Kelimeler arşivinde; içinde "terli" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde terli bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu terli ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında terli olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GANGSTERLİK, TERLİPRESİN, TAHTATERLİK, SEKRETERLİK, TERLİKÇİLİK
KARAKTERLİ, AMFOTERLİK, YETERLİLİK
KÖFTERLİK, TERLİKSİZ
GÖSTERLİ, ÜSTERLİK, TERLİKÇE, NOTERLİK, TERLİKÇİ, CİTERLİK, CETERLİK, YETERLİK, TERLİKSİ
STERLİN, YETERLİ, TERLİYH
TERLİG, TERLİH, TERLİK
TERLİ
TERLİ
Terlemiş olan.
TERLİKÇİ
Terlik yapan veya satan kimse.
TERLİPRESİN
Vazopresin analoğu olan ve kanama durdurmak için kullanılan bir ilaç.
KARAKTERLİ
Herhangi bir karakteri olan. Karakteri sağlam olan.
AMFOTERLİK
Bir maddenin hem asitlerle hem de bazlarla tepkimeye girebilme özelliği.
SEKRETERLİK
Sekreterin görevi, yazmanlık, kâtiplik. Bir veya daha çok sekreterin çalıştığı yer, büro.
KÖFTERLİK
Köfter yapmak için ayrılan (üzüm veya şıra).
TERLİKÇE
Karabasan.
GANGSTERLİK
Gangster olma durumu.
NOTERLİK
Noterin görevi veya makamı. Noter.
GÖSTERLİ
Niğde şehri, Gölcük bucağına bağlı bir bölge.
TERLİKÇİLİK
Terlik yapma veya satma işi.
TAHTATERLİK
Arkası olmayan, ökçesiz terlik, mercanterliği: Ayağıma tahta terlik aldım.
ÜSTERLİK
Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.
TERLİKSİZ
Adana ili, Karataş belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YETERLİLİK
Yeterli olma durumu, yeterlik. Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgi, ehliyet, yeterlik. Görevini yerine getirme gücü, kifayet, yeterlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde TERLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KANMAZLIK
İhtiyacını veya isteğini yeteri kadar karşıladığı hâlde yeterli bulmamak.
BASINÇLAMAK
Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.
GIDASIZ
Besini olmayan, yeterli besin alamayan, besinsiz.
EHLİYETLİ
Yeterli. Ehliyeti olan.
GEÇİŞİM
Geçişme işi, tedahül. Belirli bir işi yapma yeterliliğinin ilişkili veya bağlantılı başka bir işi yapma sonucunda artması, intikal. Yarı geçirgen bir zarla birbirinden ayrılmış iki sıvının karşılıklı geçerek birbirine karışması, hulul, ozmoz.
HAVASIZ
Havası olmayan, hava almayan. Göz alıcı, çekici olmayan. Havası iyi ya da yeterli olmayan.
BİLMEK
Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.
KİFAYET
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik.
EHLİYETNAME
Ehliyet, yeterlik belgesi. Sürücü belgesi.
BÜTÜNCÜLLÜK
Totaliterlik.
FLAŞ
Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.
BÜCÜR
Ufak tefek ve kısa boylu (kimse). Yeterli bilgi ve deneyime sahip olmayan.
İYİ
İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı. Yerinde, uygun. Bol, çok, aşırı. Doğru olan. Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren. Esen, sağlıklı. İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde. Yeterli, yetecek miktarda olan.
ÇEDİK
Mesh üzerine giyilen sarı pabuç. Terlik.
BRÖVE
Belli bir eğitimden sonra uçak kullanabilecek veya paraşütle atlayabilecek duruma gelmiş kimselere verilen yeterlik belgesi.
FİLAR
Hafif bir terlik.
HADDİKİFAYE
Yeterlik derecesi.
CAHİL
Öğrenim görmemiş, okumamış. Deneysiz, genç, toy (delikanlı veya kız). Belli bir konuda yeterli bilgisi olmayan.
DOZ
Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj. Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj. Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.
GÜÇ
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.