Kelimeler arşivinde; içinde "tele" olan, toplam 271 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tele bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tele ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tele olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NİTELENDİREBİLMEK
ARİSTOTELESÇİLİK, TELEKOMÜNİKASYON, NİTELENDİREBİLME, TELEREZEKTOSKOPİ, TELEVİZYONAGİDER
NİTELENDİRİLMEK, TELEVİZYONCULUK, ANJİYATELEKTAZİ, BESTELENEBİLMEK, BESTELEYEBİLMEK, BESTELEYİVERMEK, ÇİFTELEYEBİLMEK, DESTELEYEBİLMEK, LİSTELEYEBİLMEK, TELEVİZYONSEVER
DESTELEYİCİLİK, ENTELEKTÜALİZM, ENTELEKTÜELLİK, NİTELENDİRİLME, BESTELENEBİLME, BESTELEYEBİLME, BESTELEYİVERME, ÇİFTELEYEBİLME, DESTELEYEBİLME, ERTELENEBİLMEK, ERTELETEBİLMEK, ERTELEYEBİLMEK, LİSTELEYEBİLME, NİTELEYEBİLMEK
ARİSTOTELESÇİ, ÇETELEŞTİRMEK, NİTELENDİRMEK, TELEFONLAŞMAK, TELEFONOMETRE, TELEFOTOGRAFİ, TELEKONFERANS, ERTELENEBİLME, ERTELETEBİLME, ERTELETTİRMEK, ERTELEYEBİLME, İTELEYEBİLMEK, NİTELEYEBİLME, ÖTELEYEBİLMEK, TELEFONSUZLUK, TELEVİZYONLUK, VARİKOZİTELER
ÇETELEŞTİRME, FİRKETELEMEK, NİTELENDİRME, RADYOTELEFON, TELEFONCULUK, TELEFONLAŞMA, TELEOBJEKTİF, TELESEKRETER, TELEVİZYONCU, ERTELETTİRME, İTELEYEBİLME, ÖTELEYEBİLME, TELENSEFALON
BESTELENMEK, ÇİFTELENMEK, ÇİFTELEŞMEK, DESTELENMEK, DESTELEYİCİ, ENTELEKTÜEL, FİRKETELEME, PELTELENMEK, PELTELEŞMEK, TELEKSÇİLİK, BESTELETMEK, BÜKTELETMEK, CÜSTELETMEK, ÇENTELEŞMEK, DESTELETMEK, İRENTELEMEK, KERTELEYİCİ, LİSTELETMEK, SAHTELETMEK
BESTELEMEK, BETELENMEK, ÇETELEŞMEK, ÇİFTELEMEK, DESTELEMEK, ERTELENMEK, LİSTELEMEK, MÜTELEZZİZ, NİTELENMEK, PELTELENME, PELTELEŞME, TELEKİNEZİ, TELEOLOJİK, TELESİNEMA, TELESKOBİK, TELEVİZYON, ÜSTELENMEK, ATELEKTAZİ, BESTELENME, BESTELETME, BÜKTELEMEK, CÜSTELEMEK, ÇENTELEMEK, ÇİFTELENME, ÇİFTELEŞME, ÇİNTELEMEK, ÇİRTELEMEK, DESTELENİŞ, DESTELENME, DESTELETME, Devamını Oku »»
BESTELEME, ÇETELEŞME, ÇİFTELEME, DESTELEME, ENTELEKYA, ERTELEMEK, ERTELENİŞ, ERTELENME, ERTELEYİŞ, İTELENMEK, KERTELEME, LİSTELEME, NİTELEMEK, NİTELENİŞ, NİTELENME, NİTELEYİŞ, TELEFERİK, TELEFONCU, TELEMETRE, TELEMETRİ, TELEOLOJİ, TELEPATİK, TELERADAR, TELESİMEK, TELESİYEJ, ÜSTELEMEK, ÜSTELENME, ÇETELEMEK, DÜRTELEME, ELENTELEN, Devamını Oku »»
ÇİFTELER, ENTELEKT, ERTELEME, İTELEMEK, İTELENME, KERTELES, NİTELEME, ÖTELEMEK, TELEKART, TELEKSÇİ, TELEPATİ, TELESİME, TELESKOP, TELEÜTÇE, ÜSTELEME, TELEGRAF, CETTELEK, ÇENTELEK, ÇETELECİ, EZENTELE, KERTELEZ, KESTELEK, MANTELEK, ÖTELETME, PLATELET, PÖRTELEK, SOTELEME, SÜRTELEÇ, TELEFGİN, TELEKLER, Devamını Oku »»
İTELEME, ÖTELEME, TELEFAT, TELEFON, TELEKIZ, HETELEK, HÖTELEK, KÖTELEK, KÜTELEÇ, KÜTELEK, KÜTELEZ, MEŞTELE, METELER, MÜFTELE, PATELEK, PETELEK, PÖTELEK, TELEHLİ, TELEMBE, TELEMEK, TELEMEN, TELEMİR, TELEMÜK, TELERİK, TELERME, TELESİK, TELESÜK, TELETÜR, TELETÜS, TELEVON, Devamını Oku »»
ÇETELE, TELEKE, TELEKS, TELEME, TELEÜT, PATELE, TELEBE, TELEHE, TELENK, TELESİ, TELEYH, ÜTELEK, ÜTELER
TELEF, TELEK, TELEM, TELES, TELEB, TELEH
TELE
TELE
İnce ip, iplik. Hayvanlar için kurulan tuzak. Giysi yakalarının içine konulan kolalı bez, tela. Tuzak. Bir terzi malzemesi: tela. Televizyonun, konuşma dilinde kısaltılmışı. "Televizyon" sözcüğünden kısaltmayla elde edilen ön ek. (Yabancı dillerde téléciné, téléfilm, teleplayer, ve benzerleri bileşiklerde kullanılır). Yunanca "tele" (uzak, ırak) sözcüğünden alınarak yabancı dillerde bu anlamda ön ek olarak kullanılan ve çeşitli bileşikler (télécommunication, télégraphe, téléphone, télévision; telefilm, telephoto, teleplayer, telerecorder, television; Telefon, Telefoto, Telegrafie, Teleskop, vb.) türeten sözcük. Ceketlerin göğüs ve yaka kesimlerini sert tutmak amacıyla kullanılan kıl kumaş. ( Uşak.; Güdül Ankara).
NİTELENDİRİLMEK
Nitelendirme işine konu olmak, vasıflandırılmak.
TELEREZEKTOSKOPİ
Meme başı kanalında bulunan üremelerin endoskopik yöntemle tedavisi.
TELEVİZYONAGİDER
Bir kimsenin, bir nesnenin, bir varlığın ya da görünümün, görünüş ya da işleniş bakımından televizyona yatkın olması, televizyonda iyi sonuç vermesi niteliği.
LİSTELEYEBİLMEK
Listeleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TELEKOMÜNİKASYON
Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim.
DESTELEYEBİLMEK
Desteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ANJİYATELEKTAZİ
Küçük çaplı atardamarların ve toplardamarların genişlemesi.
NİTELENDİREBİLME
Nitelendirebilmek işi.
BESTELEYEBİLMEK
Besteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
NİTELENDİREBİLMEK
Nitelendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELENEBİLMEK
Bestelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
TELEVİZYONCULUK
Televizyon yapma, onarma veya satma işi. Televizyoncunun yaptığı iş.
ÇİFTELEYEBİLMEK
Çifteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BESTELEYİVERMEK
Çabucak bestelemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TELE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ANLIK
Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
ARİSTOCULUK
Aristotelesçilik.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
BELGEGEÇER
Yazılı, bilgi ve belgelerin telefon sistemi vasıtasıyla bir yerden bir yere iletilmesini anında sağlayan araç, belgeç, faks.
AYDIN
Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.
AHİZE
Telefonda seslerin duyulduğu ve iletildiği parça.
BAKALORYA
Üniversitelere girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.
ATILI
Atılmış, ertelenmiş, tehirli.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
ARİSTOCU
Aristotelesçi.
ANİME
Japon çizgi romanı mangaların televizyon, sinema vb. için filmleştirilmiş biçimi.
ANLIKÇILIK
Duyu ve irade karşısında anlığın üstünlüğünü ileri süren öğreti, zihniye, entelektüalizm.
ASILMAK
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek. Bir yere tutunup sarkmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Hızla eline almak. Tutup çekmek. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BATARYALI
Batarya ile güçlendirilmiş veya desteklenmiş. Batarya ile çalışan (radyo, telefon vb.).