Kelimeler arşivinde; içinde "lök" olan, toplam 75 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lök bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lök ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lök olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
LÖKOSİTOZOONOZİS
LÖKOENSEFALİTİS, LÖKODİYAPEDEZİS
LÖKOKROMOTRİHİ, LÖKOMİYELOPATİ
LÖKOENSEFALİT, LÖKOMİYELİTİS, İNTERLÖKİNLER
LÖKOTRİENLER, LÖKOSİTOPENİ
PANLÖKOPENİ, LÖKOPEDEZİS, LÖKOSİTOZİS, LÖKOTRİKİYA, LÖKEDİRECEN
LÖKOSİTÜRİ, LÖKOMALASİ, LÖKOTAKSİS, LÖKOPTERİN, LÖKÜLLEMEK, İNTERLÖKİN
LÖKOSİYAN, NÖROLÖKİN, LÖKODERMİ, LÖKODERMA, LÖKOBLAST, LÖKOTRİEN, LÖKOPENİK, LÖKOPLAST, LÖKOPLAZİ, LÖKOPOİEZ, LÖKOSİDİN, LÖKOSİTOZ
LÖKOPATİ, LÖKOPENİ, LÖKLEMEK, HASANLÖK, HATLÖKÜM, LÖKLEMEĞ, LÖKLEMEG, LÖKEMİYA, LÖKEŞEĞİ
LÖKOFOR, LÖKLEME, LÖKÜMEK, LÖKÜLLÜ, LÖKOZİS, LÖKOTİP, LÖKOSİT, LÖKLÖKÜ
LÖKEŞİ, LÖKMEK, LÖKÜŞE, LÖKEÇE, LÖKLAZ, LÖKEMİ, LÖKKÖY, LÖKGEŞ, LÖKEŞE, LÖKİYE
LÖKOM, LÖKOZ, LÖKYA, LÖKÜZ, LÖKÜS, YELÖK, LÖKÜN, LÖKME, LÖKŞE, LÖKLÜ, LÖKER, LÖKEŞ
LÖKO, LÖKÜ
LÖK
LÖK
Yedi yaşından büyük erkek boz deve. Kireç, zeytinyağı, pamuk ve yumurta akının karıştırılması yoluyla, kırık çanak çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun, lökün. Erkek deve. İğdiş edilmiş deve. Kızgın, azgın deve. Tek hörgüçlü damızlık, tüysüz erkek deve. Çökmüş, oturmuş deve. Dişi deve. Doğurması yakın keçi. Gebe hayvan. Çaylak büyüklüğünde bir çeşit kuş. Hindi. Topaç. Çevresi toprakla yükseltilmiş tarla parçası, evlek. Kurşun lehimlemekte kullanılan pamuklu bez. Kireç, zeytinyağı, pamuk, yumurta akının karıştırılmasından elde edilen, kırık, çatlak çanak, çömlekleri, künkleri birleştirmekte kullanılan macun. Yumurta akı, sabun, zeytinyağı ile yapılan ve kırık çıkıkların iyileştirilmesinde kullanılan bir çeşit ilâç. Buğday unu ile yumurtadan yapılıp çocukların karnına konulan yakı. Sabun ve yumurta ile yapılıp ağrıyan yere yapıştırılan yakı. Karasakız. Gaz lambalarının makine kısmını cam kısmına tutturmaya yarayan şap. Büyük çamur parçası. Ekmeğin iyi pişmemiş durumu. Yalan. Boz devenin erkeği. Tek hörgüçlü deve.
LÖKOSİTOPENİ
Kanda lökosit sayısının azalması; lökosit miktarının normalin altına inmesi.
İNTERLÖKİNLER
Bağışıklık sistemini uyaran ve hücrelerarası haberleşmeyi sağlayan, en az 13 adet alt tipi bulunan, makrofajlar, B ve T lenfositler tarafından antijenik ve mitojenik uyarımlar sonucu üretilen antikor tabiatında olmayan bir grup protein, İL.
LÖKODİYAPEDEZİS
Hücre eksudasyonu.
LÖKOTRİENLER
Mast hücrelerinde fosfolipaz enzimiyle, zardaki fosfolipitlerden meydana gelen ve damar duvarındaki kılcalların kasılmasını yavaşlatan, histaminin zıddı bir faaliyet göstererek alerjik reaksiyonlarda kan damarlarından bağ dokusuna hücre geçişini durduran aracı maddeler.
LÖKOPEDEZİS
Yangıda akyuvarların damar duvarından dışarı çıkması.
LÖKOENSEFALİT
Beyinde beyaz maddenin iltihaplanması.
PANLÖKOPENİ
Kandaki akyuvar sayısının ileri derecede azalması. Kedi panlökopenisi.
LÖKOSİTOZİS
Kandaki toplam akyuvar sayısının artması, lökositoz. Çoğunlukla nötrofil lökositlerde, açık veya gizli irinli enfeksiyonlarda görülür. İnsan, köpek ve atta nötrofil sayısının toplam lökositlere oranı % 60-70 olup bunun % 75-90 ve daha yüksek olması lökositozis olarak değerlendirilir.
LÖKOTRİKİYA
Deri kıllarında pigmentleşmenin azalması, kıl beyazlığı veya beyazlaşması, poliozis. Köpeklerde Vogt-Koyanagi-Harada sendromunda, Çin aslanı ırkı köpeklerde tirozinaz yetmezliğin bağlı olarak ve kalıtsal olarak görülür.
LÖKOKROMOTRİHİ
Şiddetli deri tahribatı olan yerlerde veya işaretleme amacıyla yapılan deri yanık yerlerinde pigment yapan hücrelerin parçalanması nedeniyle, iyileşmelerden sonra renksiz kıllı, açık gri veya beyaz lekelerin oluşması, akromotrihi.
LÖKOMİYELİTİS
Beynin beyaz maddesinin veya omuriliğin yangısı.
LÖKOSİTOZOONOZİS
Evcil ve yabani ördek ve kazlarda Leucocytozoon simondi'nin neden olduğu Simulium türü sinekler tarafından taşınan hastalık.
LÖKOMİYELOPATİ
Omurilik beyaz maddesinin hastalığı.
LÖKOENSEFALİTİS
Beyinde beyaz maddenin yangısı.
LÖKEDİRECEN
Üst ucu söveye, alt ucu dingile geçen ve sövelere dayanıklılık sağlayan eğri ağaç parçası.
Bu bölümde tanımı içerisinde LÖK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
LÖKLEMEK
Lökle yapıştırmak.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
LÖKLEME
Löklemek işi.
ATAKSİ
Vücut faaliyetlerinde düzensizlik veya hareketlerde karışıklık. Hareketlerde eş güdümün bozulması, sendeleme, sarsılma. Kuzularda bakır eksikliği, genç sığırlarda A vitamini eksikliği, koyunlarda louping-ill, koyun ve keçilerde skrapi ve lökozis sonucu ortaya çıkan motorik sinir merkezleri arasındaki eş güdümün bozulması durumu. Vücut kaslarını uyaran sinirler arasındaki uyumlu çalışmanın bozulmasına bağlı olarak hayvanın düzensiz hareketler yapması. Statik ataksi ve lokomotorik ataksi olarak ikiye ayrılır. Yerleşmesine göre; spinal, serebellar ve serebral ataksi çeşitleri vardır.
EİKOZANOİTLER
Araşidonik asitten türeyen prostoglandin, prostasiklin, tromboksan, lökotrien gibi yerel düzenleyici moleküller.
EKSÜDASYON
Damar duvarlarından veya doku yüzeyinden dışarıya, proteinden zengin, lökosit içeren sıvı sızması.
AKROMOTRİHİ
Lökokromotrihi.
ADEZYON
Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.
EOZİNOFİL
Asidofil. Eozinofil lökosit. Eozin seven; eozin denen asit bir boya ile kolayca boyanabilen.
FAGOSİTİN
Lökositlerde fagositoz sırasında meydana gelen sıcağa dayanıklı protein yapısında bir bakterisidal. Nötrofil granüllerinden salınan bakteri öldürücü bir protein.
ERLİŞİYOZİS
Ehrlichia cinsi bakterilerin neden olduğu insan, köpek, sığır, koyun, keçi ve atlarda kenelerle bulaşan ateşli bir hastalık. Enfekte bireylerde ateş, baş ağrısı, anoreksi, kırgınlık, lökopeni, trombositopeni, miyozitis ve ara sıra ölüm görülebilmektedir. İnsan enfeksiyonlarına neden olan önemli türler Ehrlichia chaffeensis, Anaplasma phagocytophilum ve Ehrlichia ewingii'dir. Koyun, sığır, kedi ve köpeklerde ise Ehrlichia canis, Haemobartonella felis ve Anaplasma türleri enfeksiyona neden olmaktadır.
EOZİNOFİLİK
Mikroskopta eozinle kolayca boyanan, eozini kolayca alan hücre veya dokuları ifade eder. Eozinofil lökositlere ait veya eozinofiliyle ilgili olan.
AGRANÜLOSİT
Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.
DEGRANÜLASYON
Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.
EOZİNOFİLİ
Kanda eozinofil lökosit sayısının ileri derecede artması. Aşırı derecede eozinofil lökositlerin üretilmesi ve bunların kanda anormal derecede artması, eozinofilik lökositozis. Genellikle kronik paraziter enfeksiyonlarla ilişkilidir. Belirli organlardaki kimi parazitlerin etkisiyle genel eozinofil sayısı artabilir. Bu artış sıklıkla tanıda kullanılabilir. Doku kesitlerinin eozinle kolayca boyanması.
EYKOSANOİTLER
Arakidonik asit ve bundan türeyen prostaglandin, tromboksan, lökotrienler gibi maddelere verilen genel ad.
DİYAPEDEZ
Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.
AGRONÜLOSİT
Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.