Kelimeler arşivinde; içinde "abara" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde abara bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu abara ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında abara olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KABARABİLMEK
KABARABİLME
KAKKABARAK
KABARALI, KABARAMA, KABARACI, GABARAMA, ALABARAK
GABARAK, HABARAN, KABARAK, KABARAM, ABABARA, KABARAN
GABARA, KABARA
ABARA
ABARA
Su değirmenlerinde suyun basıncını çoğaltmak için yapılan, büyük bir huni şeklindeki hazne. Tarlalarda bir taraftan bir tarafa su geçirmekte kullanılan tahta oluk. Çift demiri ve pullukla açılan su yolu: Tarlaya abara çektim. Çift demirin açtığı çizgi, saban izi. Su oluğunun iki başından üstüne oturduğu duvar. Köy evlerindeki tavanlarda iki direk arasındaki boşluk. Tünel. Buğday ambarı. Hayvan yemliği. Toprak, kum ve saman elemeğe yarıyan iri delikli kalbur. Buğdayla karışık saman. Dara. Bir yönden diğer yöne su geçirmeye yarayan ağaç oluk. (Gökmenler, Kızılağaç, Çalak, Gedikli Saimbeyli Adana).
KABARAN
Kalbur, elek. Soda, karbonat.
ABABARA
Kebab kestane.
KABARALI
Kabara çakılmış olan.
KABARAMA
Hindi : Kabaramanın etlisi yükseğe konar.
KAKKABARAK
Keklik.
KABARACI
Sık sık yellenen ve bunu huy edinen kimse.
GABARAK
Az büyük, kabaca, büyücek.
HABARAN
Pisboğaz, obur.
KABARABİLME
Kabarabilmek işi.
KABARAK
Sel.
ALABARAK
Palamut yiyen bir kuş.
GABARA
Kundura altına çakılan yuvarlak tepeli çivi. Baş kısmı mantarı andıran çivi. (Senirkent Isparta).
KABARAM
Üzüntüden olan sinir hastalığı, bir çeşit delilik.
GABARAMA
Köy kadınlarının feslerinin üzerine işlenmiş boncuklu kısım.
KABARABİLMEK
Kabarma olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ABARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAVARE
Kabara, büyük ayakkabı çivisi.
KADAK
Küçük kardeş. Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara. Küçük çivi. İlinti, eğreti dikiş. Üç tanesi bir okka olan ağırlık ölçüsü. Kadar. Kopça, çıtçıt. Tırpan ile sapı birbirine bağlayan çengel. Kaydırak. Eşek yavrusu, sıpa. Yavru katır. Manda yavrusu, malak. Dökme çivi. (Muttalip Eskişehir).
TESKER
Hindinin kabararak yürümesi. Fırıldak.
CABULA
Altı kabaralı kaba ayakkabı.
IZGARA
Metal çubukların, ağaç dallarının aralıklı sıralanmasıyla yapılmış olan parmaklık veya kafes biçiminde araç. Bu araç üstünde pişmiş. Et, balık, köfte vb. yiyecekleri pişirmekte kullanılan araç, gril. Futbol ayakkabısının altında bulunan iri başlı kabara. Pisliklerin su yollarını tıkamasını önlemek veya havalandırmak amacıyla su yollarının havalandırma çıkışları üzerine konulan kafesli veya parmaklıklı demir.
KÖSÜLMEK
Uzanıp yatmak, ayakları uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. Büzülmek, toplanmak, toparlanmak. Yorulmak, gücünü kaybetmek. Öfkesi geçmek, yatışmak. Yılmak, pısmak, korkmak. Ateş yavaş yavaş sönmeye yüz tutmak. Kabaran bir şey sönmek, inmek, durulmak (süt, yemek ve benzerleri şeyler). Bitki, meyve ve benzerleri şeyler kurumaya yüz tutmak, çürümek. Boylu boyunca uzanmak. Öfkesini almak. Hızını almak. Uzanmak, ayağını uzatmak.
KÜRKLAK
Kurk olan, azgınlaşan, kabaran. Kuluçka.
GÖMBELEK
Sarı renkli, büyük bir çeşit kelebek. Arı sokması ile şişen, kabaran yer. Kısa boylu, kafası büyük kimse: Gömbelek ali.
DAMLATAŞI
(Mimarlık) Yapılarda bezeme öğesi olarak kullanılan damla biçimindeki taş kabartma, kabara.
PEŞGUN
Masadan küçük ve alçak, yuvarlak tahta sofra, hamur tahtası. Ağaçtan yapılmış, üzeri kabaralarla süslü büyük sofra.
YÜKSELME
Yükselmek işi, itila. Yer kabuğunun yerin düşey salınımından ileri gelen hareketi. Terfi. Suların kabararak yüzeyinin yükseğe çıkması.
KRAMPON
Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.
KADAH
Yara izi. Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara. İlinti, eğreti dikiş. Kundura altına çakılan kısa çivi, kabara.
HOTAZ
Gelin duvağı. Tavuskuşu, tavuk gibi kuşların başındaki uzun tüyler. Saçların kabararak karışmış durumu. Dibekte dövülmüş buğday ya da pirinç. Öfke, sert davranış. Gelin tacı. (Kötürnek Gelendost Isparta). Hotoz, sorguç.
KORDON
Genellikle ipekten yapılmış kalın ip. Göbek bağı. Teneke ve çinko eşyaların üstüne süs yapmak için kullanılan araç. Bir yere girip çıkmayı denetim altına almak için görevlilerden oluşturulan dizi. Kıyı şeridi. Saat, madalyon vb.ni asmaya yarayan ince zincir. İnce tellerden örülen ve özellikle ütü, ızgara vb. ev araçlarında kullanılan elektrik kablosu. Kabaran denizin kumsalda bıraktığı döküntü katmanı. İnce uzun sıralar durumunda yapılmış oymalı duvar veya mobilya süsü.
SÜRK
İsilik. Kaşıntılı deri hastalığı. Kızarıp, kabararak beliren kaşıntılı bir çeşit deri hastalığı. Antakya yöresine özgü bir ürün olup çökelek elde edildikten sonra içine kırmızı pul biber, taze kekik, yenibahar, çakşır otu, toz karabiber ve dövülmüş Hindistan cevizi katılarak elde edilen, özel lezzetli bir süt ürünü.
ÇIBARTMAK
Derisi kabaracak şekilde dövmek.
KADET
Ayakkabıların altına çakılan demir çivi, kabara.
TARAKDİŞ
Kuşlar (Aves) sınıfının, kazlar (Anseriformes) takımının, ördekgiller (Anatidae) familyasından, erkeğinin başı parlak ve koyu yeşil, başının gerisinde tepeden sarkan ve enseden kabaran iki tüy demeti bulunan, yurdumuzun Marmara, Ege ve Akdeniz sahillerinde kışlayan, deniz, göl ve nehir kenarlarında yaşayan, yuvalarını yere yapan göçmen bir tür. Tepeli ördek, tepeli testereburun.
KALKIK
Düzeyine göre yüksekte olan. Kabararak yerinden ayrılmış. Dik durumda, ucu yukarı doğru olan.