Kelimeler arşivinde; içinde "türlü" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde türlü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu türlü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında türlü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARİKATÜRLÜK
KÜLTÜRLÜLÜK, KÜLÜSTÜRLÜK
ENVAİTÜRLÜ, TESETTÜRLÜ, BÜYÜTÜRLÜK, GARNİTÜRLÜ, TÜRLÜBOHÇA
KÜLTÜRLÜ, PÖTÜRLÜK, TÜRLÜBEY
PÜTÜRLÜ
TÜRLÜM
TÜRLÜ
TÜRLÜ
Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.
TÜRLÜM
Türlü.
KARİKATÜRLÜK
Karikatür olma durumu. Karikatür olma özelliği taşıyan kimse, olay veya şey. Karikatür konusunu oluşturan olay.
KÜLTÜRLÜ
Kültürü gelişmiş olan.
PÜTÜRLÜ
Pütürü olan, pürüzlü, pürtüklü.
TÜRLÜBEY
Denizli kenti, Buldan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TESETTÜRLÜ
Kapalı kıyafetler giyinen (kadın).
TÜRLÜBOHÇA
Çocuk oyuncağı.
ENVAİTÜRLÜ
Çok değişik türleri olan, çeşitli çeşitli, türlü türlü, envaiçeşit, envaiçeşitli.
KÜLTÜRLÜLÜK
Kültürlü olma durumu.
PÖTÜRLÜK
Çalılık.
KÜLÜSTÜRLÜK
Külüstür olma durumu.
BÜYÜTÜRLÜK
Aşırılaştırma.
GARNİTÜRLÜ
Garnitürü olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜRLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
ASLANAĞZI
Sıracagillerden, türlü renkte, güzel, kokusuz çiçekleri olan bir bitki, danaburnu. Havuz kenarlarına konulan ve ağzından su akan aslan biçiminde süs taşı.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ARTİST
Güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse, sanatçı, sanatkâr. Eğlence yerlerinde gösteri yapan kimse. Olduğundan başka türlü görünen, yapmacık ve abartılı davranan kimse.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
ASEPTİK
Her türlü mikroptan arınmış.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.
ARTİSTLİK
Artistin işi. Olduğundan başka türlü görünme, kendini başka türlü gösterme. Artist olma durumu.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
ARABA
Tekerlekli, motorlu veya motorsuz her türlü kara taşıtı. Bu taşıtın aldığı miktarda olan.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
ANELE
Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka.
ALKOL
Bira, şarap vb. sıvıların veya pancar, patates nişastasının şekere dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan glikoz çözeltilerin mayalaşmış özlerinin damıtılmasıyla elde edilen, kokulu, uçucu, yanıcı, renksiz sıvı, ispirto, etanol, etil alkol. Her türlü alkollü içki.
ALACAKLANDIRICI
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını devralan finansal kuruluş.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
APAYDIN
Çok aydınlık. Çok kültürlü, bilgili.
ALACAKLANDIRMAK
Vadeli satış yapan firmaların her türlü mal ve hizmet satışından doğan haklarını alacaklandırıcı adı verilen finansal kuruluşlara devretmek.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
ALEV
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule. Kıvılcım. Aşk ateşi. Sıcaklık. Mızrak uçlarına takılan küçük bayrak, flama.