İçinde ORADAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "oradan" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oradan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu oradan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oradan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ORADAN

Sözü edilen yerden. İşaret edilen görece olarak uzak yerden.

  -   -   -  

Anlamında ORADAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ORADAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KOMAN

Üç yaşında ve doğurmamış kısrak. Umut : Şu çalı altında komanım var, oradan bir tavşan kalkar. İbrik. Umut. Giresun ilinde, Alucra belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

HAVURDAN

Oradan.

HURDAN

Oradan. Şuradan.

ARDMAK

Yükletmek: Şu çuvalı arkama ardırıver. Asmak, takmak: Şu heybeyi hayvana ardıver. Uzanmak: Oradan testiyi ardılda al. Yüklemek. Üstüne atmak, dolamak, asmak.

EMBELEŞİK

Bir çocuk ya da hayvanın hiç durmadan oradan oraya koşturup her şeyi yayıp dökmesi.

TAKILMAK

Takma işi yapılmak. Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Birinin sürekli peşinden gitmek. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak.

KINITMAK

Dadanmak, tutkunlaşmak. Bir şeyi, bilgiyi olduğu gibi ansımak, ezberlemek. Kovmak : Hasan şu öküzü oradan kınıt ta gel.

ANDAN

Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.

ISKIRTMAK

Savuşmak, kaçmak: Baktım beni işe tutacak hemen oradan ıskırttım. Çalmak.

ÇEĞNEK

Yol üstünde bir batak: Yolun orası çeğnek, oradan gitmeyelim.

KALP

Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, vücudun her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da vücuda dağıtan organ, yürek. Yalancı, kendine güvenilmeyen. Kalp hastalığı. Sevgi, gönül. Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İşe yaramaz, tembel. Düzme, sahte, geçmez (para). Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. Duygu, his.

MİYELOİD

Kemik iliğine ait, ondan köken alan veya kemik iliğine benzeyen. Omuriliğe ait olan. Kemik iliği hücrelerine benzeyen, ancak oradan köken almayan hücre.

HOORDAN

İleriden, oradan.

AYDE

Çekil, yıkıl karşımdan, haydi haydi oradan anlamında ünlem.

DANLAYADÜŞMEK

Çıkagelmek: Biz söyleşirken oradan danlayadüştü.

HENCERİ

Nasıl: Oradan buraya henceri geldin. Nasıl.

HORDAN

İleriden, oradan. Erkek arı. Oradan, şuradan.

ODAN

Oradan.

BULAMAÇ

Sulu, cıvık hamur. Karışık, oradan buradan toplanmış. Bu koyulukta yapılmış olan çeşitli hamur yemekleri.

GALEK

Domuzun burnundaki şişkin yer. Kaba kişi. Hizmetçi. Kötü kadın ya da halkın kötü tanıdığı kadın: Haydi oradan galeğin oğlu.