Kelimeler arşivinde; içinde "nece" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nece bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu nece ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nece olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BEĞENECEKLEYİN
GÜNECELENMEK
SİNECENLİK
BÜRÜNECEK, ÇİNGENECE, GEÇİNECEK, SİLİNECEK, ÖĞLENECEK, BÖLENECEK
NECEFALİ
NECEBET, SİNECEN, SİNECEK, ÖLENECE, NECESET, BİNECEK, DÖNECEK
İYNECE, İNECEK, GÜNECE, GUNECE, ÖNECEK, GÖNECE, SİNECE, ENECEK
İNECE, NECEK, NECEN, NECEP
NECE
Hangi dilde, hangi dilden?.
SİNECENLİK
Sinsilik : İşi gücü sinecenlik.
ÇİNGENECE
Çingenelerin kullandığı dil.
BEĞENECEKLEYİN
Beyenilecek gibi, beyenmiye değer.
GÜNECELENMEK
Güneşlenmek.
BÜRÜNECEK
Çarşaf, çar.
ÖĞLENECEK
Öğlene kadar.
BÖLENECEK
Bölünceye kadar.
SİNECEK
Çarşaf.
GEÇİNECEK
Geçim.
NECESET
Arapça kökenli necâset: necaset; pislik.
ÖLENECE
Ölünceye değin.
NECEBET
Arapça kökenli necâbet: necabet.
NECEFALİ
Iğdır ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
SİNECEN
1.Hileci, düzenci. 2.Sinsi. 3.Çekingen, ürkek insan. 4.Uslu durur ken birden saldıran köpek. Sinsi.
SİLİNECEK
Hamam havlusu.
Bu bölümde tanımı içerisinde NECE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEM
Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu. Kan. Koku. Zaman, çağ. İçki. Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması. Soluk, nefes.
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.
BONO
Belirli bir sürenin sonunda, belirli bir paranın, belirli bir kimseye ödeneceğini belirten senet, emre muharrer senet.
HAM
Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış. Gerçekleşme kolaylığı ya da imkânı olmayan. İşlenmemiş (madde). İdmansız. Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş.
ÇİĞNEMLİK
Ağızda çiğnenecek miktarda olan, çiğnem.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
FAÇUNA
Halatın örselenecek yerine tel veya sicimle yapılmış olan sargı.
DÖNER
Dönmekte olan, dönen, dönecek biçimde düzenlenen. Bir eksene geçirilmiş etlerin döndürülerek pişirilmesiyle yapılmış olan kebap, döner kebap.
ESHAM
Paylar, hisseler. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler.
AZALMAK
Az denecek bir miktara inmek. Etkisini yitirmek, hafiflemek. Eskisinden az bir duruma gelmek.
DOLDURULMAK
Dolu bir duruma getirilmek. Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek.
ADAMSIZ
Adam olmadan. Güvenecek kimsesi olmayan, dayanağı bulunmayan, arkasız. Erkeksiz, kocasız.
ETLİ
İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Eti çok olan. Yenecek kısmı çok olan (meyve).
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
ETİKET
Bir malın tür, miktar, fiyat vb. nitelikleri veya kitap, defter vb. şeylerin kime ait olduğunu belirtmek için üzerlerine konulan küçük kâğıt. Kimlik. Toplum içindeki davranışlarda izlenecek yol.
ÇÖPÇATAN
Evlenmelerde aracılık eden kimse. Kimin kiminle evleneceğini önceden kararlaştırıp gerçekleştirdiğine inanılan manevi güç.
DİŞİ
Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey). Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan. Yumuşak, kolay işlenen (maden). Kadın. Şuh, işveli, çekici. Verimli, doğurgan. Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki).
AZALTMAK
Az denecek bir miktara indirmek. Eskisinden az bir duruma getirmek. Etkisini yitirmesine sebep olmak, hafifletmek.
DOLDURMAK
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek. Ses, koku yayılıp kaplamak. Belirli bir süreyi kaplamak, almak. Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak. Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek. Yaşını, yılını bitirmek. Ateşli silahların içine mermi sürmek. Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek. Canlılık kazandırmak.
DİLENDİRMEK
Dilenecek duruma getirmek. Dilencilik yaptırmak.