Kelimeler arşivinde; içinde "paran" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde paran bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu paran ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında paran olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PARANOPLOCEPHALA
PARANEOPLASTİK
PARANTHROPUS, ANTRPARANTEZ, DEMİRKOPARAN
CANSİPARANE, PARANÜKLEER, ÇALIKOPARAN
KAZKOPARAN, TRANSPARAN, TOZKOPARAN
PARANAZAL, PARANOYAK, PARANŞİMA, PARANKİMA
PARANTEZ, PARANKİM, PARANOİT, PARANOYA
KOPARAN, SAPARAN
PARANA
PARAN
PARAN
Bayramdan bir gün önce yakılan ateş.
TRANSPARAN
Şeffaf.
CANSİPARANE
Canını verircesine, özveriyle.
PARANOYAK
Paranoyaya tutulmuş kimse. Paranoya ile ilgili.
ANTRPARANTEZ
Söz arasında, sırası gelmişken. Ayrıca.
DEMİRKOPARAN
Mavi çuhadan yapılan işlemeli ceket, yelek.
PARANOPLOCEPHALA
Anoplocephalidae ailesinde bulunan sestod cinsi.
ÇALIKOPARAN
Sağlam kumaş.
PARANEOPLASTİK
Kanser olgularında kanserle birlikte ve ona bağlı olarak görülen.
KAZKOPARAN
Iğdır kenti, Gaziler bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
TOZKOPARAN
Çok rüzgârlı (yer).
PARANÜKLEER
Çekirdeğe yakın, çekirdeğe bitişik.
PARANKİMA
Özek doku.
PARANAZAL
Yüz ve üst çene kemiklerinde bulunan hava boşlukları.
PARANŞİMA
Parenkima.
PARANTHROPUS
Sonradan Australopithecus robustus olarak adlandırılan Güney Afrika'da bulunmuş bir hominid fosili.
Bu bölümde tanımı içerisinde PARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
BURS
Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.
TURA
Tuğra. Metal paranın resimli yüzü. Halat gibi örülmüş iplik çilesi. Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu.
GİDER
Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı. Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılmış olan harcamalar.
AYRICA
Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.
SÜRÜM
Bir ticaret malının satılır olması, revaç. Bir paranın geçer olması, tedavül. Değişik biçim, versiyon. Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon. Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon.
GETİRİM
Getirme işi. Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir, rant.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
ESHAM
Paylar, hisseler. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler.
BONO
Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.
GETİRİMCİ
Getirim sağlayan şey, rantiye. Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse, rantçı, rantiye.
SAYDAM
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.
FAİZ
İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
ANAPARA
İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.
TIRNAKÇI
Para bozdurmak için gelerek kasadaki veya tezgâh üzerindeki parayı çalan kimse. Verilmesi gereken bir paranın el çabukluğu ile eksik ödenmesi. Osmanlı Devleti'nde her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse.
REST
Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü. Karşı çıkış.
FİŞ
Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.
HAVUZ
Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genel olarak üstü açık yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Kum, asit vb. konulan çukur yer.
DOLANIM
Tedavül, sirkülasyon, dolaşım. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolaşım, sirkülasyon, para dolaşımı. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi, dolaşım, tedavül, sirkülasyon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması, dolaşım, sirkülasyon.