Kelimeler arşivinde; içinde "rnaz" olan, toplam 29 tane kelime bulunuyor. İçerisinde rnaz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu rnaz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında rnaz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
STREPTODORNAZ
YUKARIBURNAZ, KURNAZLANMAK, KURNAZCASINA, KURNAZLAŞMAK
AŞAĞIBURNAZ, KURNAZLAŞMA
KURNAZLIK, MUSTURNAZ
ZURNAZEN, AKYARNAZ, NUZURNAZ, ŞEKERNAZ, SEHERNAZ, KURNAZCA
KIRNAZ, PURNAZ, SERNAZ, ŞERNAZ, YARNAZ, PIRNAZ, BURNAZ, KARNAZ, HÜRNAZ, GIRNAZ, ÇIRNAZ, BİRNAZ, KURNAZ
RNAZ
Ribonükleaz. RNA'yı sindiren enzim.
MUSTURNAZ
Suçunu kapatmaya çalışma.
NUZURNAZ
Hoşa gidecek sözler söyleyen.
KURNAZLIK
Kurnaz olma durumu. Kurnazca iş.
KURNAZLANMAK
Kendini kurnaz göstermek.
KURNAZCASINA
Kurnazca.
KURNAZLAŞMA
Kurnazlaşmak işi.
AKYARNAZ
Bir çeşit beyaz ve yumuşak buğday.
SEHERNAZ
Seher vakti nazlanan kimse.
KURNAZLAŞMAK
Kurnazca davranmak, kurnazlık etmek.
ZURNAZEN
Zurnacı.
AŞAĞIBURNAZ
Hatay şehrinde, Erzin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIBURNAZ
Hatay kenti, Erzin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ŞEKERNAZ
Çok nazlanan güzel.
KURNAZCA
Kurnaza yakışır. (kurna'zca) Kurnaz bir biçimde, kandırarak, aldatarak, kurnazcasına.
STREPTODORNAZ
Hemolitik streptokoklar tarafından üretilen deoksiribonükleaz.
Bu bölümde tanımı içerisinde RNAZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CAMBAZLIK
Cambazın işi ya da mesleği, akrobatlık, akrobasi. Kurnazlık, düzenbazlık, hilecilik. At alıp satma veya yetiştirme işi.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
HİNOĞLU
Kurnaz.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
HİNLİK
Hin, kurnaz olma durumu, kurnazlık.
ÇAKAL
Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.
HINZIR
Domuz. Katı yürekli, kötü düşünen, gaddar. Kurnaz, içten pazarlıklı olan. Genellikle hoşa giden bir davranış veya durum için şaka yollu söylenen bir söz. Yaramaz, haylaz.
HİNLEŞMEK
Kurnaz duruma gelmek.
CERBEZE
Güzel konuşma. Kurnazlık, hilekârlık. Beceriklilik, girginlik.
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
AVLAMAK
Bir avı diri veya ölü olarak ele geçirmek. Tuzağa düşürmek, kurnazlıkla kandırmak.
HİNOĞLUHİN
Çok kurnaz, her dönemin şartlarına uyabilen (kimse).
DİPLOMAT
Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü.
KAŞARLI
Kaşarla yapılmış. Oyunda açıkgöz, kurnaz olan. Hoşa gitmeyen bir harekete veya bir işe alışarak artık ondan üzüntü duymayan.
HİN
Kurnaz, cin fikirli kimse. Zaman, zamane.
ÇARPMAK
Hızla değmek, vurmak. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
HINZIRCA
Hınzır bir biçimde, kurnazca, hınzırcasına.