten geçmesini sağlayan ahşap, kâgir, beton veya demir yapı. İki şey arasında bağ veya ilişkiyi sağlayan şey. Olmayan dişlerin yerini tutmak veya takma dişleri ağızdaki dişlere sağlam tutturmak amacıyla yapılmış olan diş protezi. Güreşte omuzları yere değdirmemek için ayakları ve alnı yere dayayıp beli yukarı kaldırarak alınan durum, güreşçi köprüsü. Vücudun, sırt yere dönük olarak el, baş veya diz yere dayanarak yay biçimi aldığı durumu. Geminin önünü iyice görecek bir yükseklikte, sancaktan iskeleye kadar kurulan kumanda yeri.
RUSTİK
Pencere üstlerine takılan ahşap korniş. Köy evi veya köy görünüşü veren, kırsal.
KABARA
Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi.
KAVRAMA
Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama. Küçük orak. İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme.
LAMBRİ
Bir yapının iç duvar kaplaması. Tavana yapılmış olan ahşap kaplama.
GİTAR
Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı.
BAĞIR
Göğüs. Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
LEVENT
Osmanlı donanmasında ve kıyılarında görev yapan asker sınıfı. Dokuma tezgâhlarında üzerine çözgü ipliği veya ham kumaş sarılan, takılıp çıkarılabilen, ahşap veya metalden yapılmış, makara biçiminde büyük silindir. Boylu boslu, yakışıklı (kimse). Uzun.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
KİRİŞLEME
Kirişlemek işi. Çapraz olarak, kılıçlama. Ahşap döşemelerde yaklaşık 50 santimetre ara ile kirişler koyma.
DİKME
Dikmek işi. Fidan, yeni dikilmiş fidan. Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna. Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk. Dikey olan doğru veya düzlem, amut. Ağaç, direk. Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri.