Kelimeler arşivinde; içinde "peş" olan, toplam 96 tane kelime bulunuyor. İçerisinde peş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu peş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında peş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PEŞTAMALCILIK
PEŞTAMALSIZ, PEŞTAMALLIK, PEŞKİRAĞASI, PEŞKİRCİLİK
YEPEŞLEMEK, PEŞTAMALLI, PEŞTAMALCI, PEŞİNCİLİK, PEŞİNATSIZ
PEŞİREFÇİ, TERPEŞMEK, DEPEŞELİK, PEŞDEMMAL, PEŞTAMBAL, ÇELPEŞİYH, PEŞTİMBAL, SÖRPEŞMEK
KELPEŞİR, PEŞKİDAN, ŞELPEŞÜK, SÜNPEŞİK, PEŞDAMAZ, SÜLPEŞİK, SÖLPEŞİK, PEŞGİDAN, PEŞLEMEK, PEŞKÜTAN, PEŞKÜNLÜ, PEŞNAMAZ, PEŞREFLİ, PEŞKEŞÇİ, ÇELPEŞÜK, PEŞTAMAL, PEŞTAHTA, PEŞMELBA, PEŞKİRCİ, ÇELPEŞİG, ÇELPEŞİK, ÇELPEŞUK, ÇELPEŞÜH, ÇERPEŞİK, ÇERPEŞÜK, ÇİLPEŞÜK, ÇÖLPEŞİK, EPEŞKERE
KEMPEŞE, PEŞREVİ, PEŞİNEN, ÜÇPEŞLİ, PEŞTALA, PEŞİNCİ, PEŞİNAT, PEŞİCEK, PEŞTUCA, KÜPEŞTE, TEPEŞÜK, PEŞEMBE, ELPEŞTE, GÜLPEŞE
TERPEŞ, ÜÇPEŞİ, YANPEŞ, SÜMPEŞ, PEŞGÜN, PEŞREV, PEŞDİL, KIMPEŞ, PEŞENK, PEŞGEK, PEŞGEŞ, PEŞGİN, PEŞGUN, PEŞHUN, PEŞKİN, PEŞKUN, PEŞKÜL, PEŞKİR, PEŞKEŞ, PEŞKÜN, PEŞLİK
TOPEŞ, PEŞİN, PEŞLİ, PEŞTU, APPEŞ, PEŞUK, PEŞGU, PEŞİK, PEŞRİ, PEŞOY, PEŞNİ, PEŞME
PEŞE, PEŞİ
PEŞ
PEŞ
Arka, art. Elbisenin etek kısmı. Bazı giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası. Yüzü dönük, ters. Kâğıt oyunlarında el tutma, kâğıt alma. Üçetek denilen kadın giysisi. Peş, arka. Etek.
TERPEŞMEK
Kımıldamak, kıpırdamak: Derdim gene terpeşti. Deprenmek, kımıldamak.
PEŞİNCİLİK
Peşinci olma durumu.
PEŞKİRCİLİK
Peşkircinin işi.
YEPEŞLEMEK
Birinin sırtına yavaşça vurarak okşamak.
PEŞTAMALCI
Peştamal, futa, havlu ve benzerleri dokuyan veya satan kimse.
PEŞTAMALLIK
Hava parası. Peştamal olmaya yarayan (dokuma).
PEŞTAMBAL
İş önlüğü.
PEŞTAMALCILIK
Peştamalcının işi.
PEŞTAMALLI
Peştamalı olan.
DEPEŞELİK
Eskiden kadınların başlarına taktıkları altın ve gümüşlerle süslü olan başlık.
PEŞİREFÇİ
Bilip bilmediği konuda her işe karışan, öncülük eden.
PEŞDEMMAL
Kadınların bağladığı iş önlüğü.
PEŞİNATSIZ
Peşin para vermeden veya almadan.
PEŞKİRAĞASI
Hasoda örgütünde peşkir ve havlulara bakan görevli.
PEŞTAMALSIZ
Peştamalı olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde PEŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PEŞİNEN
Peşin olarak, önceden.
MUACCEL
Acele olunmuş. Peşin, hemen ödenmesi gereken.
ÇAPKIN
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse), hovarda. Cinsellik hatırlatan. Haylaz. Okşayıcı bir seslenme sözü.
FAHTE
Klasik Türk müziğinde genellikle ilahi, beste ve özellikle peşrev formlarında kullanılan, yirmi zamanlı ve on iki vuruşlu bir büyük usul.
PEŞİN
Bir alışverişte, alışveriş yapıldığı anda, alınan şeyin tesliminden önce veya teslimiyle birlikte ödenen, veresiye karşıtı. Daha önce, önceden. Çalışmadan verilen (ücret, aylık). Toptancıdan bir malı çok miktarda veresiye aldıktan sonra piyasada değerinden daha aşağıya peşin olarak satma, spot.
PEŞİNCİ
Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse.
FASIL
Bölüm, kısım, devre. Osmanlı ve Arap tiyatrosunda oyunun perde bölümü. Dönem, devre. Belli bir sürede yapılmış olan iş, karşılaşılan durum veya olay. Bütçede ayrı ayrı gösterilen bölümler. Orta oyununa başlamadan önce saz takımının çaldığı köçek havası ve curcuna. Peşrev, nakış, şarkı, saz semaisi vb. parçaların belli bir sıraya göre çalınıp söylenmesi.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
NAKİT
Para, akçe. Kullanılması hemen mümkün olan para, peşin para, likit.
ANAFORCU
Yolsuzlukla kazanç peşinde olan kimse.
LOMBAR
Gemi bordalarına, küpeştelerine açılan dörtgen biçiminde delik.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
ARMADURA
Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.
ARDINCA
Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra, peşinden, peşi sıra, takiben.
HANE
Ev, konut. Basamak. Klasik Türk müziğinde, peşrev vb. saz parçalarının bölümlerinden her biri. Birleşik kelimelerde "bina, yapı, yer, makam" anlamlarıyla ikinci kelime olarak yer alan bir söz. Bir bütünü oluşturan bölümlerden her biri, bölük, göz. Ev halkı.
PEŞKİRCİ
Peşkir dokuyan veya satan kimse.
PARAPET
Küpeşte.
KORKULUK
Tarla, bağ ve bahçelerde kuşların zarar vermesini önlemek için konulan, insana benzer kukla. Düşme tehlikesi olan yerlere çekilen duvar veya parmaklık. Bostan korkuluğu. Küpeşte.
KAMULAŞTIRMAK
Devlet veya kamu tüzel kişilerce, kamu yararı gerektiğinde kişinin hukukunu da koruyarak karşılığını peşin ödemek koşuluyla taşınmazların sahiplerinden izin alınmaksızın yasal yollarla tamamını veya bir kısmını almak, devletleştirmek, istimlak etmek, özelleştirmek karşıtı.
NAKDEN
Para olarak. Peşin olarak.