Kelimeler arşivinde; içinde "sad" olan, toplam 146 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sad bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sad ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sad olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SADELEŞTİREBİLMEK
MANGALİTSADOMUZU, POSADASHASTALIĞI, SADELEŞTİREBİLME
SADELEŞTİRİLMEK
SADELEŞEBİLMEK, SADELEŞTİRİLME
SADAKATSİZLİK, SADELEŞTİRMEK, DİSADRENALİZM, SADELEŞEBİLME
SADAKATLİLİK, SADELEŞTİRME, MUSADANIŞMAN
İKTİSADİYAT, SADRAZAMLIK, SADIRLANMAK
FECRİSADIK, SADAKATSİZ, SADELEŞMEK, HEKSADESİL, SADALANMAK, SADIDANMAK, SADIRDAMAK, YASADÜŞMEK
İKTİSADEN, SADAKATLİ, SADELEŞME, SADİSTLİK, TESADÜFEN, BİSADERKİ, SADAKALAR, SADALAMAK, SADALAVIK, SADIKBAĞI, SADIKHACI, SADIKKIRI, SADILAMAK, SADIROĞLU, SADRANMAK, SADRETTİN
İKTİSADİ, MUSADDAK, MÜSADEME, MÜSADERE, SADIKANE, SADİKLİK, SADİSTÇE, SADRAZAM, TESADÜFİ, FASSADAH, FASSADAN, FOSSADAK, GUSSADAŞ, MUSADAĞI, MUSADDIK, SADEYAKA, SADHEZAR, SADIGANA, SADIKALİ, SADIKBEY, SADIKKÖY, SADIKLAR, SADILAMA, SADLAMAK, SADULLAH, ŞEYHSADİ
KASADAR, MÜSADİF, SADAKAT, SADAKLI, SADAKOR, SADARET, SADELİK, SADEYAĞ, TESADÜF, ANSADAK, ESADİYE, GİSSADE, IRASADA, İKTİSAD, İSADERE, KISADAN, MESADET, SADBERK, SADEDİL, SADEGÜL, SADEHAN, SADGANA, SADIKÇA, SADIKLI, SADILLI, SADIRKE, SADREYN, SADRİYE, ŞEHSADE, TESADİF
SADAKA, SADECE, SADİST, SADİZM, AKSADE, MAHSAD, MAKSAD, MÜSADE, PASADA, PISADA, POSADA, RASADA, SADAĞA, SADAĞI, SADALA, SADANA, SADDLE, SADEDE, SADIKA, SADINA, SADİCE, SADİYE, SUSADI
SADAK, SADET, SADIK, SADIR, SADME, MASAD, SADAĞ, SADAH, SADAR, SADAŞ, SADDA, SADEÇ, SADEŞ, SADIC, SADIÇ, SADIŞ, SADİK, SADİR, SADRİ, SADUÇ, SADUN
SADE, SADA, SADİ, SADR
SAD
SAD
Saat, karşılığı saad.
SADELEŞTİRİLMEK
Sadeleştirme işi yapılmak.
SADELEŞTİRME
Sadeleştirmek işi.
MANGALİTSADOMUZU
Ana vatanı Macaristan olan, son yıllarda Avrupa'da da bulunan, domuz eti ve domuz yağı üreticileri için oldukça fazla tercih edilen, strese ve hastalılara karşı dayanıklı, sağlıklı yapıda, güçlü bacak ve toynakları bulunan, deri yapısı kalın ve tüylü bu sayede hava koşullarından korunması kolay olan, çeşitli renk varyetelerine sahip (sarımsı-beyaz veya kırmızı) domuz ırkı.
SADELEŞTİREBİLMEK
Sadeleştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SADELEŞTİRİLME
Sadeleştirilmek işi.
SADAKATLİLİK
Sadakatli olma durumu, sadıklık.
SADELEŞEBİLMEK
Sadeleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DİSADRENALİZM
Adrenalizm.
SADELEŞTİREBİLME
Sadeleştirebilmek işi.
MUSADANIŞMAN
Erzurum şehrinde, Aşkale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
İKTİSADİYAT
Bir devletin ekonomik durumu.
POSADASHASTALIĞI
Koksidiomikozis.
SADAKATSİZLİK
Sadakatsiz olma durumu.
SADELEŞEBİLME
Sadeleşebilmek işi.
SADELEŞTİRMEK
Yalın bir duruma getirmek, yalınlaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKÇI
Borsada fiyat dalgalanmalarından yararlanarak açıktan para kazanan kimse.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
BİR
Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
BASKILIK
Bir masadaki kâğıtların uçmaması için üzerlerine konulan özel biçimdeki ağırlık.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
BASİTLEŞTİRMEK
Gereksiz ayrıntılardan arıtarak sade duruma getirmek.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ANDROSEFAL
Sadece başı insan başına benzeyen (hayvan).
BEYGİR
At. Atlama beygiri. Sadece yük taşımakta veya araba çekmekte kullanılan at.
BAĞLILIK
Bağlı olma durumu, merbutiyet. Bağlılaşım. Birine karşı, sevgi, saygı ile yakınlık duyma ve gösterme, sadakat.
BİNDİRİM
Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.
ANAYASACI
Anayasayı savunan, anayasadan yana olan (kimse). Anayasa dersi veren öğretim üyesi.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
ÇARPIŞMA
Çarpışmak işi, müsademe, sadme. Öncülerin veya küçük birliklerin yaptıkları küçük savaşma.
BABIALİ
Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da sadaret (Başbakanlık), dâhiliye ve hariciye nezaretleri (İçişleri ve Dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı. Osmanlı hükûmeti. İstanbul'da bu çevredeki basın.
ARITICI
Arıtma özelliği olan (şey). Deterjan. Özleştirici, sadeleştirici kimse.
BUYRULTU
Sadrazam, vezir, beylerbeyi vb. yüksek devlet görevlileri tarafından yazılan buyruk.