Kelimeler arşivinde; içinde "samı" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde samı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu samı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında samı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YABANSAMIRSAĞI
SAMIRDANMAK
SAMIRDAMAK, SAMIDANMAK, BAŞRESSAMI
SAMIRAMAK, KARISAMIŞ
SAMIBAĞI, SAMIRSAK, SAMITMAK
SAMIRTI, SAMITEL, SAMITRA
SAMIRA
SAMIL, SAMIR, SAMIK, SAMIT
SAMI
SAMI
Boyunduruğa geçirilen, öküzlerin bağlanmasına yarayan demir ya da ağaç çubuklar, boyunduruk zelvesi. Boyunduruk zelvesi. Boyunduruk üzerinde, hayvanın boynunun geçtiği ve alt uçlarından iple veya zincirle bağlanan ağaç çubuklar (Erzincan Merkez).
BAŞRESSAMI
(Resim) Başresmi yapan ressam.
SAMITEL
Boyunduruğun deliklerine geçirilen eğri ağaçları bağlayan ip.
SAMIRTI
Yüksek seslek konuşma, gürültülü ses. Hımırtı, sayıklama tarzında çıkarılan ses.
SAMIRDAMAK
1.Uyku ya da hastalık nedeniyle söylenmek, sayıklamak. 2.Anlamsız konuşmak, saçmalamak. 3.Çok konuşmak. Uyurken anlaşılmaz sözler söylemek, sayıklamak.
KARISAMIŞ
Ergenlik çağına gelmiş delikanlı.
SAMIRAMAK
Sayıklamak, uykuda söylenmek.
SAMITRA
Saz bitkisi.
YABANSAMIRSAĞI
Peynire de konulan, sarmısak tadında bir ot.
SAMIRSAK
Sarmısak. Sarımsak - samırsa: sarımsağı.
SAMIBAĞI
Boyunduruğun deliklerine geçirilen eğri ağaçları bağlayan ip.
SAMITMAK
1.Surat asmak. 2.Düşünceli, üzgün durmak. Üzgün ve düşünceli olmak, somurtmak. İzini belli etmemek. Ereğini şaşmak, yön değişmek.
SAMIRDANMAK
Uyku ya da hastalık nedeniyle söylenmek, sayıklamak. Uyurken anlaşılmaz sözler söylemek, sayıklamak.
SAMIRA
Gübre.
SAMIDANMAK
Mırıldanmak.
SAMIL
Ağaç dallarında biriken kar.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAMI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TAHİN
Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu.
KAPSAMLI
Kapsamı olan. Kapsamı geniş olan, şümullü.
OKRAMAK
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek.
SUSUZ
Suyu olmayan, suyu bulunmayan. Yağmursuz, kurak geçen. Su olmadan. Suyu çok az olan. Kars iline bağlı ilçelerden biri. Susamış olan.
BİREY
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.
SİGORTALI
Sigorta edilmiş. Güven altına alınmış, sağlama bağlanmış. Sosyal sigorta kapsamına alınmış işçi.
GENİŞ
Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.
PORTRECİ
Portre ressamı.
TEŞMİL
Kapsamına alma, genişletme, yayma.
KONTENJAN
Bir yükümlülük veya yararlanma işinde, o işin kapsamına girenlerin oluşturduğu belirli sayıdaki topluluk. Bir kuruluşun veya bir kimsenin seçip almakta yararlanabileceği sayı miktarı. Bir malın, alım satım veya dağıtım işinde, ilgililerin her birine düşen pay oranı.
DIŞ
Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.
SUSAKLIK
Susamış olma durumu. Salaklık, aptallık.
SİGORTASIZ
Sigorta edilmemiş. Güvence altına alınmamış, sağlama bağlanmamış. Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi.
BİLİNÇALTI
Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur.
HUNHAR
Kana susamış, kan dökücü.
BURÇ
Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Demir aksamın birbirine değmesini engellemek, boşlukları doldurmak amacıyla sarı, karbon, plastik vb.nden yapılmış olan bir motor parçası. Ökse otu.
SUSUZLUK
Susuz olma durumu, kuraklık. Susamış olma durumu.
SEHPA
Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek, çatkı. Küçük masa. Ressamın üzerinde çalıştığı tablosunu yerleştirdiği genellikle tahtadan yapılmış destek. Darağacı.
ŞÜMULLENDİRMEK
Etkisini, çevresini, kapsamını genişletmek, yaymak.
SUSAK
Susamış olan, susayan. Su kabağından yapılmış veya ağaçtan oyulmuş maşrapa. Salak, aptal.