Kelimeler arşivinde; içinde "ahit" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ahit bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ahit ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ahit olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AHİTLEŞMEK, MÜCAHİTTİN, ABDÜLVAHİT, MÜCAHİTLİK
AHİTLEŞME
VAHİTTİN, ŞAHİTTİN, ZAHİTLİK, ŞAHİTSİZ, ŞAHİTLİK, AHİTNAME
ŞAHİTLİ, ŞEVAHİT, MÜŞAHİT, MÜCAHİT, AHİTMAK, OSSAHİT, VAHİTLU
ŞAHİT, VAHİT, ZAHİT, CAHİT, LAHİT, NAHİT
AHİT
AHİT
Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.
ABDÜLVAHİT
Tek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
ŞAHİTSİZ
Tanıksız. Tanıksız.
MÜCAHİT
Kutsal ülküler uğruna savaşan kimse, alperen.
MÜCAHİTLİK
Mücahit olma durumu.
ŞEVAHİT
Şahitler, tanıklar.
ŞAHİTLİK
Tanıklık.
MÜCAHİTTİN
Dinin düşmanlarıyla savaşan, din mücahidi.
AHİTLEŞMEK
Antlaşmak.
ŞAHİTLİ
Tanıklı.
ŞAHİTTİN
Dinlerin şahı, dinlerin en iyisi.
AHİTLEŞME
Antlaşma.
VAHİTTİN
Dinin tekliği, tek din.
ZAHİTLİK
Zahit olma durumu.
AHİTNAME
Antlaşma belgesi.
MÜŞAHİT
Gözlemci.
Bu bölümde tanımı içerisinde AHİT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANT
Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.
AND
yemin. -içmek: yemin etmek. Yemin, ahit, söz verme.
BİRİM
Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.
HERPESVİRÜSLER
Sığırların enfeksiyöz rinotrahitisi/enfeksiyöz püstülervulvavajinitisi, yalancı kabarcıklı deri hastalığı, yalancı kuduz ve koriza hastalığı virüsleri gibi virüslerin yer aldığı ve pek çoğu enfekte ettiği konakta daimi enfeksiyonlara yol açan çift iplikli DNA'ya sahip, yaklaşık 150 nm büyüklükte ve zarflı virüslerin oluşturduğu virüs ailesi, Herpesviridae.
KOYTAN
Etkili, dokunaklı, acıklı, içli (ses, şarkı vb.). Mezarın iç kısmının köşesi. Dairemsi köşe. Dağın çıkıntılı yeri. Mezarın bir yanındaki yarık, lahit. Dağ bucağı.
TANIK
Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit. Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.
AHAT
Kendi kendine verilen söz, ahit ; Kızımı vermede ahatımı yerine getirdim. Kastamonu şehrinde, Azdavay belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Uşak ili, Banaz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ŞAHAT
Tanık. İki kaya arasındaki boşluk. Şahit. Güçlü, güzel cins at, atların şahı.
PAZARLOH
Ahitleşme.
TANIKLIK
Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet. Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet.
LEHD
Arapça kökenli lâhd: lahit.
ŞAYİD
Şahit.
ŞAİT
Harman savrulurken, taneyle samanı ayırmak için dikilen değnek. Şahit.
ANTLAŞMA
İki veya daha çok devletin saldırmazlık, savaşta iş birliği vb. konularda kararlaştırdıkları ilkelere uygun davranmayı kabul etmeleri durumu, ahit, muahede, ahitleşme, pakt. Bu durumu belirten belge.
ALPEREN
Derviş. Mücahit.
ANDLAŞMAK
Karşılıklı yemin etmek, ahitleşmek.
DANIK
Şahit, tanık. Karışık, dağınık.
ANTLAŞMAK
Antlaşma yapmak, ahitleşmek.
ARDALAMADAN
Arkadan arkaya, habersiz, sezdirmeden: Ardalamadan beni şahit yazmışlar.
GÖZLEMCİ
Dikkatle, eleştirici bir gözle gözlem yapan kimse, müşahit. Gözlemevinde gözlem yapan kimse, rasıt. Teleskop. Bir konferans, kongre vb.ne katılan, genel olarak söz alma ve önerge verme hakkı olmayan, toplantıları kendi veya başkası adına izleyen kimse, müşahit. Bir karşılaşmayı izleyip kurallara uyulup uyulmadığını bildiren rapor yazmakla görevli kimse.