Kelimeler arşivinde; içinde "ahn" olan, toplam 79 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ahn bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ahn ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ahn olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SAHNELEYEBİLMEK
FERAHNAKAŞİRAN, SAHNELEYEBİLME
ŞAHNADERESİ, SAHNELETMEK, SAHNELENMEK
SAHNELENME, SAHNEŞİRİN, ŞAHNAKIRAN, ŞAHNİŞİNLİ, SAHNELEYİŞ, SAHNELEMEK, YAHNİKAPAN, SAHNELETME
FERAHNİSA, BARAPAHNA, DAHNAŞMAH, ŞAHNAALAN, SAHNELEME, TAHNAŞMAH, KARABAHNI, FERAHNÜMA
SABAHNUR, ŞAHNAHAN, İZAHNAME, FERAHNAK, ŞAHNALAR, ZAHNABUT, ZAHNUBUT, HAHNİYUM, ŞAHNİŞİN, ANTRAHNA, FERAHNUR
AHNAMAK, ŞAHNALI, ŞAHNAZI, ŞAHNİSA, ÖNSAHNE, ŞIRAHNE, ŞİRAHNA, ŞİRAHNE, KARAHNİ, BAHNAME
ŞAHNUR, ŞAHNİŞ, ŞAHNİS, ŞAHNAZ, TAHNAL, TAHNAZ, TAHNİT, İLAHNA, ARAHNA, KAHNAG, KAHNİÇ, NAHNAH
AHNAK, RAHNE, ZAHNA, YAHNI, TAHNİ, TAHNE, SAHNE, LAHNA, MAHNA, MAHNI, NAHNA, PAHNA, PAHNİ, ŞAHNE, RAHNA, DAHNE, AHNIT, AHNAZ, YAHNİ, ŞAHNA
YAHN, SAHN, HAHN
AHN
AHN
Herhangi bir yüzeyin kenarı, çoğu zaman tarlaları birbirinden ayıran sınır.
ŞAHNAKIRAN
Kabakla yapılan bir çeşit yemek.
ŞAHNİŞİNLİ
Şahnişini olan.
SAHNELEYEBİLMEK
Sahneleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAHNELENME
Sahnelenmek işi.
SAHNELENMEK
Oyun sahneye konulmak. Bir durum, bir olay gerçekleştirilmek. Bir durum, bir olay ortaya çıkmak, görünür olmak.
FERAHNAKAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde bir makam.
YAHNİKAPAN
Eskişehir ili, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SAHNELEYEBİLME
Sahneleyebilmek işi.
SAHNELETMEK
Sahneleme işini yaptırmak.
FERAHNİSA
Sevinçli, rahat kadın.
SAHNELETME
Sahneletmek işi.
ŞAHNADERESİ
Yozgat ilinde, Akdağmadeni ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SAHNEŞİRİN
Evlerin üst katındaki küçük oda.
SAHNELEMEK
Sahneye koymak. Görüntü vermek.
SAHNELEYİŞ
Sahneleme işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVLU
Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan, hayat, hanay, sahn.
BENZER
Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.
BALE
Belli hafif figürlere, adım atışlara, çoğunlukla sahne düzenine ve müziğe dayalı gösteri türü.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
BUTAFOR
Oyun için gerekli sahne eşyası.
AYRIM
Ayırma işi, tefrik. Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, fark. Bir veya daha çok sahne içinde geliştirilip olayın tamamlanmış bir parçasını veren film bölüğü. Cinsleri ve türleri birbirinden ayıran ana karakter, fark. Alt bölüm. Ayrılma noktası.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ASSOLİST
Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı.
DIŞ
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
ÇAĞRICI
Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.
DANİŞMENT
Tanzimattan önce, kadıların yanında yetişmek üzere görevlendirilen kimse. Bilgili. Sahn Medreselerinde oda sahibi olabilen öğrenci.
BUTAFORCU
Oyun için gerekli sahne eşyasını yapan uzman.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
DOĞAÇLAMA
Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.
AYDINLATMA
Aydınlatmak işi, ışıklandırma. Sahnelerin ışıklandırılması işi.
DOLAP
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
DONATIMCI
Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse.