İçinde TUTAR geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tutar" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tutar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tutar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tutar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMAK

13 harfli kelimeler

TUTARSIZLAŞMA

12 harfli kelimeler

İÇTUTARLILIK

11 harfli kelimeler

TUTARSIZLIK

10 harfli kelimeler

TUTARLILIK, BOYUTTUTAR, TUTARSIZCA

9 harfli kelimeler

TUTARIKLI, BAŞTUTARI

8 harfli kelimeler

TUTARLIK, TUTARSIZ, BAŞTUTAR

7 harfli kelimeler

TUTARLI, TUTARIK, TUTARCA, TUTARGA, TUTARAK

6 harfli kelimeler

TUTARI

5 harfli kelimeler

TUTAR

Bazı kelimelerin anlamları

TUTAR

Nicelik bakımından bir şeyin bütünü. Para miktarı, meblağ.

TUTARSIZLIK

Tutarsız olma durumu, insicamsızlık.

TUTARSIZ

Tutarlı olmayan, aralarında çelişki bulunan, insicamsız.

TUTARLI

Aralarında çelişki bulunmayan, her bakımdan uyumlu, insicamlı.

TUTARSIZCA

Tutarsız bir biçimde.

TUTARSIZLAŞMAK

Tutarsız duruma gelmek.

TUTARLILIK

Tutarlı olma durumu, insicamlılık.

İÇTUTARLILIK

Bir ölçeği oluşturan sınarların ayrı ölçüm boyutuna ilişkin olmaları ya da tek tek her sınarla elde edilen ölçümlerin tüm ölçeğe göre beliren ölçümle bağıntılı sonuçlar vermesi.

BAŞTUTAR

Başkan, aile reisi.

TUTARIKLI

Saralı.

TUTARIK

Sara.

TUTARSIZLAŞMA

Tutarsızlaşmak durumu.

BOYUTTUTAR

Isıl işlem sırasında, boyutsal değişimlerini önlemek için, parçaların içine konuldukları metal nesne.

TUTARLIK

Uygunluk, insicam. Anlatımın konuyla bağdaşması, insicam.

TUTARCA

Karın ağrısı.

BAŞTUTARI

Başkan, aile reisi.

  -   -   -  

Anlamında TUTAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TUTAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAĞDAŞMAZ

Uyuşmaz, tutarsız.

IKINMAK

Herhangi bir nedenle soluğunu içinde tutarak kendini zorlamak. Peklikte veya doğum sırasında kasları zorlayarak soluğunu tutmak.

FLAMBE

Aleve tutarak pişirme yöntemi.

DİDON

Halkın İstanbul'daki yabancılara, özellikle Fransızlara verdiği ad, didona. Züppe. Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm.

AĞCI

Ağ ile balık tutarak geçinen kimse.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

HACİMSİZ

Hacmi olmayan, oylumsuz. Borsada gerçekleştirilen yetersiz tutarda alım satım.

BAĞDAŞIM

Tutarlık, tutarlılık, insicam.

BAREM

Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.

GENELKURMAY

Yurdun savunmasıyla ilgili bütün şart ve olayları göz önünde tutarak barışta ordunun eğitim ve donatımını, savaşta yüksek yönetimini düzenleyen makam, erkânıharbiyeiumumiye.

ÇEKİŞTİRMEK

Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.

DALGALANMAK

Üzerinde dalga oluşmak. Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak. Hareketli olmak, kıpırdamak. Renk, ton değiştirmek.

ÇALYAKA

Yakasına yapışıp sıkıca tutarak.

ÇELİŞMEK

Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak.

HESAP

Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.

DEBRİYAJ

Otomobillerde kavrama yöntemi ile kenetlenmiş iki mili birbirinden ayıran ve çekici mili hareket düzeninde tutarak çekilen milin durmasını ve bu işlem sonunda aracın hareketini sağlayan düzenek. Bu düzeneği işletmeye yarayan ayaklık.

BOPLUK

Bop tutarında olma.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

ASORTİ

Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve biçimde olan (giysi).