İçinde NAMUS geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "namus" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde namus bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu namus ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında namus olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

NAMUSSUZCASINA

11 harfli kelimeler

NAMUSSUZLUK

10 harfli kelimeler

NAMUSLULUK, NAMUSSUZCA

9 harfli kelimeler

DİDİNAMUS, NAMUSLUCA

8 harfli kelimeler

NAMUSSUZ, NAMUSKAR

7 harfli kelimeler

NAMUSLU, NAMUSLİ

5 harfli kelimeler

NAMUS

Bazı kelimelerin anlamları

NAMUS

Bir toplum içinde ahlak kurallarına ve toplumsal değerlere bağlılık, iffet. Dürüstlük, doğruluk.

NAMUSLU

Ahlak kurallarına uygun olarak davranan, namuskâr. Olması gerektiği gibi.

NAMUSSUZCA

Namussuz bir biçimde, namussuzcasına.

NAMUSSUZCASINA

Namussuzca.

DİDİNAMUS

İki uzun ve iki kısa stamenin meydana getirdiği erkek organlar topluluğu.

NAMUSLİ

Namuslu; doğru; iyi.

NAMUSSUZ

Ahlak kurallarına uygun davranmayan, ahlak kurallarını çiğneyen. Ahlak kurallarına uygun davranmayarak, ahlak kurallarını çiğneyerek. Kızgınlıkla söylenen bir söz.

NAMUSKAR

Namuslu.

NAMUSLULUK

Namuslu olma durumu, namuskârlık.

NAMUSLUCA

Namuslu bir biçimde.

NAMUSSUZLUK

Namussuz olma durumu. Namussuzca davranış.

  -   -   -  

Anlamında NAMUS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde NAMUS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KİRLETMEK

Kirli duruma getirmek, pisletmek. Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.

DELİKANLI

Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. Gençlere bir seslenme sözü. Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse).

SÖVME

Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.

DOĞRU

Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

ABRUY

Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.

LEKESİZ

Lekesi olmayan, tertemiz. Namuslu.

KALTAK

Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü. İffetsiz, namussuz kadın. Kuskunsuz eyer.

ABIR

Obur, çok yiyen. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, haya. Kılık, kıyafet, biçim. Utanma, hicap, hayâ.

ABUR

Obur, çok yiyen. Kaba, anlayışsız, vurdumduymaz. Küçük çocukların kasık ve koltuk altlarına pudra yerine sürülmek üzere nane, mersin, kekik, gül ve cennet süpürgesi yapraklarının döğülmesinden elde edilen toz. Namus, şeref, haysiyet. Kılık, kıyafet, biçim. Öğme, medih. Karalâhana, fasulye ve mısır unu ile yapılan bir çeşit yemek. Kekliklerin gelme zamanında ilk gelen keklikler.

EKSİKSİZ

Eksiği olmayan, tam, tamam. Tam olarak. İyi, namuslu, temiz.

ARLI

Namuslu, utangaç, sıkılgan.

ABIRU

Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.

YEDİRMEK

Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.

LEKELEME

Lekelemek işi. Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme.

KALTABAN

Namussuz. Şarlatan, yalancı, hileci.

İFFET

Cinsel konularda ahlak kurallarına bağlılık, sililik. Namus.

KABADAYI

Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse. Bir şeyin en iyisi, başta geleni. Yürekli.

LEKE

Kirliliği gösteren iz. Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm. Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe. Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk. Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk.

TECAVÜZ

Saldırı. Başkasının hakkına el uzatma. Aşma, ötesine geçme. Namusuna saldırma, sarkıntılık.

LEKELEMEK

Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak. Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek.