Kelimeler arşivinde; içinde "uyar" olan, toplam 79 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uyar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uyar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uyar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇİFTEDUYARGALILAR, DUYARSIZLAŞTIRMAK
UYARLANABİLİRLİK, DUYARSIZLAŞTIRMA
DUYARLIKÖLÇÜMÜ, DUYARLIKÖLÇÜCÜ, UYARLAYIVERMEK, DUYARSIZLAŞMAK, UYARLANABİLMEK, DUYARLAŞTIRICI, UYARLAYABİLMEK
DUYARLIKÖLÇER, UYARILABİLMEK, UYARLANABİLİR, UYARLANABİLME, UYARLAYABİLME, UYARLAYIVERME, DUYARSIZLAŞMA, DUYARLILAŞMAK
DUYARKATLAMA, IŞILDUYARLIK, DUYARLILAŞMA, DUYARGALILAR, UYARILABİLME
DUYARSIZLIK, UYARABİLMEK
IŞIĞADUYAR, DUYARCALIK, UYARABİLME, DUYARSIZCA, UYARLAYICI, UYARLANMAK, UYARICILIK, UYARLANMIŞ, DUYARLILIK, DUYARLIKLI, UYARMAKLIK, UYARSIZLIK
UYARLANMA, SUYARPUZU, UYARLAMAK, UYARILGAN, UYARILMAK, UYARCILIK, UYARLILIK
UYARTMAK, UYARICIK, DUYARKAT, UYAROĞLU, DUYARLIK, DUYARSIZ, UYARILMA, UYARINCA, UYARLAMA
ÖNUYARI, UYARTMA, DUYARGA, DUYARLI, UYARICI, UYARLAÇ, UYARLIK, UYARMAK, UYARSIZ, UYARALP, UYARCIK
UYARCI, UYARTI, UYARAÇ, UYARLI, UYARAN, UYARMA, UYAREL, UYARIM, UYARER, UYARIŞ, UYARGA
UYARI, DUYAR
UYAR
UYAR
Uygun, denk. Kolay uzlaşılabilen, geçimli, uysal. (Söz sanatı terimi) Kapalı iğretilemede iğretinin yerine, onunla ilgili olmak üzere, kullanılan söz. Gözümden uyku akıyor misalinde suyun yerine kullanılan akıyor sözü gibi. Kapalı eğretilemede benzetmeyi sağlayan sözcük. Uygun, yerinde. Boyun eğen, uysal, nazik kimse.
UYARLANABİLME
Uyarlanabilmek işi.
DUYARLIKÖLÇÜMÜ
Belirli bir duyarkatta, ışıklama ile yoğunluk arasındaki bağı kesinlikle saptama, duyarkatın ışıktan etkilenme ve açındırma sırasındaki tepkisini ölçme bilimi.
DUYARLAŞTIRICI
İzgenin yalnız mavi ve morötesi bölümünü kapsayan kısa dalga uzunluklarına duyar olan duyarkatın duyarlığını artırmak amacıyla duyarkata yapılış sırasında katılan, böylelikle doğal duyarlığın yeşil, kırmızı hatta kızılaltına kadar genişlemesini sağlayan kimyasal özdek.
ÇİFTEDUYARGALILAR
Kabuklular sınıfını da içine alan ve genel olarak sularda yaşayan eklembacaklılar topluluğu; solungaçlılar.
DUYARSIZLAŞTIRMAK
Duyarlılığını ortadan kaldırmak, duyarsız duruma getirmek.
DUYARSIZLAŞTIRMA
Duyarsızlaştırmak işi.
DUYARSIZLAŞMAK
Duyarlı olma yeteneği kalmamak.
UYARLANABİLMEK
Uyarlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DUYARLIKÖLÇÜCÜ
Duyarlıkölçeri kullanan kimse, duyarlıkölçümü uzmanı.
DUYARLIKÖLÇER
Duyarkat üzerinde, aldığı ışık niceliğiyle geometrik bir diziyle etkilenmiş bir bölge elde etmekte kullanılan aygıt.
UYARILABİLMEK
Uyarılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UYARLAYIVERMEK
Kısa sürede uyarlamak.
UYARLANABİLİRLİK
Tiyatro için hazırlanmış bir metnin ya da bir özetin tiyatro özelliklerini taşıma derecesi.
UYARLANABİLİR
Sinema özellikleri taşıyan, bundan dolayı uyarlanması kolay olan, uyarlanmaya yatkın metin.
UYARLAYABİLMEK
Uyarlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UYAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAFİLAKSİ
Aşırı duyarlık.
AKSON
Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.
ANDIÇ
Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not.
ADAPTE
Uyarlanmış.
ADAPTASYON
Uyarlama.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ANTEN
Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.
ANIMSATMAK
Birisinin unuttuğu bir şeyi aklına getirmek, hatırlatmak. Birinin bir şeyi unutmamasını sağlamak, uyarmak, hatırlatmak.
ALIŞTIRMAK
Alışmasına yol açmak. Uyar duruma getirmek.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ATARAKSİYA
Hiçbir heyecan veya zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği, acıya olduğu kadar kıvanca karşı da ilgisizlik.
ALERJİ
Birtakım yiyecek, ilaç, toz, koku vb.ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki. Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık.
ALINMAK
Alma işi yapılmak. Uyarlanmak. Elde edilmek. Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak.
AMA
Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
BAĞIL
Görece. Kendine özgü bir kımıldanışı olduğu hâlde başka bir cisme uyarak sürüklenen cismin görünürdeki kımıldanışının niteliği.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.