İçinde OLANAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "olanak" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olanak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu olanak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olanak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

OLANAK

İmkân.

OLANAKSIZLIK

Olanaksız olma durumu, imkânsızlık.

DOLANAK

Dönemeç, viraj.

OLANAKLI

Olma ihtimali bulunan, kabil.

OLANAKSIZLAŞMA

Olanaksızlaşmak işi, imkânsızlaşma.

OLANAKÇILIK

Coğrafya koşullarının bölgesel halk kültürlerini etkilemelerine karşın onların kimliklerinin oluşumunda hiçbir görevlerinin olmadığına ilişkin düşünüş, bk. coğrafya okulu, halk kültürü, karşılığı insanbilim okulu.

OLANAKSIZLAŞTIRMA

Olanaksızlaştırmak işi, imkânsızlaştırma.

OLANAKSIZ

Olanağı olmayan, olma ihtimali bulunmayan, gayrimümkün, imkânsız.

OLANAKSIZLAŞMAK

Olanaksız duruma gelmek, imkânsızlaşmak.

  -   -   -  

Anlamında OLANAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde OLANAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DÜŞKENT

Geçmiş yüzyıllar içinde, kentlerin düzenli ve tasarlı bir biçimde gelişmesine önem vermiş ve bu yolda çalışmış kimselerin, ekonomik olanaklarının elverişliliğini, yerleşim yerlerinin özgül koşullarını, halkın eğilimlerini hesaba katmaksızın, her yerleşim yeri için değişmez bir biçimde önerdikleri tasar türünün doğuracağı varsayılan kent.

GAYRİMÜMKÜN

Olanaksız.

MUHAL

Olamaz, olmaz, olmayacak, olması, gerçekleşmesi olanaksız.

ARABİRİM

İki dizge ya da altdizge arasında öngörülen ilişki ya da iletişimi sağlama amacıyla tasarlanmış herhangi bir bağdaştırıcı birim ya da olanak.

KABİL

Olanaklı.

DÜŞÜLKÜ

Gerçekleştirilmesi olanaksız olan dizge ya da tasarı. Ancak imge gücüyle tasarlanabilen, kusursuz yönetim düzeni.

CİMNASTİK

İnsanın beden ve ruh yeteneklerini geliştirmek amacıyla biyolojik olanaklar içinde uygulanan yöntemli, ölçülü ve düzenli vücut alıştırmaları.

AŞIRINÜFUSLANMA

Bir bölge ya da ülkenin, doğal kaynaklarını ve bu kaynakları işleyip değerlendirme olanaklarını aşacak denli kalabalıklaşması.

ÇEVREGÖRÜ

Bir kentin ya da kasabanın, belli başlı özelliklerinin ilk bakışta algılanmasına ve kavranmasına olanak veren kısa gözlemi.

CEP

Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri. Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta. Cep telefonu. Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum, çökertme.

AKTARILIR

Alıp verilmesi olanaklı, aktarımı yapılabilir.

MANTIK

Doğru düşünme sanatı ve bilimi. Düşüncenin ve düşüncenin varlık biçimlerinin, ögelerinin, türlerinin, olanaklarının, yasalarının ve düşünce bağlamlarının bilimi, lojik. Doğru düşünmenin yolu ve yöntemi.

OLGUCULUK

Araştırmalarını olgulara, deneylere, gerçeklere dayayan, fizikötesi açıklamaları kuramsal olarak olanaksız ve yararsız gören Auguste Comte'un açtığı felsefe çığırı, pozitivizm. Bu çığırın gerçekçilik akımını doğuran edebî eserlerde uygulanmış biçimi.

DÜŞÜLKE

Tasarımsal, belki de gerçekleştirilmesi olanaksız bir toplumsal durumu betimleyen felsefe yapıtı. Toplumsal konularda gerçekleştirilemez olduğu savlanan, çarpıcı görünüşlü herhangi bir öneri. İngiliz yazarı Thomas More'un Utopia adlı yapıtında betimlendiği gibi, her şeyin en güzel, en doğru, en yararlı biçimde düzenlendiği düşsel ülke.

ALTTUTMANLIK

Bir tutmanın bir taşınmaz mal üzerindeki halklarından bir bölümünü ya da hepsini bir başkasına aktarmasını olanaklı kılan tutmanlık sözleşmesi türü.

OLAMAZ

Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan, olanaksız, gayrimümkün. Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz.

DÜZENTASAR

Kent ya da kasaba halkının sağlığını korumak, toplumsal, ekonomik ve ekinsel gereksinmelerini, iyi yaşama düzenini ve çalışma koşullarını ve güvenliğini sağlamak amacıyla, ülke, bölge ve kent verilerine dayanılarak oturma, çalışma, dinlenme ve ulaşım gibi kentsel işlevler arasında denge kurup, eldeki ve sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak için, varsa yeryazım durumu da belirtilen haritalar üzerinde toprak parçalarının kullanım biçimlerini ve başlıca bölge tiplerini gösteren, tüzel bir değeri olan onaylanmış belge. bk. ana düzentasar.

PENÇE

Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları. El. Ayakkabının tabanındaki kösele. Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç.

ANSITMA

Bir görüşmede belli soruların olanaklı yanıt seçeneklerinin görüşmeci tarafından yüksek sesle okunması.

GAZEL

Divan edebiyatında 5-10 beyit arasında değişen, ilk beytinin dizeleri birbiriyle, sonraki beyitlerinin ikinci dizeleri birinci beyitle uyaklı, genel olarak lirik konularda yazılan nazım biçimi. Klasik Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sazlardan birinin eşliğinde söylenen, söyleyenin ses gücünü göstermesine de olanak veren müzik eseri. Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.