İçinde PARAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "paran" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde paran bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu paran ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında paran olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

PARANOPLOCEPHALA

14 harfli kelimeler

PARANEOPLASTİK

12 harfli kelimeler

PARANTHROPUS, ANTRPARANTEZ, DEMİRKOPARAN

11 harfli kelimeler

CANSİPARANE, PARANÜKLEER, ÇALIKOPARAN

10 harfli kelimeler

KAZKOPARAN, TRANSPARAN, TOZKOPARAN

9 harfli kelimeler

PARANAZAL, PARANOYAK, PARANŞİMA, PARANKİMA

8 harfli kelimeler

PARANTEZ, PARANKİM, PARANOİT, PARANOYA

7 harfli kelimeler

KOPARAN, SAPARAN

6 harfli kelimeler

PARANA

5 harfli kelimeler

PARAN

Bazı kelimelerin anlamları

PARAN

Bayramdan bir gün önce yakılan ateş.

TRANSPARAN

Şeffaf.

CANSİPARANE

Canını verircesine, özveriyle.

PARANOYAK

Paranoyaya tutulmuş kimse. Paranoya ile ilgili.

ANTRPARANTEZ

Söz arasında, sırası gelmişken. Ayrıca.

DEMİRKOPARAN

Mavi çuhadan yapılan işlemeli ceket, yelek.

PARANOPLOCEPHALA

Anoplocephalidae ailesinde bulunan sestod cinsi.

ÇALIKOPARAN

Sağlam kumaş.

PARANEOPLASTİK

Kanser olgularında kanserle birlikte ve ona bağlı olarak görülen.

KAZKOPARAN

Iğdır kenti, Gaziler bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

TOZKOPARAN

Çok rüzgârlı (yer).

PARANÜKLEER

Çekirdeğe yakın, çekirdeğe bitişik.

PARANKİMA

Özek doku.

PARANAZAL

Yüz ve üst çene kemiklerinde bulunan hava boşlukları.

PARANŞİMA

Parenkima.

PARANTHROPUS

Sonradan Australopithecus robustus olarak adlandırılan Güney Afrika'da bulunmuş bir hominid fosili.

  -   -   -  

Anlamında PARAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde PARAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

BURS

Bir öğrencinin öğrenimini sürdürebilmesi veya bir kimsenin bilgi ve görgüsünü artırması için belli bir süre devlet veya özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Bu amaçla vakfedilmiş paranın veya malın geliri.

TURA

Tuğra. Metal paranın resimli yüzü. Halat gibi örülmüş iplik çilesi. Bazı oyunlarda, vurmak için kullanılan düğümlenmiş mendil. Ucu düğümlenmiş bir mendil aracılığıyla yanan veya yanılanların ebe tarafından cezalandırıldığı bir tür çocuk oyunu.

GİDER

Bir iş için harcanan paranın bütünü, masraf. Binalarda ortak kullanımla ilgili atık suların merkezî kanalizasyona iletilmesini sağlayan boru hattı. Gelecekte sağlanacak değerler karşılığı yapılmış olan harcamalar.

AYRICA

Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.

SÜRÜM

Bir ticaret malının satılır olması, revaç. Bir paranın geçer olması, tedavül. Değişik biçim, versiyon. Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon. Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon.

GETİRİM

Getirme işi. Bir mal veya paranın, belirli bir süre içinde emek verilmeksizin sağladığı gelir, rant.

BANKO

İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.

ESHAM

Paylar, hisseler. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler.

BONO

Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.

GETİRİMCİ

Getirim sağlayan şey, rantiye. Bankada bulunan paranın faiziyle veya sahibi bulunduğu hisse senedi vb. değerli evrakın geliriyle yaşayan kimse, rantçı, rantiye.

SAYDAM

İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.

FAİZ

İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.

AYRAÇ

Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.

ANAPARA

İşletilen paranın faiz katılmamış bütünü.

TIRNAKÇI

Para bozdurmak için gelerek kasadaki veya tezgâh üzerindeki parayı çalan kimse. Verilmesi gereken bir paranın el çabukluğu ile eksik ödenmesi. Osmanlı Devleti'nde her perşembe günü padişahın tırnaklarını kesip temizleyen kimse.

REST

Pokerde, bir oyuncunun önündeki paranın tümü. Karşı çıkış.

FİŞ

Prizden elektrik akımı almaya yarayan araç. Alışverişlerde ödenen paranın miktarını, vergilerini, alışverişin yapıldığı tarihi gösteren belge. Bir eserin hazırlanmasında kolaylık sağlamak veya bir işe kılavuzluk etmek için yazılıp sınıflandırılan küçük kâğıt yapraklarından her biri. Kumarda, bazı alışveriş işlerinde para yerine kullanılan pul vb. şey. Okuma yazma öğretiminde kullanılan, üzerine hece, kelime, cümle yazılı karton parçası. Bir işi yaptırmak veya gereken sıranın alındığını belirtmek için bir koçandan koparılmış kâğıtlardan her biri, makbuz.

HAVUZ

Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genel olarak üstü açık yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Kum, asit vb. konulan çukur yer.

DOLANIM

Tedavül, sirkülasyon, dolaşım. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolaşım, sirkülasyon, para dolaşımı. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi, dolaşım, tedavül, sirkülasyon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması, dolaşım, sirkülasyon.