Kelimeler arşivinde; içinde "koğu" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde koğu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu koğu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında koğu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KOĞUŞTURMA
SARIKOĞUK, KOĞUŞTURU, KOĞULAMAK, KOĞUŞKENT, KOĞURNIAK
KOĞURSAK, KOĞUŞTAK, KOĞUŞMAK, KOĞULTAK, KOĞUKTAŞ
KOĞURSU, KOĞUNCU
KOĞUSA, KOĞUCU
KOĞUR, KOĞUŞ, KOĞUK, KOĞUT, KOĞUZ
KOĞU
KOĞU
Çekiştirme, yerme, kötüleme, dedikodu. Bol, gevşek : Bu çorap koğu örülmüş.
KOĞUŞKENT
İnsanların, çalışmak için bir başka yerleşim yerine gidip gelmek zorunda bulundukları, iş alanları ve ekonomik etkinlikleri ancak günlük gereksinmeleri karşılamaya yetebilen, başat özelliği oturma işlevinin yerine getirilmesi olan yörekent ya da uydukent.
KOĞULAMAK
Arkadan çekiştirmek, dedikodu etmek. Dedikodu etmek.
KOĞUCU
Dedikoducu, söz getirip götüren, arkadan çekiştiren. Askerlikte izleme kolu. Dedikoducu.
KOĞUŞTAK
Aralık : Akşam kapı koğuştak kalmış, üşümüşüm.
KOĞUŞMAK
Koşmak. İnek boğaya gelmek.
KOĞUSA
Öksürük.
KOĞURSAK
Kısır inek.
SARIKOĞUK
Bir çeşit incir.
KOĞURNIAK
Sarhoş nara atmak.
KOĞUNCU
Takipçi, kovalayıcı.
KOĞUKTAŞ
Muş ilinde, Hasköy belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KOĞUŞTURMA
ta'kib.
KOĞULTAK
Delik deşik yer.
KOĞUŞTURU
Bir konuyu belge ve bulguları gözden geçirerek araştırma.
KOĞURSU
Yanan kıl ya da yün kokusu. Yanan yün kokusu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HASODA
Enderun'da içoğlanlara ayrılan altı oda ya da koğuştan birincisi ve en önemlisi.
KÖŞEBAŞI
Bir sokağın başka bir sokakla veya caddeyle kesiştiği yer. Önemli makam. Koğuşta baş köşeye oturmaya yetkili olan ağalardan beşine verilen san. Van şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KOĞUZ
Aralık. Üzüm salkımları arasında bulunan çürük taneler. Eksik, içerisi sıkıştırılarak doldurulmamış, gevşek bırakılmış. Bir kabın dolmaya yakın durumu : Su çoğalmış kuyu koğuz kalmış. Yarıdan yukarı (sıvı için): Bana bir bardak su ver fakat koğuz yap. İçi boş, kof.
KAVUŞ
Tahta. Koğuş.
GAVÜŞ
Koğuş.
BAŞALTI
Gemilerde tayfa ve erlerin baş taraftaki koğuşları. Kayığın baş tarafının altındaki odacık: Şeker sandıklarını başaltına koyun deniz ıslamasın. Emin yer, en güvenilecek yer: Gişinin malı başaltında gerek. Yağlı güreşte ve karakucakta baş'tan önceki boy.
KLİNİK
Hastanın bakıldığı, muayene edildiği yer. Vücut muayenesinde görülen (hastalık belirtisi). Hekim olacak öğrencilerin hasta başında uygulamalı olarak ders gördükleri hasta koğuşu.
DOLAMALI
Enderun koğuşlarından büyük ve küçük oda'lar içoğlanlarına, taşıdıkları giysiye göre verilen ad.
MANGA
On kişilik asker birliği. Savaş gemilerinde deniz erlerinin yattığı koğuş. Japon çizgi romanı.
DADILHANA
Geniş oda, koğuş, hangar.
MEYDANCI
Avlu, bahçe vb. yerleri süpürüp temizleyen hizmetli. Mevlevi tekkelerinde konukları karşılayan, meydanı açan, Mevlevi raksını düzenleyen tarikat adamı. Hapishane koğuşlarında ayak işlerini gören kimse.
KULLUKÇUBAŞI
Sarayda Seferli odası erlerinden, padişahın sarık ve abdest peşkirlerini yıkamakla görevli olanına verilen ad. Kiler ve hazine koğuşlarındaki kıdemlilere verilen ad.
GÜĞÜMBAŞI
Hazine koğuşu eskilerinden, padişahın özel işlerini yapmakla yükümlü bir saray görevlisi.